
Search this site
Boş arama ile 96 sonuç bulundu
- Kediler Neden Birbirlerini Yalar?
Kediler, sosyal bağlarını korumak, kokularını paylaşmak ve gerginliği yönetmek için birbirlerini yalarlar. Araştırmalar, yalamanın %91,6'sının tek yönlü olduğunu ve seansların %35'inde yalayan kedinin saldırgan davranışlar sergilediğini göstermektedir. Şu sahneyi gördünüz mü?: Bir kedi, diğer kedinin başını iki dakika boyunca nazikçe yalıyor. Gözleri yarı kapalı. Hatta belki mırlıyorlar. Sonra, aniden biri diğerine sert bir hareketle hızlı bir tokat atıyor. Yalanan kedi kaçıyor. Siz de ne olduğunu merak ediyorsunuz. Bu karşılıklı yalama ve ardından kavga dizisi her yıl milyonlarca kedi ebeveynini şaşırtıyor. Sanki yanlış giden bir sevgi gösterisi gibi görünüyor ancak bilim daha karmaşık bir hikaye anlatıyor: Evcil kedilerde karşılıklı yalama, aynı anda sosyal bağ kurma eylemi, koku alışverişi mekanizması, hiyerarşi göstergesi ve gerilimin büyük çatışmaya dönüşmeden önce yatıştırılmasının bir yoludur. Georgia Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'nden Dr. Sharon Crowell-Davis'in kedi sosyal organizasyonu üzerine, çığır açan 2004 tarihli makalesinde ortaya koyduğu gibi, tercih edilen arkadaşlar arasında karşılıklı tüy temizleme, kedi gruplarında sosyal uyumu sağlayan temel davranışlardan biridir. Bu davranışın ardındaki nedenleri anlamak, evinizdeki kediler arasında olup biten her şeyi yorumlama şeklinizi değiştirir. Kediler birbirlerini yalayarak öncelikle sosyal bağlarını korur, kokularını paylaşır ve kendi kendilerini yalarken ulaşamadıkları vücut bölgelerinde parazitlere karşı savunma sağlarlar. UC Davis araştırması, kedilerin uyanık oldukları saatlerin yaklaşık %8'ini kendi kendilerini temizlemeye ayırdığını ve doğrudan yalamanın imkansız olduğu baş bölgesinin en fazla çabayı (%31) aldığını ortaya koymuştur. Karşılıklı yalama, bu biyolojik kör noktayı çözebilmektedir. Kör Noktalar Her kedi aynı anatomik sorunla karşı karşıyadır. Baş ve boyun, vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla bakıma ihtiyaç duyar, ancak kediler fiziksel olarak dilleriyle bu bölgelere ulaşamazlar. Kediler dolaylı bir çözüm yoluna başvururlar: patilerini yalayıp yüzlerine sürerler. Bu "yüz yıkama" yöntemi, kalıntıları ve dış parazitleri temizlemek için doğrudan dil temasına göre daha az etkilidir. Allogrooming (karşıdakini temizleme) bu boşluğu dolduruyor. Bir kedi diğerini yaladığında ettiğinde, allgrooming neredeyse tamamen baş ve boyun bölgesine yöneliktir. Yalayan kedinin pütürlü dili, kendi kendine yalamanın sağlayamayacağı doğrudan temizliği sağlar. UC Davis'ten Eckstein ve Hart'ın araştırması, kedilerin kendilerini temizlemeleri engellendiğinde (Elizabeth yakaları kullanılarak), pire sayısının üç hafta içinde, serbestçe temizlenmelerine izin verilen kedilere kıyasla iki katına çıktığını göstermiştir. Kendi kendine temizlenmesi en zor olan baş ve boyun bölgesi, parazit birikimine en savunmasız bölgedir. Koku Değişimi Fonksiyonu Bristol Üniversitesi Antrozooloji Enstitüsü'nden Dr. John Bradshaw, koloni uyumunun "karşılıklı sürtünme ve karşılıklı tüy temizleme olarak ifade edildiğini ve muhtemelen bu şekilde sürdürüldüğünü" belirtiyor ve karşılıklı tüy temizlemenin koku alışverişi rolünün "büyük ölçüde araştırılmamış bir rol oynayabileceğini" ekliyor. Kediler birbirlerini temizlemeyi bırakırlarsa, ortak koku profili bozulabilir ve bu da grup üyeleri arasındaki sosyal tanınmayı potansiyel olarak zayıflatabilir. Bu koku alışverişi işlevi, kedilerin ortak bir grup kimliği oluşturmak için yüz feromonlarını bıraktığı kedi sürtünme davranışı ile aynı temel mekanizmayı paylaşır. Vitale ve Udell'in 2017 yılında kedi sosyal gruplarındaki kimyasal sinyalleşme üzerine yaptığı bir inceleme, yavru kedilerin aile kokularıyla ilk deneyimlerini anne tarafından yapılan tüy bakımı yoluyla edindiklerini bildirmektedir. Bu erken koku bağı, yetişkinlikte koloni kokusunu tanıma için bir şablon oluşturur; ancak erken tüy bakımından mahrum kalmanın uzun vadeli davranışsal etkilerine dair doğrudan kanıtlar sınırlıdır. Endorfin Hipotezi Tüy bakımının, hem tüy bakımını yapan hem de alan kişide sakinleştirici bir nörokimyasal etki yaratan endorfin salınımını tetiklediği yaygın olarak bildirilmektedir. Primatlarda yapılan araştırmalar, sosyal tüy bakımı sırasında endorfin salınımını göstermiştir ve kedi davranış bilimcileri, tüy bakımı seansları sırasında gözlemlenebilir gevşeme tepkisine (mırıldanma, yavaş göz kırpma, kas gevşemesi) dayanarak kedilerde de benzer bir mekanizma olduğunu varsaymaktadır. Bakım alan kişi, karşılıklı tüy bakımı sırasında genellikle aktif olarak işbirliği yapar, tüy bakımını yapan kişiye daha iyi erişim sağlamak için başını eğerek ve döndürerek, genellikle mırıldanarak davranır. Kedilerin Birbirlerini Yalamasının Anlamları Nelerdir? Kediler arasında karşılıklı tüy temizleme davranışı, iki kedi arasında kurulmuş bir sosyal ilişkiyi işaret eder; ancak bu bağın doğası basit bir "sevgi"den daha karmaşıktır. Araştırmalar, kedilerin rastgele koloni üyeleri yerine belirli tercih ettikleri partnerlerini yaladıklarını sürekli olarak göstermektedir. Van den Bos'un 1998 yılında yaptığı ve 25 adet kapalı alanda tutulan, kısırlaştırılmış kedi arasında gerçekleşen 83 karşılıklı tüy temizleme etkileşimini gözlemleyen tek bir çalışmada, karşılıklı tüy temizlemenin %91,6'sının tek yönlü olduğu, yani bir kedinin tüy temizleme yaparken diğerinin tüy temizlemeye maruz kaldığı bulunmuştur. Aynı çalışmada, gözlemlenen etkileşimlerin %78,6'sında daha yüksek rütbeli kedilerin daha düşük rütbeli kedilere karşı tüy temizlemeyi başlattığı bildirilmiştir. Bu bulgular, karşılıklı tüy temizlemenin eşitler arasındaki karşılıklı sevgiyi değil, sosyal rütbeyi yansıtabileceğini düşündürmektedir. Georgia Üniversitesi'nin yaptığı birçok çalışma, tercih edilen partnerlerin, tercih edilmeyen partnerlere göre önemli ölçüde daha fazla karşılıklı tüy temizleme, karşılıklı sürtünme ve fiziksel temasta bulunduğunu doğrulamaktadır. Bu, onların tercih edilen iş ortakları oldukları anlamına gelir. Kediler rastgele tüy temizleme yapmazlar. Barry ve Crowell-Davis (1999), kedilerin sadece kendilerine en yakın oturan kediyi değil, tüy temizleme için tercih ettikleri kediyi aradıklarını bulmuşlardır. Curtis, Knowles ve Crowell-Davis (2003), 28 kediden oluşan bir kolonide bu seçici modeli doğrulayarak, tüy temizleme sıklığının hem aşinalıkla hem de çalışmalarında genetik akrabalıkla ilişkili olduğunu bulmuşlardır. Yapılan çalışma; genetik akrabaları daha fazla temizlediklerini göstermiştir. Akrabalar, ortalama 8,44 kez, akraba olmayan kediler 4,17 kez yalanmıştır. Bu seçicilik, araştırma ortamlarının tamamında tutarlıdır. Unity Çevre Üniversitesi'nde Sertifikalı Uygulamalı Hayvan Davranış Bilimcisi olan Dr. Kristyn Vitale tarafından yapılan, serbest dolaşan kediler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, Church Farm'daki koloni kedilerinin, karşılıklı tüy temizleme davranışını tercihli olarak sergiledikleri, yani tüy temizlemeyi grup içinde eşit olarak dağıtmak yerine belirli partnerlere yönlendirdikleri gözlemlenmiştir. Bu, mutlaka "eşittir" anlamına gelmez. Van den Bos'un 1998 yılında yaptığı ve 25 adet kapalı alanda tutulan, kısırlaştırılmış kedi arasında gerçekleşen 83 karşılıklı tüy temizleme etkileşimini gözlemleyen tek bir çalışmada, karşılıklı tüy temizlemenin %91,6'sının tek yönlü olduğu, yani bir kedinin tüy temizleme yaparken diğerinin tüy temizlemeye maruz kaldığı bulunmuştur. Aynı çalışmada, gözlemlenen etkileşimlerin %78,6'sında daha yüksek rütbeli kedilerin daha düşük rütbeli kedilere karşı tüy temizlemeyi başlattığı bildirilmiştir. Bu bulgular, karşılıklı tüy temizlemenin eşitler arasındaki karşılıklı sevgiyi değil, sosyal rütbeyi yansıtabileceğini düşündürmektedir. Kedilerim Neden Birbirlerini Yaladıktan Sonra Kavga Ediyorlar? Van den Bos'un (1998) 25 kapalı alanda tutulan kedi üzerinde yaptığı gözlemlere göre, karşılıklı tüy temizleme seanslarının yaklaşık %35'inde önce tüy temizleme, sonra vurma paterni görülmektedir. Başlıca hipotez, yeniden yönlendirilmiş gerilimdir: Tüy temizleme, gerilimin büyük çatışmaya dönüşmeden önce yatıştırılmasının bir yoludur. Ancak altta yatan sosyal gerilim bazen seans sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkar. Genellikle, tüy temizlemeye maruz kalan değil, tüy temizlemeyi yapan taraf saldırgan davranışı başlatır. Yönlendirilmiş Saldırganlık Hipotezi Van den Bos (1998), karşılıklı tüy temizlemenin, açık kavganın çok zorlayıcı olacağı durumlarda potansiyel saldırganlığı yeniden yönlendirmenin bir yolu olarak işlev gördüğünü öne sürmüştür. Kedilerin birbirlerinden kolayca kaçınamadığı kapalı bir ortamda, tüy temizleme, gerilim için sosyal olarak kabul edilebilir bir çıkış yolu sağlar. Ancak gerilim her zaman kontrol altında kalmaz. Van den Bos'un gözlemlediği 83 karşılıklı bakım etkileşiminin yaklaşık %35'inde, bakım seansının ardından saldırgan davranışlar gözlemlendi. Bu davranışlar, tehdit gösterilerinden ve vücut kasılmasından, vurma ve ısırmalara kadar çeşitlilik gösterdi. Bakım yapan kişi, etkileşim sırasında genellikle fiziksel olarak baskın bir duruş sergiliyordu (dik oturuyor, yüksek bir pozisyonda bulunuyordu) ve saldırgan davranışlar, bakım yapılan kişi tarafından değil, bakım yapan kişi tarafından başlatılıyordu. Kediler Neden Birbirlerinin Popolarını Yalar? Yetişkin kediler arasında anogenital bölgeyi yalama, yeni doğan yavru kedilerin hayatta kalması için gerekli olan anne bakım davranışının bir uzantısıdır. Anne kediler, idrar ve dışkılamayı uyarmak için yaşamlarının ilk üç ila dört haftasında yavrularının anogenital bölgelerini yalarlar. Yetişkinler arasında anogenital bölgeyi yalamanın muhtemelen koku tanımlama işlevi gördüğü düşünülmektedir, çünkü anogenital bölge, bireysel olarak ayırt edici kimyasal imzalar üreten yoğun feromon bezleri içerir. Anne Kökeni Anne tarafından yapılan tüy bakımı, karşılıklı tüy bakımının ilk ve en kritik şeklidir. Yeni doğan yavru kediler, dışkılama ihtiyacını tetiklemek için tamamen annelerinin yalamasına bağımlıdır. Üç ila dört haftalık yetim yavru kedilerin hayatta kalabilmesi için anogenital bölgenin ılık suyla nemlendirilmiş pamukla, nazikçe uyarılması gerekir. Annenin tüy bakımı ayrıca yeni doğanlardan dış parazitleri uzaklaştırır ve neonatal konjonktivit gibi göz enfeksiyonlarını kontrol etmeye yardımcı olabilecek antibakteriyel tükürük uygular. Bu hayatta kalma açısından hayati önem taşıyan davranış, yavru kediler olgunlaştığında ortadan kaybolmaz. Birbirine bağlı kediler arasında yetişkinlikte görülen anogenital yalama, sosyal koku tanımlaması için yeniden işlevlendirilmiş, korunmuş bir gelişimsel davranışı temsil eder. Kedilerin perianal bölgesinde oldukça yoğun apokrin bezleri bulunur ve bu bezlerden gelen kimyasal imza her kedi için benzersizdir. Yetişkinler arasındaki anogenital yalama muhtemelen bir kimlik doğrulama işlevi görür ve "sen benim sosyal grubuma aitsin" mesajını verir. Ne zaman endişelenmelisiniz? Birbirine bağlı kediler arasında ara sıra anogenital bölgeyi yalamak normal bir davranıştır. Eğer bir kedi diğerinin anogenital bölgesini aşırı derecede yalayarak tüy dökülmesine, kızarıklığa veya cilt tahrişine neden oluyorsa, bir veteriner hekime danışın. Yalayan kedi, yalanan kedide altta yatan bir tıbbi durum (idrar yolu enfeksiyonu, cilt hastalığı veya anal bez sorunları) tespit ediyor olabilir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4
- Kedi Maltlarında Malt Oranı Kaç Olmalı? Yüksek Malt Oranı Kediler İçin Zararlı mı? Tüy Yumağı Yönetiminde Şeker Yükü ve Lif Analizi
Kedilerde tüy yumağı (hairball) oluşumu, kendilerini temizleme rutinlerinin doğal bir sonucudur. Ancak kediler için bu tüylerin atımında kullanılan geleneksel malt macunlar, maltın (arpanın) doğasından kaynaklanan yüksek şeker oranları ve lif içermemesi nedeniyle modern veteriner besleme bilimi tarafından yeniden sorgulanmaktadır. Kedilere Verilen Geleneksel Malt Macunları Tüy Yumağını Nasıl Engeller, Riski Nedir? Geleneksel kedi tüy yumağı önleyicilerin %50 ila %70’ini oluşturan malt olup, maltta aslında herhangi bir lif ya da prebiyotik yer almaz. Arpa'da yer alan lifin tamamı, malt yapımındaki ekstraksiyon ve süzüntü alma aşamasında kaybolur. Bu yapışkan yapı midedeki tüyleri bağlayarak dışarı atılmasına yardımcı olan, yüksek orandaki varlığı uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen, oldukça düşük maliyetli bir bileşendir. Zira bu süreçte kedi metabolizmasına ciddi bir glikoz yüklenir. Çünkü malt, yani arpa, özünde yüksek oranda maltoz (şeker) ve karbonhidrat içerir. Kedinizin tüy yumağını atmak için aldığı her porsiyon, organlarına ekstra metabolik stres bindirir. Veteriner besleme literatüründe arpa ve nişasta kaynaklarının yüksek glisemik indeksi ve kedilerdeki amilaz/glukokinaz yetersizliği ile ilgili çalışmalar, yüksek oranda malt içeren tüy yumağı önleyicilerin neden kullanılmaması gerektiğini doğrudan kanıtlamaktadır. Kedilerde Yüksek Şekerin Metabolik ve Organik Riskleri Kediler biyolojik olarak zorunlu etçil (obligate carnivore) canlılardır. Karaciğer ve pankreas yapıları yüksek karbonhidrat veya şekeri tolere etmeye uygun değildir. Kedilerin tükürüklerinde karbonhidratları (Maltta %90 oranında bulunur) parçalayan amilaz enzimi yoktur. Bağırsakları da kısa olduğu için sindirmek için yeterli süreye sahip değildirler. Düşük Enzim Aktivitesi: Kedilerde glikoz metabolizmasını yöneten glukokinaz enzim aktivitesi de son derece sınırlıdır. Glukokinaz enzimi karaciğerde glikozun işlenmesini sağlar. Bu enzimin yetersizliği, kana karışan fazla şekerli ve karbonhidratlı gıdaların atılamayıp kan şekerini hızla yükseltmesine neden olur. Diyabet ve İnsülin Direnci: Sürekli yüksek şeker alımı, insülin direncine ve tip-2 diyabete zemin hazırlar. Böbrek ve Organ Stresi: Yüksek şeker ve karbonhidrat, özellikle yaşlanan kedilerde Kronik Böbrek Hastalığı (CKD) riskini dolaylı olarak tetikler. Karşılaştırma: Geleneksel Malt vs. Fonksiyonel Lif Teknolojisi Veteriner tıp literatürü, tüylerin güvenle tahliyesi için şekere ihtiyaç olmadığını; asıl etkileyici unsurun doğal lifler ve bitkisel müsilajlar olduğunu doğrulamaktadır. Özellik Geleneksel Malt Macunlar Fonksiyonel Lif & Müsilaj Destekleri Etki Mekanizması Şekerli/Yapışkan Viskozite Doğal Şişen Lifler ve Müsilaj Tabakası (Karnıyarık Otu, Kaygan Karaağaç Kabuğu Tozu, Hatmi Kökü Ekstresi) Metabolik Yük Yüksek Şeker (Maltoz) ve Glisemi Sıfır Şeker/Düşük Glisemik Yük Organ Sağlığı Pankreas ve Böbrek Stresi Sindirim Dostu/Prebiyotik Katkı (İnülin, Bal Kabağı Tozu, Spirulina, Beta-Glukanlar) Klinik Başarı Geçici Geçiş Kolaylığı Bütüncül Bağırsak Sağlığı Desteğiyle Uzun Vadede Semtomplarda Azalma Şekersiz ve Fonksiyonel Tüy Yumağı Yönetimi Yapılan klinik araştırmalar, Psyllium (Karnıyarık Otu Tohumu Kabuğu) ve Kaygan Karaağaç (Slippery Elm) kombinasyonunun kedilerde öğürme, öksürme ve kusma gibi tüy yumağı semptomlarını bağırsak düzeyinde azalttığını ve tüylerin dışkıyla atılmasını sağladığını kanıtlamıştır. Koruyucu Desteklemede Yeni Standart: Pitho Anti Hairball Premium Support, geleneksel macunların yarattığı metabolik şeker yükünü reddederek koruyucu veteriner besleme ilkeleriyle üretilmiştir. Geleneksel ve yüksek tahıllı sıradan maltların ötesinde, bütüncül bir sağlık yaklaşımıyla geliştirilmiştir. Düşük tahıllı, yüksek lifli ve temiz formülü; kedilerde tüy yumağı (hairball) kusmasını sadece bağırsak seviyesinde çözmekle kalmaz, sindirim sorunlarını ve genel bağırsak sağlığını da bütüncül olarak ele alır. Formülündeki malt oranı sadece lezzet/kıvam verecek minimum seviyede tutulmuş; tüy tahliye görevi Psyllium, Bal Kabağı, Kaygan Karaağaç, Karnıyarık Otu Tohumu Kabuğu, Hatmi Kökü ve İnülin bileşimine devredilmiştir. İçeriğindeki Omega-3'le bir ilki daha gerçekleştirirken, Biotin ve Spirulina ile tüy sağlığını destekler. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7
- Kedilerin 18 Uyku Pozisyonu ve Anlamları
Kediler günde yaklaşık 16 saat uyurlar ve bu süre, yaşları ilerledikçe artar. Bazıları oldukça garip olan uyuma şekilleri ise, sıcaklıktan kaynaklanmadığı sürece- çoğu zaman sosyal eğilimlerden kaynaklanır. Peki kedilerin uyku pozisyonu bize ne anlatır? Yumak Pozisyonu Burunları kuyruklarına gelecek şekilde kıvrılmış olarak uyuma şeklidir. Kediler sıcaklığı severler ve bu şekil, vücut ısılarını korumalarına yardımcı olur. Bu pozisyon ayrıca karınlarındaki hayati organları daha az önemli ve daha dayanıklı kas ve kemiklerle çevreleyerek korur. Kediler yumak pozisyonunu, daha sıcak bir ortam gereksinimini karşılamak ya da kendilerini korumak için seçebilirler. Sırt Üstü Kedinizin, ön bacakları ya karnının üzerinde ya da başının üzerinde uzatıp karnını tamamen açıkta bırakarak sırt üstü uyuduğunu görmüşsünüzdür. Kediler içgüdüsel olarak savunmasız organlarını korurlar, bu yüzden bir kedi karnı açıkta uyuyorsa, bu onun güvende ve kendinden emin hissettiği, sıcaklıktan da memnun olduğu anlamına gelir. Kediniz güvende hissetse bile, muhtemelen bu pozisyondayken karnına dokunmamalısınız çünkü kendisini savunmaya çalışacak ve elinizi tekmeleyecek ya da ısıracaktır. Yan Yatarak Kediler ayrıca bacakları uzatılmış şekilde yan yatmayı severler. Sırt üstü uyumaya benzer şekilde, kedinizin hayati organları bu pozisyonda açıktadır. Bu uyku pozisyonu da kedinizin sizinle çok rahat olduğunun bir işaretidir. Ortam sıcaklığından da memnundur. Ancak yan yatarak uyumak, kedinizin ihtiyaç duyduğunda zıplamasını ve/veya koşmasını kolaylaştırır. Av hayvanları olarak, bu kaçış seçeneğine sahip olmak biraz sigorta görevi görür ve kedinizin dinlendirici bir uyku çekmesine yardımcı olur. Somun Şeklinde Bu pozisyon bir somun ekmeğin şekline benzer. Somun şeklinde uyuduklarında kediler, ön patilerini vücutlarının altına kıvırır ve başlarını yukarıda tutarlar. Bu pozisyon kedinin hem vücut ısısını hem de organlarını korur. Bu pozisyonda uyuyan bir kedi aslında tamamen rahat bir ortamda da olabilir ancak aniden tehlike altında kaldıklarında harekete geçip pençelerini kullanmaya hazırdırlar. Derin uykunun gerçekleşmediği bu uyku şekli ya aslında çok da uykusu olmayan bir kedide ya da evsiz olan kedilerde görülmektedir. Süperman Pozisyonu Süperman pozisyonunda, kedi karnının üstüne yatar. Ön bacakları ve patileri öne doğru, arka bacakları ve patileri ise arkaya uzatılmıştır (tıpkı uçan bir Süperman gibi) Kediler için oldukça avantajlı bir pozisyondur, çünkü hem dört pençesi de uzatılmış ve harekete hazırdır hem savunmasız karınlarını koruma avantajına sahiptir hem hava soğuksa ve altındaki zemin bir örtü ise vücut ısısını korur hem de hava sıcaksa ve doğrudan yere yattıysa serinlemesini sağlar. Sarmaşık Pozisyonu Kedinin koltuğun sırtına veya koluna, kaloriferin üstüne tüneyip bacaklarını aşağıya uzatarak uyuması tehlikeli görünebilir. Ancak bu uyku pozisyonunun avantajları vardır. Birincisi, yüksek bir bakış açısı sayesinde kediler hem rahat uyur hem de diğer avcılara hakimdir ve güvendedir. Evinizde bu, diğer kedi veya köpek, çocuklar veya misafirler anlamına gelebilir. Ayrıca, kendisi de bir avcı olan kedinize, tünemiş bir uyku pozisyonu, potansiyel avı gözlemlemek için panoramik bir görüş de sağlar. Evinizde, "av" büyük ihtimalle, kedinizin karakterine göre diğer kediler hatta aktif kediler için oyuncakları olabilir. Bu pozisyonu seven kediler yüksek kedi evi ya da kedi ağaçlarını da çok sevecektir. 7. Hamur Pozisyonları Kediler bazen çok rahatsız edici görünen pozisyonlarda uyurlar. Ancak köpeklerden farklı olarak kediler son derece esnektir, bu yüzden çok garip görünen bir uyku pozisyonu aslında kediniz için oldukça rahat olabilir. Bir kedinin omurgasındaki diskler çok elastiktir ve kedilerin vücutlarını alışılmadık şekillerde bükmelerine olanak tanır. Ayrıca, bir kedinin kürek kemiği, insanlarda olduğu gibi kemikle değil, kasla gevşek bir şekilde bağlanmıştır ve bu da onlara omuz ekleminde son derece geniş bir hareket aralığı sağlar. Sağlıklı bir kedi için, özellikle görseldekine benzer şekildeki bir pozisyon kedinizin, tamamen endişesiz, kaygısız ve huzurlu olduğu anlamına gelir. Dik Oturarak Uyku Pozisyonu Kediler, insanı taklit etmeye çalışıyormuş gibi dik de oturabilirler. Oturur pozisyonda uyuyan bir kedi karnını açığa çıkarır, bu da kendilerini güvende hissettikleri anlamına gelir. Ayrıca, oturma pozisyonunda olmak, kediye uyku aralarında az çabayla temizlemesi için daha kolay bir göbek erişimi sağlar. Oturarak uyuyan kediler bunu sırt kaslarını desteklemek için de yapıyor olabilir. Göğsünüzde Yatması Kedinizin göğsünüzde uyumasının birçok nedeni olabilir. Kediniz size bağlıysa sadece size yakın olmak için göğsünüzde yatıyor olabilir. Kediniz ayrıca sesiniz ona rahatlık sağlayabileceğinden ağzınıza daha yakın olmak için de göğsünüzde uyumak isteyebilir. Ayrıca, kalp atış sesi bir bebeği nasıl rahatlatabiliyorsa, kediniz de kalbinizin sesi ve nefesinizin ritmik hareketiyle rahatlayabilir. Göğsünüzde uyumak kedinize harika bir vücut ısısı kaynağı da sağlar. Yanınızda Yatması Yanınızda yatması, ancak üzerinizde olmaması, kedinizin size bağlı olmadığı anlamına gelmez. Aslında, yanınızda uyuması, kedinizin uyurken savunmasız bir pozisyonda olacak kadar size güvendiği anlamına gelir. Bazı kediler insanlarının üzerinde uyumaktan hoşlanmazlar çünkü küçük bir tampon bölgenin güvenliğini tercih ederler. Bu uyku pozisyonu, size bağlı olduklarını ancak biraz daha fazla alana ihtiyaç duyduklarını söylemenin bir yoludur—en azından o an için. Yüzünüzde Yatması Kedinizin yüzünüze yatmasının bir sebebi, uyurken başınızın vücudunuzun geri kalanından daha az hareket etmesi, bu yüzden onun daha az rahatsız olması olabilir. Ayrıca başınızın yanında ya da üzerinde uyumak, kedinizin size kolayca ulaşmasını sağlar. Yiyecek, ilgi veya diğer ihtiyaçları için kolayca uzanıp sizi uyandırabilir. Genelde insan-kedi bağının en güçlü ifadelerinden biridir. Ayaklarınızın Üzerinde Yatması Ayaklarınızın dibinde veya üstünde uyumak kedinizin size yakın olmasını sağlar, ama aynı zamanda yatağın, koltuğun veya sandalyenin dibinde olduğunda kolay bir kaçışın güvenliğini de sağlar. Bacaklarınızın Arasında Yatması Kedinizin bacaklarınızın arasında uyuması sizin için biraz rahatsız edici olabilir, ancak kediniz için kesinlikle bazı avantajları vardır. Kediniz hem size çok yakın olabilir, hem bacaklarınız kedinizin uyuması için sıcak, güvenli ve yuva benzeri bir alan sağlar, hem de bu ortam kolay bir kaçış yolunun güvenliğine sahiptir. Elbette: Kutular Kedilerin kutulara olan sevgisini bilmeyen yoktur. Peki bu sevgi nereden geliyor? Kedi doğada hem bir av hem de avcıdır ve düşmanlarından saklanacak bir yere ihtiyaçları vardır. Kutular kedilere, kamp çadırlarının insanlara sağladığı güvenlik ve sıcaklık hissini verir. Her ihtimale karşı kolay bir çıkış da sağlar. Patiler Gözlerin Üzerinde Kedinizin patileriyle gözlerini kapatarak uyuması elbette sevimlidir, ancak bu davranışın geçerli bir nedeni var. Patilerini yüzlerinin üzerine koymak, hem patiler hem de yüz için bir miktar yalıtım ve sıcaklık sağlayabilir ve uyku gözlüğü işlevi sağlayarak güçlü ışığı engelleyebilir. Gözler Açık veya Yarı Açık Kediler gözleri tamamen veya kısmen açık uyuyabilirler. Bazen kedinizin gözlerini, hızlı göz hareketi ile REM uykusunu gözlemleyecek kadar iyi görebilirsiniz. REM uykusu, insanların (ve muhtemelen kedilerin) rüya gördüğü aşamadır. Kedilerin diğer göz kapakları arasında, kedi uyurken görülebilen yarı saydam üçüncü bir göz kapağı vardır. Bu, kedi uyurken gözü tahriş edici maddelerden veya kurumaktan korur. Gözleri açık uyumak bir kedi için normal olabilir ancak bunun arkasında tıbbi bir neden olmadığından emin olmak istersiniz. Aşağıdaki göz sorunlarından herhangi birini görürseniz, mümkün olan en kısa sürede güvenilir ve alanında uzman veteriner hekime danışınız: Gözde şişme veya akıntı Şaşı bakış Gözüne pençe atmak Üçüncü göz kapağının kediniz uyanıkken de görünmesi Kum Kabında Kediniz kum kabında uyuyorsa veya yatıyorsa, bunun nedeni genellikle idrar veya sindirim sorunları gibi tıbbidir. Kediniz kum kabında uyumaya, dinlenmeye veya yatmaya başlarsa, derhal güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekime başvurunuz. Bu, kedinizin sağlığında ani bir değişiklik olduğunu gösterebilir. Bazen küçük bir alanda kalmak zorunda bırakılan kediler mecburen kum kabının içinde uyurlar. Bu, oldukça titiz olan kedilerde büyük bir strese ve kaygıya sebep olacaktır. Örtülerin İçinde Kediniz yorganınızın altında uyumayı seviyorsa, muhtemelen hem sıcaklığın hem de kokunuzun verdiği rahatlık ve tanıdıklık hissinin tadını çıkarıyordur. Diğer durumlarda bu uyku şekli stresli kedilerde ya da tedirgin olmuş kedilerde daha yaygındır, çünkü örtüler stresli gürültülerden kaçış imkanı sunar ve onları tamamen saklar. Kedilerin kendilerini örtülerin veya çarşafların altına sokmaları genellikle güvenli kabul edilse de, kedinizin nerede olduğunu her zaman bilmek, yanlışlıkla ona zarar vermemek için önemlidir. Kedinizin altında olduğu malzemenin nefes alabilen yapısını teyit etmek de gerekli olacaktır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynak ve Referanslar 1 2 3 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, kaynaklarını da belirterek size verdiği bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Kedilerde Ağzı Açık Nefes Alma
Kediler, köpeklerin aksine, ağızdan nefes almazlar. Yorucu bir oyun sonrasında, sıcak havalarda dışarıda kaldıktan sonra veya arabaya binmek veya veteriner hekim ziyareti gibi stresli olaylar sırasında ortaya çıkmadığı sürece kedilerde ağzı açık nefes alma endişe vericidir. Eğer kediniz ortalamanın biraz üzerindeki bir sıcakta ya da ortalamanın biraz üzerindeki bir egzersizde ağızdan nefes almaya başlıyor ve bu durumu sık sık tekrarlıyorsa akla gelmesi gereken bazı olasılıklar bulunur. Dışarıda yaşayan veya vakit geçiren bazı kediler, sıcak havalarda serinlemek için nefes nefese kalabilirler. Ayrıca, arabaya binmek veya veteriner hekim ziyareti gibi stresli bir olaya maruz kalan bir kedi nefes nefese kalabilir. Açık bir nedene sahip anlık olaylar dışında, kedilerde soluk soluğa kalma, ağızdan nefes alma, solunum yolu veya kalple ilgili altta yatan bir sorun olduğunu gösterir. Soluk soluğa kalmaya başlayan yaşlı kedilerde olası bir neden konjestif kalp yetmezliğidir. Özellikle öksüren genç kedilerde, daha olası neden kedi astımı gibi bir solunum yolu rahatsızlığıdır. Kedilerde Ağzı Açık Nefes Almanın Nedeni Olarak Konjestif Kalp Yetmezliği Bir kedinin kalbi vücuda yeterince kan pompalayamadığında sıvı, akciğerlere dolar ve sonuç konjestif kalp yetmezliğidir. Kedilerde konjestif kalp yetmezliğinin birçok nedeni vardır ancak çoğunlukla hipertrofik kardiyomiyopatiden kaynaklanır. Tiroid hastalığı, yüksek tansiyon, doğum kusurları ve diğer durumlar da konjestif kalp yetmezliğine neden olabilir. Hipertrofik kardiyomiyopati (HCM), kedilerde en yaygın birincil kalp hastalığı türüdür ve tüm vakaların %85 ila %90'ını oluşturur. "Hipertrofik" kelimesi kalınlaşmış anlamına gelir, bu nedenle bu, kalbin duvarlarının ve ventriküllerinin çok kalınlaştığı veya hipertrofik hale geldiği bir durumdur. HCM sıklıkla kedilerde kalıtsaldır. Aslında Maine Coons ve Ragdoll'larda spesifik bir gen mutasyonunu tespit etmek için artık mevcut bir test var. İran kedisi, diğer oryantal ırklar ve Amerikan Shorthair kedileri gibi safkan kediler de bu durumu geliştirmeye yatkındır. Kediler genellikle orta yaşta bu durumu geliştirir, ancak her yaşta ortaya çıkabilir. Kedilerde hipertrofik kardiyomiyopatinin belirtileri çeşitlilik gösterir ve bir dereceye kadar hastalığın şiddetine bağlıdır. Hafif hastalığı olan kediler her zaman belirti göstermez. Ancak önemli HCM'si olan bir kedide genellikle belirgin belirtiler vardır. Bildiğimiz gibi, kediler hastalığı çok iyi maskeler, bu nedenle bu durum ciddileşene kadar, önemli bir hastalığı olan bir kedi bile hiçbir semptom göstermeyebilir veya kalp hastalığına işaret etmiyormuş gibi görünen çok hafif semptomlar gösterebilir. Belirgin semptomları olan kedilerde, konjestif kalp yetmezliğinden kaynaklanan solunum sıkıntısı veya kan pıhtısı nedeniyle bacak felci olabilir. Konjestif kalp yetmezliği olan kediler, insanlar veya köpekler gibi öksürmezler. Bunun yerine, açık ağızdan nefes alma eğilimindedirler ve bazen soluk soluğa kalırlar. Efor sırasında nefes alma zorluklarına dikkat etmek tam da bu noktada önem kazanır. HCM ve konjestif kalp yetmezliği olan bazı kediler, dinlenmek ve rahatlamak için durma ihtiyacı hissederler ve biraz dinlenmeksizin herhangi bir mesafe yürümekte zorluk çekerler. Kedilerde Astım Ağzı Açık Nefes Almasına Neden Olabilir Bronşiyal astım, alerjik bronşit ve kronik bronşit olarak da adlandırılan kedi astımı, dünya çapında her yaştan kediyi etkiler. Astım, akciğerlere giden hava yollarının tekrarlayan daralmasının olduğu bir durumdur. Hava yollarında aşırı miktarda mukus oluşur ve bu da hava yollarının iltihaplanmasına ve bazen ülserleşmesine neden olur. Bu durum hava yollarının kaslarında spazmlara yol açar ve daralmaya neden olur. Astımlı kediler derin nefes alamaz. İzlenecek belirtiler arasında genellikle öğürme veya kuru bir öğürme sesi bulunur. Aslında astımlı bir kediye tüy yumağı teşhisi konulması duyulmamış bir şey değildir. Tiz bir iç çekme veya ıslık sesi gibi duyulabilen hırıltı da başka bir klasik semptomdur. Zorlu nefes alma ve egzersiz intoleransı da işaretlerdir. Kedinizin tek semptomu kuru öksürük olsa bile bu, astımının ciddiyetinin bir ölçüsü olmayabilir. Kedilerin gerçekten ciddi astımı olabilir ancak çok az semptomu olabilir. Bazı kedilerin aniden nefes alamamaları dışında hiçbir semptomu yoktur. Bunun gibi bir akut astım atağı her an ortaya çıkabilir ve kediniz için hayati tehlike oluşturabilir. Ciddi astımı olan kedilerde nefes nefese kalma veya ağzı açık nefes alma gibi bariz belirtiler de görülebilir. Persler ve Himalayalar gibi yüzleri içe dönük Brakisefali kediler, astım da dahil olmak üzere solunum problemlerine özellikle duyarlıdır. Ani hava yolu daralması görünürde bir sebep olmadan meydana gelebilir. Ayrıca çimenler, polenler, kanarya otu, aerosol spreyler, duman, küf, küfler, toz akarları, ev kimyasalları ve hatta kedi kumu tozu gibi solunan tetikleyicilere karşı alerjik reaksiyondan da kaynaklanabilir. Kedinizin Nefes Almasının Endişe Nedeni Olduğunu Nasıl Anlayabilirsiniz? Bir sorun olup olmadığını belirlemek için kedinizin ne sıklıkla ağızdan nefes aldığına dikkat etmek önemlidir. Açıkçası, sürekli veya tekrarlayan nefes nefese kalma, ağızdan nefes alma durumu endişe vericidir. Özellikle iştahsızlık veya uyuşukluk gibi diğer davranış değişiklikleri olan bir kedide sürekli nefes nefese kalma, güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekimden randevu alma zamanının geldiği anlamına gelir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7
- Pitho Hakkında
Doğrudan değil, sıklıkla sorulan sorulara cevaplar Pitho Nereden Gelir? Pitho Pitho, ismini, 7 yaşından bu yana kedi ve köpeklerle iç içe yaşayan kurucusunun, şuan 17 yaşında olan köpeği Pitho'dan almaktadır. Ev hayatını 21 kurtarılmış patili bireyle paylaşan, evsiz hayvanlara yıllardır aktif ve bireysel destek veren kurucusunun hayatındaki bir dönüm noktası; hayvan refahına dair bilgi kirlilikleri, belirsizlikler, yüksek kar marjlarıyla ket vurulan mümkün destekler, kişisel çıkarların barizliği ve tüm bunların büyük şovlarla maskelenmesinin ağırlığı ile birleştiğinde Pitho, bir şirket olarak ilk adımlarını atar. Pitho Ne Değildir? Pitho, sadece evcil hayvanlar için destek ürünleri sunan bir şirket değildir. Pitho, evcil hayvan sektörünün gün geçtikçe büyüdüğünü düşünen ve bu pastadan bir pay almayı hedeflemiş bir şirket de değildir. Bu nedenle her konuyu ürünlerine bağlamaz, bu nedenle her ne kadar revaçta da olsa her kategoriden ürün sunmaz, bu nedenle her hamlesini ürünlerini satma amacıyla yapmaz. Pitho Nedir? Pitho için kedi ve köpek yoktur. Kurulduğu ilk günden bu yana belirttiği gibi; "patili birey" vardır. Çünkü bilir ki her bir kedi, her bir köpek baştan sona ayrı ihtiyaçları, ayrı hassasiyetleri olan, genellenmemesi gereken apayrı birer bireydir ve apayrı birer birey olarak değerlendirilmeyi, apayrı birer birey olarak tedavi edilmeyi hak eder. Pitho; tıpkı doktora giden her insanın 'insan' başlığı altıda değerlendirilmediği, sadece rutin testler ardından tedaviye başlanmadığı gibi; patili bireylerin de genellenmemesi gerektiğine inanır. Onların da mevcut yaşamı, yaşam ortamı, maruz kaldıkları, maruz kalmadıkları, geçmiş klinik deneyimleri, tolere edebildiği ve edemediği prosedürler kendilerine özeldir. Dolayısıyla tüm tedavi süreçleri ya da uygulamaları spesifik kararlarla belirlenmelidir. Pitho ve Kardeşlerinden Bazıları Pitho; sırf insanlar gibi, tükettikleri ya da kullandıkları her ürünün ilk etkilerini dillendiremedikleri ve bu nedenle gözle görülür bedensel etkileri yıllar sonra ortaya çıktığında net bir sebebe bağlamak güç olduğu için doğru ürünü değil, yüksek kar marjlı ya da genel kazancına hizmet eden ürünlerin kullandırılmasının teşvik edilmemesi gerektiğine inanır. Ürünlerini ve ürünlerinin içeriğini bu inancın ışığında hazırlar, şeffaflığını bu ışıkla sağlar. Hedefi Nedir? Pitho olarak hayatta her şeyin siyah ya da beyaz olmadığının, özellikle de konu yaşam hakkı olduğunda iyi niyetin büyük bir gri alan oluşturduğunun unutulmaması gerektiğine inanıyoruz. Pitho olarak daima, tam olarak hedefimizin üzerinde duruyoruz; çünkü yaşam hakkındaki yüceliğin, farklı bir türe gösterilen şefkatteki bilgeliğin, doğadaki üstünlüğün, bilimin ve gerçeğin kabulünü hedefliyoruz. Pitho Neden... Pitho'nun Tepki Çeken Paylaşımları Alışkın olunmayan, gerçeğe ve bilgiye dayalı, çıkardan uzak duruşumuzun yarattığı şaşkınlığı anlıyoruz. Sadece yaşam hakkına, iyiliğe ve gerçeğe güvenerek almakta olduğumuz yolun bazı yansımalarını anlıyoruz. Kişisel çıkarların, iyi niyetle maskelendiği her alanı görüyor, maskeleri tutmakta zorlanmanın verdiği öfkeyi anlıyoruz. Bu nedenle, Pitho'yu bir süredir tanıyanlar bunu zaten bilse de yeni tanıyanların aklının karışmasını anlıyoruz. Sorun değil. Karşılığında sadece motivasyonumuzu anlamanızın yeterli olması gerektiğinin anlaşılmasını istiyoruz. Pitho büyümeyi, maddi kazanç ile değil; patili bireylere faydası ile tanımlamaktadır. Pitho küçülmeyi, maddi kayıpla değil; kendisine yakışanı yapmamakla tanımlamaktadır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Neden Pitho Bir "Kedi ve Köpek Vitamini" Markasından Çok Daha Fazlası?
Yıllardır sessiz sedasız işimizi en iyi şekilde yapmaya odaklandık. Belki de hata ettik; çünkü "doğru olan bu" dediğimiz değerlerin, aslında sektörde ne kadar nadir bulunduğunu fark ettik. Bugün size, Pitho’nun neden sadece "kedi ve köpek vitamini" olmadığını, neden bizim için bu işin bir ticaretten değil bir hayat borcu olduğunu kurucumuzun kelimeleriyle anlatmak istiyoruz. İşte Pitho'nun hikayesi ve bizi biz yapan 7 sarsılmaz kuralımız: 1. İsmini Aşkla Alan Bir Marka: Pitho Pitho, sadece bir isim değil; 17 yıl hayat yolculuğumu paylaştığım, her bakışında bana koşulsuz sevgiyi öğreten yol arkadaşımın adı. Biz, ismimizi bir pazarlama ajansından alıp o isimle uyumlanmadık. İsmimizi kalbimizin en orta yerinden aldık ve zaten hep oradaydık. Pitho; kalbimdeki yeri sadece ona ait olan, ömrümün son saniyesine kadar o eşsiz yerindeki sıcaklığını hissedeceğim oğlum. Pitho 2. 21 Patili Bireyin Olduğu Bir Evin Mutfağından Çıkan İlham Bu satırları yazarken evimde; henüz gözleri kapalıyken hayatıma giren ve 12 yıldır hayatımı paylaştığım Dumble dahil 12 kurtarılmış kedi, Pitho dahil 6 kurtarılmış köpek ve biri deney laboratuvarından kurtarılmış 3 tavşanla, toplamda 21 canla nefes alıyorum. Biz, sadece laboratuvarda teorik hesaplar yaparak değil; her sabah 21 canın gözünün içine bakarak, onların yaşlılık ağrılarını, her gün defalarca takip ettiğimiz sindirim süreçlerin, tüylerindeki en ufak parlaklık farklarını, dişlerini... dert edinerek bu yola çıktık. 3. "Bulamadık, O Zaman Biz En İyisini Yapalım" Dedik Bu klasik cümleyi kim kursa başka bir şirketin ürünlerinin aynısını yaptı ve yaptıktan sonra birkaç patili bireyin başını okşayıp birini de ticari bir kararla evine almaya karar verdi. Ama bizim ispat edilebilir bir gerçeğimiz var: Pitho’nun doğuşu, Pitho'nun yaş almaya bağlı eklem sorunları ve cilt hassasiyetleri için, insan ürünlerini dozajlamaya başlamamla gerçekleşti. Piyasadaki ürünlerin içeriklerini incelediğimde (ki analizleri paylaşıma açık olmadığından çoğu tahminiydi) kendi bebeklerime gönül rahatlığıyla içirebileceğim, gerçekten etkin ve şeffaf bir içerik bulamamam ve Pitho'daki gözle görülür değişim "Analizleri paylaşıma daima açık, insan kullanımı kalitesinde bileşenlerle ve Türkiye'deki en zengin, tek özgün içerik olacağız," adımına neden oldu. Pitho takviyeleri, "piyasada satılsın diye" değil, "evdeki bebeklerimiz hem iyi olsun hem de uzun vadede de sağlıklı olsun diye" formüle edildi. 4. İnsan Kalitesinde Şeffaflık Hayvan sağlığı sektörü maalesef denetimlerin ve standartların gri olduğu bir alan olabiliyor. Bizim kırmızı çizgimiz net: Bileşenlerini tadamadığımız, içeriğine güvenmediğimiz hiçbir şeyi onlara vermiyoruz. İnsan gıda takviyelerindeki kalite standartlarını ve şeffaflığı, istisnasız tüm ürünlerimize uyguluyoruz. Bunu uygulamamıza izin vermeyen ve/veya etik çizgimizi esnetmeye çalışan üretim tesisleriyle çalışmayı, her ne pahasına olsun, durduruyor; sadece yüksek standartlarımızı karşılayan üreticilerle iş birliği yapıyoruz. Aileye Geliş Sıralarına Göre Pitho Ekibi 5. Kopyalanmış Değil, Eşsiz Formüller (Gerçekten!) Türkiye pazarında birçok marka, aynı fabrikalarda üretilen birbirinin kopyası içerikleri sadece farklı etiketlerle sunuyor. Türkiye'deki her bir markanın ürünün en az 3 ila 4 farklı markada (birebir aynısının) bulunduğunu biliyor muydunuz? Sadece farklı etikette ve sadece farklı fiyatlarda üstelik. Pitho’yu elinize aldığınızda şunu bilirsiniz: Bu içeriğin bir eşi daha yok. Her bir miligramı, her bir hammadde seçimi özgün ve bilimsel temellere dayalı bir arayışın sonucudur. 6. İçeriği En Zengin Takviyeler "Mış gibi" yapmıyoruz. İçeriğe sadece ismini yazmak için sembolik miktarlar koymuyoruz. Köpek ve kedi eklem desteklerinden tüy sağlığına kadar, her ürünümüzde piyasadaki en yüksek ve en zengin etken madde oranlarını kullanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; yetersiz doz, sadece zaman kaybıdır. Tam da bu nedenle; Spirulinayı kedi ve köpek ürünlerinde kullanan, Türkiye'deki ilk şirketiz. Ürünlerine Omega 3 ekleyen Türkiye'deki ilk şirketiz. "Malt aslında ucuz bir hammadde olduğu için revaçtadır ve şeker içerir" diyebilen, daha maliyetli olsa da lifli bileşenleri öne çıkaran tüy yumağı önleyiciyi sunan ve olası böbrek ve karaciğer sorunlarını da egale etmeyi hedefleyen Türkiye'deki ilk şirketiz. 7. Etik ve Dürüstlük: Ne Pahasına Olursa Olsun! Ticari kaygılarla içerik ya da içerikten çalmak, dürüstlükten ödün vermek veya etik çizgimizi bozmak bizim yolumuzun ve ruhumuzun uzağında. Bizim için başarı, satış rakamları değil; sizden gelen "çocuğumuzun keyfi yerine geldi" mesajlarıdır. Pitho Notu: Biz büyük bir holding değiliz, biz kocaman bir aileyiz. Her bir kutu Pitho, 21 patili bireyin tecrübesi ve onlara olan aşkımızla evinize misafir oluyor. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Sarımsak: Zannedilenin Aksine Köpekler İçin Sağlıklıdır
Sarımsak, güçlü tadı ve çeşitli sağlık yararları nedeniyle mutfaklarımızın vazgeçilmezidir. Ancak birçok patili birey ebeveyni sarımsağın köpekler için zehirli olduğu yanılgısına düşer; aslında doğru miktarlarda verildiğinde sarımsak köpekler için oldukça faydalıdır. Sarımsağın Güvenilirliği Hakkındaki Karışıklığı Gidermek İnternette birçok sağlıklı meyve, sebze, kuruyemiş ve tohum hakkında yanlış bilgiler bulunur. Bunun nedeni, web sitelerinin tüm riskleri (mide-bağırsak sorunlarına neden olan aşırı tüketim riski gibi)"riskler" veya "toksisite" olarak etiketlemesidir. Bu doğru değildir ancak yine de milyonlarca patili birey ebeveyninin kafasını karıştırmayı başarmıştır. Peki sarımsak korkusu ilk olarak ne zaman ve nasıl başladı? Her şey Japonya'da yapılan ve 2000 yılında American Journal of Veterinary Research'te yayınlanan bir çalışmayla başladı. Araştırmacılar, köpeklere büyük miktarda sarımsak ekstraktı verilmesinin Heinz Body Hemolitik Anemisi'ne yol açıp açmayacağını ve bunun şiddetini bilmek istiyorlardı. Heinz Body Hemolitik Anemisi köpeklerde, kedilerde ve atlarda görülen, sarımsak, soğan, frenk soğanı ve pırasa gibi allium sebzelerinde bulunan bir bileşik olan tiyosülfatın aşırı tüketimiyle ilişkili çok spesifik bir anemi türüdür. Çalışmadaki köpeklere yedi gün boyunca günde bir kez vücut ağırlığının kilogramı başına 1,25 mililitre sarımsak özü verildi. (Bu çok büyük bir miktardır ve normalde köpekler bu miktarı zaten yemez.) Yine de sonuçlar, bu miktarın bile anemiye veya herhangi bir fiziksel belirtiye neden olmadığını gösterdi. Ancak kırmızı kan hücrelerinde oksidatif stresi gösteren mikroskobik değişiklikler vardı ve bu da araştırmacıların büyük miktardaki sarımsak ekstraktının köpekler için güvenli olmadığını belirtmesine neden oldu. Ancak bu konu, biz patili birey ebeveynlerine en sonunda "sarımsağın her miktarının her durumda zehirli olduğu" şeklinde yanlış yorumlanarak ulaştı ve o zamandan beri evcil hayvan dünyasında korku dolu paylaşımlara ve şehir efsanelerine neden oldu. İlk çalışmada yer alan dozaj o kadar gerçekçi değildi ki, orijinal yazarlar 2004'te bir takip çalışması yapmaya karar verdiler. Ve bu kez sarımsak hakkındaki ilk tutumlarını tersine çevirdiler ve aslında bağışıklık fonksiyonunu geliştirme ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirttiler. Buna rağmen sarımsağın güvenliği konusunda yanlış kanı hâlâ devam ediyor. Özetlemek gerekirse, sarımsak, köpeğinizin ve kedinizin tüketmesi için güvenlidir. Hatta besin açısından dengeli ev yapımı mamalarına uygun miktarlarda eklendiğinde faydalı etkiler de sağlar. Allisin: Sarımsaktaki Tıbbi Bileşen Sarımsak, Antimikrobiyal, Antitrombotik, Antitümör, Hipolipidemik, Antimutajenik, Antioksidan, Bağışıklık modülasyonu, Antiastmatik, Hipoglisemik ve Antidiyabetik özelliklere sahip olması nedeniyle geleneksel olarak terapötik uygulamalar için kullanılan, dünyada yetiştirilen en eski ürünlerden biridir. Sarımsaktaki birincil fitokimyasal allisindir. 2004 yılında yapılan bir araştırma, bu biyoaktif bileşiğin hayvanın kardiyovasküler sağlığı için faydalı olduğunu gösterdi. Bunun yanısıra çalışma sırasında nispeten yüksek konsantrasyonlarda sarımsak tüketen hayvanda oluşan bir anemi yoktu. Sarımsaktaki Kükürt Bileşikleri ve Antikanserojenik Etkileri Cancer Letters dergisinde yayınlanan bir araştırma, sarımsaktaki organosülfür bileşiklerinin köpek meme tümörü hücreleri üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sonuçlar, diyalil sülfür ve diyalil trisülfür bileşiklerinin, neoplastik köpek meme tümörü hücrelerinin büyümesini belirgin şekilde azalttığını gösterdi. Anticancer Agents in Medicinal Chemistry dergisinde yayınlanan bir başka çalışma, sarımsaktaki kükürt bileşiklerinin antikarsinojenik etkilerini desteklemekte ve diğerlerinin yanı sıra, kanserojenlerin detoksifikasyonundan sorumlu metabolize edici enzimleri, reaktif oksijen türlerini inhibe etmeyi ve apoptozu indüklemeyi içeren etki mekanizmalarını daha da vurgulamaktadır. Özetle, mikotoksinlerden kaynaklanan tümör vakalarını azaltmaya yardımcı olduğundan, sarımsak, köpeğini yalnızca kuru mamayla besleyebilenlerin dahi kullanabileceği en iyi taze yiyecektir. Köpeğime Sarımsak Verirken Nelere Dikkat Etmeliyim? 1. Taze Tüketim Yalnızca yeni ezilmiş ve doğranmış taze sarımsak vermenizdir. Sarımsakta bulunan allisinin faydalarından ancak bu şekilde yararlanabilirsiniz. Önceden doğranmış olan ile taze sarımsak aynı seviyede allisin içermez. Çünkü allisin kararsız yapıdaki bir bileşendir ve saatler içinde bozulabilir. Kurutulmuş veya toz haline getirilmiş sarımsaktaki allisin, taze sarımsak kadar etkili değildir. Bu nedenle daima taze sarımsak kullanmayı tercih etmek ve ezdikten sonraki altı saat içinde tüketmek önemlidir. 2. Doğranmış ve Ezilmiş Sarımsaktaki allisin üretimini aktive etmek için sarımsağı doğrayın ve ezin. Bunun nedeni, taze sarımsağın doğranması ve ezilmesinin, alliinaz enzimini aktive etmesi ve bu enzimin daha sonra alliin proteini ile birleşerek allisin üretmesidir. 3. Doğru Miktar 2 - 4 Kg Köpeklere : 1/6 Çay Kaşığı 5 - 7 Kg Köpeklerde : 1/3 Çay Kaşığı 7-8 Kg Köpeklerde : Yarım Çay Kaşığı 9 - 13 Kg Köpeklerde : 2/3 Çay Kaşığı 14 Kilo ve üzeri köpeklerde : 1 Çay Kaşığı Sarımsağı, hayatınızdaki patili bireyin ev yapımı kemik suyunu tatlandırmak için de kullanabilirsiniz. Köpekler için uygun olandan daha yüksek doz içerebileceğinden, özellikle insanlar için üretilmiş olan sarımsak hapları veya ekstraktlarının kullanılmamalıdır! Peki Kediler için Sarımsağın Uygun Tüketim Miktarı Nedir? Ne kadar miktarda sarımsağın kediler için güvenli olduğunu gösteren bir çalışma ne yazık ki henüz yok. Ancak Dr. Karen Becker, pireleri uzaklaştırmak için kedisine yaz aylarında haftada birkaç kez yemeğine karıştırarak 1/8 diş sarımsak verdiğini açıklamıştır. Bu da çay kaşığının gerçek anlamda ucuyla, küçük bir miktarda ezilmiş sarımsağa eşittir. Sarımsak Alkali Mi Asidik Mi? Sarımsak tazeyken alkalidir. Sarımsak tazeyken sindirildiğinde 8,5 pH seviyesine sahiptir. Sarımsak Sürdürülebilir Bir Ürün Mü? Sarımsak üretimi havaya, toprağa ve suya önemli bir zarar vermediği için sürdürülebilir kabul edilir. Bununla birlikte, bazı sarımsaklarda, tıpkı her tarım ürününde olabileceği gibi ağır metal ve klor miktarının güvensiz düzeylerde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle kullandığınız sarımsağın nereden geldiğini bildiğinizden emin olmak önemlidir. Hayatınızdaki patili bireylere ve tüm ailenize sunduğunuz şeyin zararlı kimyasallar ve diğer toksik maddeler içermediğinden emin olmak için mümkün olduğunca yerel üreticilerden ilaçlanmamış, doğal yetiştirilen sarımsaklardan satın almanız tavsiye edilir. Ayrıca kendi evinizde de sarımsak yetiştirmeyi deneyebilirsiniz. ⚠️ Uygulama Öncesi Hayati Uyarılar: Her Sarımsak Aynı Değildir! Yalnızca Taze Sarımsak: Yukarıda paylaşılan ölçüler yalnızca taze ve evde ezilmiş sarımsak için geçerlidir. İnsanlar için üretilen sarımsak tozları, kapsülleri, ekstreleri veya kavanozda satılan hazır kıyılmış ürünler çok yüksek ve kontrolsüz konsantrasyonlar içerdiğinden asla kullanılmamalıdır. Risk Grubu ve Irk Hassasiyeti: Akita ve Shiba Inu gibi genetik olarak oksidatif strese daha duyarlı ırklarda, hamile veya emziren köpeklerde sarımsak kullanımı risk taşıyabilir. İlaç Etkileşimi: Köpeğiniz düzenli olarak kan sulandırıcı, kalp, tansiyon veya bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanıyorsa, bu takviyeyi kesinlikle veteriner hekiminize danışmadan uygulamayın. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sorumluluk Reddi Pitho, uluslararası bilimsel verilerle ve kaynaklarını da belirterek bilgi vermektedir. Size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez. Bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Hayvanlara Zarar Verdiği Halde Bazı Veteriner Hekimlerce Kullandırılan Parazit İlaçları
Bu araştırmaya göre, bu yaygın tedavinin uygulandığı 1.594 köpeğin üçte ikisi; kas titremesi, kas kontrolünde azalma, nöbet veya ölüm gibi trajik bir sonuçla karşılaştı. Köpeğiniz veya kediniz, FDA onaylı ve veteriner hekimler tarafından reçete edilen bu dokuz üründen herhangi birini kullanıyor mu? Kullanımının zorunlu olduğu durumlarda kendi prospektüslerinde de belirtilen uyarıları biliyor ve gerekli önlemleri alıyor musunuz? Çünkü FDA, onayladığı bu ürünlerin etken maddelerine dair çarpıcı bir açıklama yaptı ve bu açıklama, yapılan araştırmalarla da ne yazık ki teyit edildi. 2018'de FDA, köpek ve kedilerde nörolojik yan etki potansiyeli nedeniyle kimyasal böcek ilacı izoksazolin içeren dış parazit(pire/kene) karşıtı ilaçlar için bir uyarı yayınladı (2019'da ve yine 2021'de güncellendi) İzoksazolin içeren dış parazit(pire/kene) karşıtı ilaçların kullanımına ilişkin veteriner hekimler ve evcil hayvan sahipleri arasında aynı zamanda tamamlanan geniş çaplı bir anket olan Jake Projesi'nin anket sonuçları Haziran 2020'de yayınlandı. Jake Projesi anketi sonuçlarına göre, pire/kene tedavisi yapılan 1.594 köpekten (1.325'i izoksazolin içeriyordu), %66.6'sında kas titremesi, ataksi (kas kontrolünün kaybı), nöbetler ve ölüm dahil olmak üzere trajik yan etkiler görüldü. Anketin FDA uyarısı yayınlanmadan önce sona erdiğini, bu nedenle sonuçların objektif bir inceleme olduğunu belirtmek de önemlidir. Bu araştırmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz Bu sonuçlar, hayatımızdaki patili bireyleri dış parazitten korumak için güvenli, toksik olmayan alternatifler kullanmayı düşünmek konusunda önemli bir uyarıdır. İzoksazolin içeren kedi-köpek parazit karşıtı ilaçları verildikten sonra evcil hayvanların yaşadığı oldukça ciddi sorunlar arasında kas titremeleri, ataksi (kas kontrolünün kaybı) ve nöbetler yer alır. Bu durumun en endişe verici kısmı ise, FDA'nın yayınladığı ve yapılan araştırmalarca da teyit edilen bu önemli yan etkilere sebep olan ilaçların, yine FDA tarafından onaylanmış olmasıdır. İzoksazolin içeren parazit(pire/kene) karşıtı ilaçlar şunlardır: Nexgard (Afoxolaner) - Köpekler için tablet Bravecto (Fluralaner) - Köpekler için tablet Bravecto (Fluralaner) - Kedi ve Köpekler için topikal solüsyon Bravecto Plus (Fluralaner ve Moxidectin) - Kediler için topikal solüsyon Bravecto 1 aylık (Fluralaner) - Köpekler için tablet Credelio (Lotilaner) - Kediler ve köpekler için tablet Simparica (Sarolaner) - Köpekler için tablet Simparica Trio (Sarolaner, Moxidectin ve Pyrantel) - Köpekler için tablet Revolution Plus (Selamectin ve Sarolaner) - Kediler için topikal solüsyon DÜZENLEME: Paylaşımızın ardından geçen haftalar boyunca sizlerden aldığımız çok sayıda soruya istinaden bir ek: Afoxolaner etken maddesinin de bir İzoksazolin türevi olmasının fazla bilinmemekte. Ancak bu noktada NexGard Spectra gibi, Afoxolaner içeren ilaçlara da aynı dikkati göstermek gerektiğini belirtmek isteriz. Prospektüslerinde de bu bilgi yer almaktadır. Türkçe Prospektüse ulaşmak için bu cümleye tıklayabilirsiniz. İlgili bölümün ekran görüntüsü aşağıdadır. İyimser bir tahminle, bu ölümcül ve kalıcı etkisi kanıtlandığı halde düzenli olarak pire ve kene karşıtı ilaçları kullandıran veteriner hekimlerin çoğu, yalnızca önceden nörolojik sorun geçmişi olan ya da yaşlı patili bireyleri risk altında olarak kabul ediyor olabilir. Ancak hatırlatmak gerekir ki FDA şu uyarıda bulunur: "... daha önceden öyküsü olmayan hayvanlarda da nöbetler meydana gelebilir." NOT: Kullanımının zorunlu olduğu yoğun parazit maruziyeti durumlarında lütfen hekiminize hayatınızdaki patili birey eğer orta yaş üzerindeyse yaşını, geçmiş veya devam eden hastalıkları varsa klinik geçmişini ve durumunu özellikle belirtiniz. NOT: Kullanacağınız her ilacın, türü ve alanı ne olursa olsun etken maddelerini ve yan etkilerini araştırınız. Hayatınızdaki patili bireyin spesifik durumları (yaş, klinik geçmiş, geçmiş deneyimler vb) ile ilgili bilgilerle, alanında uzman ve güvenilir hekimlerden de destek aldıktan sonra kullanmaya başlayınız. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar ve Referanslar 1 2 3 4 5 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, uluslararası bilimsel verilerle ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez. Bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Yavru Kedi Bakım Rehberi
Bebek bir yavru kedinin bakımını üstlenmek zorunda kalacak kadar şanslıysanız, onun da sizin kadar şanslı olabilmesi için öğrenmeniz gereken birçok şey var. Bu yazı yavru kedi bakımına dair merak ettiklerinize dair bir rehber niteliğinde olacaktır. 1. Bölüm Bu Kimin Bebeği?: Yavru kedi buldum ne yapmalıyım? Bu bebeğin annesini tanımıyorsanız ve herhangi bir yerde, ortalama bir akıllı telefondan biraz büyük ya da biraz daha küçük bir kedi bulduysanız yapmanız gerekenden önce yapmamanız gereken ilk şey ona dokunmaktır. Eğer bu boyutlarda bir kedi bulduysanız ve tehlikede değilse, yani yol üzerinde ya da yanlış insanlarla veya saldırgan bir başka hayvanın tehdidi altında değilse dokunmaksızın yardım etmek gerekir. Bu noktadaki yardım annesinin gelip gelmeyeceğinden emin olmaktır. Çünkü bir bebek kediye, sokaklarda yaşıyor olsa bile, en iyi bakacak kişi kendi annesidir. Annesinin gelmesini belirli aralıklarla uzaktan gözlemleyiniz. Bu durum yaklaşık 6 saati bulabilir, üstesinden gelemediği bir durum yaşaması durumunda bazen 12 saati dahi bulabilir. Bu süre zarfında kedinin güvende olmasını mümkünse ona dokunmaksızın, değilse temiz bir peçete yardımıyla dokunarak sağlamak yapılabilecek en büyük yardım olacaktır. Yavru kediye dokunulmaması gerekmesinin en önemli sebebi, geri dönen annnesinin onun yabancı bir kedi olduğunu düşünmesine sebep olmamaktır. Sizin kokunuzun sindiği yavru kediye annesinin tekrar alışması zaman alabilir ya da bazı anne kediler tamamaen reddedebilir. Annesinin geri dönmesi durumunda annesine yemek ve su desteği sağlayarak bebek kediye de dolaylı olarak yardımcı olabilirsiniz. 2. Bölüm Annesiz yavru kediye bakımının en kritik değişkeni yavru kedinin yaşıdır. Önce yavru kedinizin hangi evrede olduğunu bulmanız için gelişim evrelerinen bahsedeceğiz. Bu Yavru Kedi Kaç Aylık? Kedilerin Büyüme Evreleri: 1-10 Hafta 1 ila 6. hafta arası, yavru kedilerin çok hızlı büyüdüğü ve geliştiği dönemdir. Bu süre zarfında onlara ihtiyaç duydukları sıcaklığı ve yiyeceği sağlayacak donanıma sahip olan annelerinin yanında olmaları gerekmektedir. Annesiz yeni doğan yavru kediler üç saatte bir biberonla beslenmeli ve tuvaletleri elle yaptırılmalıdır. Yeni Doğmuş Kedi: Yavru kediler yeni doğduklarında gözleri kapalıdır, kulakları katlanmıştır, ayakta duramazlar, vücut sıcaklıklarını koruyamazlar, kendileri yemek yiyemezler. Tüm bunlar insan bebeklerinde de böyle olsa da çok kritik ve önemli bir farkları vardır: Kendi kendilerine dışkılayamazlar. 1 Haftalık Kedi: Gözler hala kapalıdır. Göbek bağı üzerindedir. Doğum ağırlıklarının yaklaşık iki katıdırlar ve çok uykulu olurlar. Ancak 1 haftalık bir yavru kediyi kucağınıza alırsanız başını kaldırır, uzuvlarını hareket ettirir ve ses çıkarır. Bu süre zarfında anne kedi, bebeklerini sıcak tutması, beslemesi ve sindirimi ve eliminasyonu teşvik etmek için vücutlarını uyarması (yalaması) gerektiğini bilir. Bu aynı zamanda yeni doğmuş yavru kedilerin anne kedinin ürettiği ilk süt olan antikor içeren kolostrumu alması için kritik bir zamandır. Kitten Lady olarak da bilinen Hanna Shaw şöyle açıklıyor: “İlk iki gün emziren bir anne, yavru kedinin hastalıklarla savaşmasına yardımcı olacak kolostrum yoluyla yavru kedinin bağışıklık tepkisini güçlendirir. Bir yavru kedi kolostrumu almazsa, bağışıklığı zayıflayacak ve hastalık ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız olacaktır." NOT: Kolostrum nedir? Annenin doğumdan sonraki ilk 3-5 gün boyunca ürettiği süt, kolostrumdur, kıvamı koyu rengi sarı gibidir. Bileşiminde yüksek oranda protein ve bağışıklık kazandıran immünoglobulin içerir. Laktoz ve süt yağı normal süte göre daha düşüktür. 2 Haftalık Kedi: 2. haftada yavru kedinin gözleri açılır ve ilerde hangi renk olacak olursa olsun bu evrede gözleri mavi olur. Ancak gözleri tam olarak gelişmemiştir ve uzağı göremezler. Kulak kanalları açılır ancak kulaklarının uçları yuvarlaktır, yetişkin bir kedininki gibi sivri değildir. Dişler henüz çıkmamıştır ve tırnaklarını hala içeriye alamazlar. Bu aşamada yavru kedi, varsa kardeşlerinin farkına varır ve yemek zamanı geldiğinde annesinin meme uçları için rekabet etmeye başlar. İkinci haftada da henüz kendi kendine dışkılayamazlar. Bu nedenle annesi yoksa dışkılaması için sizin yardım etmeniz gerekir. 3 Haftalık Kedi: 3 haftalıkken, yavru kediler çevrelerini keşfetmeye ve dolaşmaya başlar. Kendileri dışkılamaya başlayabilirler hatta bunun için dondurma kabı kapağına kum koyup ona gösterirseniz kum kabını kullanmayı öğrenebilenler bile olabilir. 3. haftadan itibaren dişi mi erkek mi oldukları görülebilir. Dişler çıkmaya başlar ve pençeler geri çekilmeye başlar. Gözleri hala mavidir. Kulakları yukarı doğru bakmaya başlar. Bu noktada, yavru kedinizi nazikçe okşamaya başlayabilirsiniz, size minik mırıltılarla karşılık verebilirler. Bu dönemde daha uzun ama daha geniş aralıklarla beslenirler. Süt dışındaki ama sindirimi kolay ve yumuşak yiyecekler yiyebilirler. 4 Haftalık Kedi: Görüşleri ve işitmeleri gelişir ve kum kabı alışkanlıkları kazandırılabilir. Köpek dişleri çıkar. Bu yaştaki kedi yavruları yaklaşık 400 gram ağırlığında olurlar ve genellikle oyuncaklara meraklıdırlar. Bu evre onlarla bağ kurmaya başlamak için idealdir. 5 Haftalık Kedi: Yavru kedilerin özgüvenleri ve sosyal becerileri gelişmeye devam eder. Küçük azı dişleri çıkmaya başlar ve kulakları sivrileşir. 5 haftalık kedi yavruları tamamen gelişmiş bir vizyon ve ortaya çıkan bir macera duygusuyla her geçen gün daha bağımsız hale gelir. Bireysel kişilikleri kendini göstermeye başlayabilir. 5. haftadan itibaren onu tehlikelerden korumak birinci öncelik haline gelmelidir. Çünkü hareketlenmeye başlarlar ve her geçen gün çok daha hareketli ve biraz da inatçı olmaya devam ederler. Tüm bunlara rağmen tehlikelerden ve yaptıklarının sonuçlarından -yüksekten düşme, keskin ya da sıcak cisimlere basma, keskin cisim yutma- habersizdirler. 6 Haftalık Kedi: Süt dişleri yerindedir ve işitmesi tamamen gelişmiştir. Bu yaştaki kedi yavruları oynamayı, atlamayı ve keşfetmeyi severler. Ancak hala tehlikelerden habersizdirler. Çoğunlukla katı yiyecekler yiyor olabilirler ancak arada annesinden, eğer yoksa sizden ekstra sıvı desteği almaya ihtiyaçları vardır. 7-8 Haftalık Kedi: 7. ve 8. haftalarda, yavru kediler yetişkin benliklerinin minyatür bir versiyondur. Göz rengi maviden yetişkin rengine döner ve karakterindeki bağımsızlık artar. Yavru kediler ayrıca bu yaşlarda daha az uyumaya başlar, bu da enerji ve oyun süresinin artması anlamına gelir. Koşmayı, tırmanmayı, zıplamayı çok severler ancak hala yüksekten düşmenin ne anlama gelebileceğine dair bir fikirleri yoktur. Bu nedenle tehlikelerden korunmaya çok daha muhtaçtırlar ve buna rağmen oldukça da inatçıdırlar. Yaklaşık 8. haftada, tüm çok keskin süt dişleri çıkar ancak yine de arada sırada annesinden, yoksa sizden sıvı desteği alma ihtiyacı devam eder. 9. haftanın sonunda neredeyse 1,5 kilo ağırlığında olacaktır. Kediler, 6 aylık olana kadar yavru kedi olarak kabul edilir; bu nedenle, büyümek için daha yapacak çok işi var. 3. Bölüm Yavru Kedinin Temel İhtiyaçları Tebrikler, kedi annesi oldunuz! Türünüzden ve elbette cinsiyetinizden bağımsız olarak elde ettiğiniz bu sıfatı hakkıyla taşıyabilmeniz için bilmeniz gerekenler: 1. Yavru Kedinin Vücut Isısını Nasıl Korurum? İçinde 30 derece sıcaklıkta su bulunan ve sağlamlığından emin olduğunuz bir sıcak su torbasını temiz bir pamuklu beze sarıp, zemininde pamuklu bir örtü olan bir kutuya koyunuz. Bu kutu cereyan almayan ve sıcaklığı ideal oda sıcaklığına en yakın olan odanızda yer almalı. 2. Yavru Kediyi Güvende Hissettiririm? Tik-tak sesleri çıkaran bir saati yumuşak bir örtüye sarıp kutunun, sıcak su torbasına da yakın olan bir yerine bırakınız. Böylece kediniz annesinin kalp atışlarına ve sıcaklığına yakın olduğunu hissedebilecektir. 3. Yavru Kedi Ne Yer? 0-3 Haftalık yavru kedilerin, tarifini vereceğimiz ev yapımı mamayı ya da yeni doğan kediler için özel olarak formüle edilmiş güvenilir bir kedi sütünü içmesi gerekir. Ev Yapımı Yavru Kedi Maması: Çeyrek su bardağı laktozsuz süt, 1 silme yemek kaşığı ev yoğurdu ve 1 yumurta sarısını iyice karıştırın. Sıcak su dolu bir kasenin içine başka bir kase ile koyup uygun sıcaklığa getirin. Beslemeden sonra kalan bölümü buzdolabında saklayıp bir sonraki beslemede (Maksimum 3 saat sonra) tekrar aynı şekilde ısıtarak kullanabilirsiniz. Ancak yine kalması durumunda dökün ve sonraki beslemede yenisini hazırlayın. Bu tarifi zorunluluk durumlarında kullanabilirsiniz ancak annesiz bir bebek kedi için, yeni doğan kediler için özel olarak formüle edilmiş güvenilir bir kedi sütü daha idealdir. 4. Yavru Kedini Nasıl Beslenir? 0-2 Haftalık yavru kedileri 3 satte bir beslemek gerekir. 3. haftada süre 4 saate kadar çıkabilir. Bu durum gece de geçerlidir. Sattinizi 3 saatte bir çalacak şekilde 24 saat boyunca ayarlayınız. Sırt üstü pozisyonda değil, annesinden emiyormuş gibi yüz üstü pozisyonda olmalıdır Ön patilerini şişeyi tutan elin ayasına koymaya çalışacağını fark edebilirsiniz. Hatta beslenirken patileriyle "yoğurma hareketi" yapabilir. Doyduğunda veya gaz çıkarmaya ihtiyaç duyduğunda ağzını biberondan çekecektir. Bunu yapmak istediğinde ona izin verin. Serçe parmağınızla vücudunu belli belirsiz okşayın ve birkaç dakika sonra biberonu tekrar uzatın. Yemezse doymuştur, zorlamayın. Normalde yediği miktardan daha az yediyse bir sonraki alarmınızı 3 saat sonrası yerine 2 saat sonrasına kurup tekrar deneyebilirsiniz. 5. Yavru Kedinin Tuvalet İhtiyacının Nasıl Karşılarım? 0-3 Haftalık yavru kediler tuvaletlerini yapabilmek için size ihtiyaç duydarlar. Üç haftalıktan küçük yenidoğanlar kendiliğinden dışkılayamazlar. (Bazıları yapar, ancak bu, enfeksiyona yol açabilecek tam dışkılamayı sağlayamaz.) Yeni doğan bebeğinize yardımcı olmak için ılık suyla nemlendirilmiş pamuk kullanın. Hem beslemeden önce ve hem de beslemeden sonra genital/anüs bölgesine hafifçe bu pamukla masaj yapın. Bu masajı yaparken anne kedinin yalamasını canlandırdığınızı unutmadan, hafifçe -yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya değil- yukarıdan hafifçe aşağıya, geri çekip tekrar yukarıdan hafifçe aşağıya olacak ve arada anüs ve genital bölgesine de pudra sürer gibi hafif dokunuşlar uygulayacak şekilde alt karın bölgesine masaj yapın.1-2 dakikalık masajda dışkılama gerçekleşmezse 1 saat içinde tekrar deneyin. Dışkılamadan sonra ılık suyla (biberondaki gibi) ıslatılmış peçeteyle dışkısını/idrarnı alın ve göz yakmayan (fazla köpüğe neden olmayacak kadar az miktarda) bebek şampuanı ve ılık su (biberondaki gibi) kullanarak hazırlanmış pamuklu bir bezle temizleyip kalan köpükleri ılık suyla hazırlanmış temiz bezle temizleyin. Bunun yerine temizleme işlemini kediler için özel olarak formüle edilmiş güvenilir bir markaya ait ıslak mendillerle de yapabilirsiniz. Ancak asla pire/kene şampuanı, yetişkin kedi ve köpekler için şampuan, göz yakmayan bebek şampuanı haricinde bir insan şampuanı ya da insanlar için ıslak mendilleri kullanmayınız. Bu ürünler yeni doğanlar için toksik olacaktır. 6. Yavru Kedi Yıkanır Mı? Kediler yıkanmaz. Kendilerini, bizim onlar için yapabileceğimizden çok daha kusursuz temizleyebilirler. Bir kediyi yıkamanız için buna gerçekten mecbur olmanız ve bu mecburiyetin kendinizden değil kedinin sağlığından kaynaklanıyor olması gerekir. Yavru kedide ise durum farklı görünebilir. Sonuçta henüz kendisini temizleyemez. Ancak özellikle de henüz bir aylık dahi olmamış yavru kedinin yıkanması büyük riskler taşır. Bu risklerin en başında soğuk algınlığı ve enfeksiyon gelir. Yavru kediniz eğer kendi dışkısı nedeniyle kirleniyorsa ılık suyla (biberondaki gibi) ıslatılmış peçeteyle dışkısını/idrarnı alın ve göz yakmayan (fazla köpüğe neden olmayacak kadar az miktarda) bebek şampuanı ve ılık su (biberondaki gibi) kullanarak hazırlanmış pamuklu bir bezle temizleyip kalan köpükleri ılık suyla hazırlanmış temiz bezle temizleyin. Bunun yerine temizleme işlemini kediler için özel olarak formüle edilmiş güvenilir bir markaya ait ıslak mendillerle de yapabilirsiniz. Ancak asla pire/kene şampuanı, yetişkin kedi ve köpekler için şampuan, göz yakmayan bebek şampuanı haricinde bir insan şampuanı ya da insanlar için ıslak mendilleri kullanmayınız. Bu ürünler yeni doğanlar için toksik olacaktır. Yeni doğanın üzerinde pire varsa parmağınızı sulandırılmış, doğal elma sirkesine batırarak temizleyin. Eğer temizlenemeyecek kadar çoksa acilen güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekimi ziyaret edin pirelerinden kurtulmasını sağlayın. 4. Bölüm Bebek kedim 4 haftalık! Kedi annelliğinin en zor bölümünü başarıyla geçtiniz. Ancak önünüzde yeni sorular var. Şimdi onları yanıtlayalım. Yavru Kedi Ne Yer? 4-5 haftalık yavru kediler, gün içinde 1 defa da olsa yeni doğan evresinde yapmış olduğunuz mamaya ihtiyaç duyarlar. Bunun dışında artık yumuşak ve kolay sindirilebilen yiyeceklere geçiş yapabilirler. Bu süreçte unutmamanız gereken en önemli noktalarda biri onun damak zevkini oluşturuyor olduğunuzdur. Bu süreçte fazla aroma içeren gıdalara alıştırmanız durumunda hayatını sağlıksız gıdalar isteyerek geçirecek, ev yapımı sağlıklı gıdalar hazırlarsanız buna alışacak ve uzun vadede daha sağlıklı olması için gösterdiğiniz çabalar sırasında sizi zorlayan bir patili birey olmayacaktır. Yavru Kedimi Ailesine Nasıl Alıştırabilirim? Tıpkı yeme alışkanlıkları gibi sosyal alışkanlıklarının zemini de bu dönemde çok daha rahat atılır. Kedinizi sosyalleştirmeniz sadece birden fazla kedi/köpek ya da insanla bir arada yaşayacağı durumlar için değili, bilişsel sağlığı için de gereklidir. Evinizde ondan başka kedi, köpek ya da insan yoksa güvenilir bir ortamda ve karakterini bildiğiniz güvenilir patili bireylerle bu dönemde sosyalleştirebilirsiniz. Bu süreçte sevecen bir ses tonuyla, sakin iletişim yöntemleriyle ve dingin bir kontrolcülükle hareket ediyor olmalısınız Eğer sahiplendirmek gibi bir planınız varsa sahiplendireceğiniz kişiye alıştırmak için yine bu dönemi tercih edip 7. haftadan sonra ailesine teslim edebilirsiniz. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, uluslararası bilimsel verilerle, kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Kedi ve Köpeklerin Kısırlaştırılması: Gerçekler, Bilimsel Veriler ve Etik Sorumluluklarımız
Kedi ve köpeklerin sağlığı, huzuru ve güvenliği için alabileceğiniz en kritik kararlardan biri kısırlaştırma operasyonudur. Sosyal medyada söylenen ya da kulaktan kulağa dolaşan şehir efsaneleri, kedi ve köpeklerin bu hayati operasyonundan kaçınılmasına neden olabilmekte. Peki, bilim ve saha gerçekleri bu konuda ne söylüyor? Bu kapsamlı rehberde; kedi ve köpeklerin kısırlaştırılmasının toplumsal karşılığını, etik boyutlarını ve bilimsel faydalarını tüm şeffaflığıyla ele alıyoruz. 1. Kedi ve Köpeklerin Kısırlaştırılması Nesil Tükenmesine Yol Açar mı? Gerçek: Kısırlaştırma uygulamalarının bir türün neslini tüketmesi biyolojik ve lojistik açıdan kesinlikle mümkün değildir. Kedi ve köpeklerin kısırlaşırılmasının tüm dünya ülkelerinde istisnasız olarak gerçekleştirilmesi, kedi ve köpeklerin mevcut popülasyonu ile kıyaslandığında mümkün değildir. Zira bugün dünya genelinde kedi ve köpekler, ne yazık ki insan eliyle yoğun bir şekilde üretilmeye devam eden türlerdir. Sokaklarda veya barınaklarda tanık olduğumuz aşırı nüfus, kontrolsüz çoğalmanın ve terk edilmelerin doğrudan bir sonucudur. Kısırlaştırmanın temel amacı; sokaklarda ve barınaklarda acı dolu hayatlar süren, hastalıklara ve trafik kazalarına maruz kalan canlıların sayısını artırmak değil, halihazırda var olanların yaşam kalitesini yükseltmektir. Kontrolsüz çoğalmanın önüne geçtiğimizde, dünyaya gelmiş ve sıcak bir yuvaya ihtiyaç duyan canlıları sahiplendirmeye çok daha etkili bir şekilde odaklanabiliriz. 2. Kısırlaştırmak Onların "Üreme Hakkını" Elinden Almak mıdır? Gerçek: İnsan merkezli (antropomorfik) bir düşünce yapısıyla kedi ve köpeklerin "ebeveyn olma" arzusu taşıdığını varsaymak bilimsel bir yanılgıdır. Kedi ve köpekler insanlardaki gibi duygusal bir ebeveynlik bilinciyle veya ebeveyn olma "hakkı" anlayışıyla üremez. Onların üreme davranışı tamamen hormonal dürtülere ve içgüdülere dayanır. Kızgınlık (östrus) döneminde salgılanan yoğun hormonlar, canlı üzerinde ciddi bir stres, huzursuzluk ve fiziksel baskı oluşturur. Kısırlaştırma operasyonu, onları bu sürekli hormonal stresten ve eş arama baskısından tamamen özgürleştirir. 3. Hayatımızdaki Patili Bireyleri Şiddet ve Tehlikelerden Korumak Sokaklarda veya evde yaşayan kedi ve köpekler için kızgınlık dönemi büyük riskler taşır. Hormonların etkisiyle dışarı kaçma, eş arama amacıyla uzun mesafeler yürüme ve bölgesel kavgalara girme güdüleri tepe noktaya ulaşır. Kısırlaştırılmamış kedi ve köpeklerin karşılaştığı başlıca riskler şunlardır: Trafik Kazaları: Dışarı kaçma isteği nedeniyle trafik kazalarına çok daha sık maruz kalırlar. Bulaşıcı Hastalıklar ve Yaralanmalar: Bölge ve eş kavgaları sırasında bulaşıcı hastalıklara (FIV, FeLV gibi) yakalanma ve ağır yaralanma riski taşır. Çevresel Tehlikeler: Toplumda maalesef var olan şiddete meyilli bireylerin ve kontrolsüz çevre koşullarının tehlikelerine açık hale gelirler. Kedi ve köpekleri kısırlaştırarak, onların bu riskli davranışlarını ve dolayısıyla maruz kalabilecekleri hayati tehlikeleri doğrudan engellemiş olursunuz. 4. Doğmuş Olanlara Yuva Bulabilmenin Önü Açılır Her yıl yüz binlerce yavru kedi ve köpek, kapasitesi yetersiz barınaklara düşmekte veya sokaklarda zorlu bir yaşam mücadelesi vermektedir. Kontrolsüz üreme devam ettiği sürece, halihazırda doğmuş ve hayatta kalmaya çalışan kedi ve köpeklere sıcak bir yuva bulmak imkansızlaşır. Kısırlaştırma, mevcut popülasyonu dengeleyerek yuva arayan bu masum varlıkların şansını artıran en insani ve etik çözümdür. 5. Bilimsel Verilerle Kısırlaştırmanın Sağlık ve Yaşam Süresine Etkileri Kısırlaştırma sadece bir nüfus kontrol yöntemi değil, doğrudan hayat kurtaran tıbbi bir müdahaledir. Yapılan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, kısırlaştırılmış canlıların belirgin şekilde daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürdüğünü kanıtlamaktadır. Kedi ve Köpeklerin Kısırlaştırılmasının Yaşam Süreleri Üzerindeki Kanıtlanmış Etkileri: University of Georgia tarafından 70.000’den fazla evcil hayvanın tıbbi verileri üzerinde yapılan uzun dönemli araştırmalara göre, kısırlaştırılmış dişi köpeklerin yaşam süresinde %26.3, erkek köpeklerde ise %13.8 oranında artış gözlemlenmiştir. Banfield Pet Hospital tarafından yayınlanan geniş kapsamlı veriler, kısırlaştırmanın yaşam süresine etkisinin çok daha belirgin olduğunu ortaya koymaktadır: Kısırlaştırılmış dişi kedilerde %39, erkek kedilerde ise %62 oranında daha uzun bir yaşam süresi kaydedilmiştir. Kedi ve Köpeklerin Kısırlaştırılmasının Kanser Üzerindeki Kanıtlanmış Etkileri: Amerikan Veteriner Hekimler Birliği (AVMA) verilerine göre kısırlaştırma; dişi hayvanlarda ölümcül bir rahim enfeksiyonu olan Pyometra riskini %100 oranında ortadan kaldırır. Ayrıca erken yaşta yapılan operasyonlar, meme tümörü ve testis kanseri gibi agresif seyreden hastalıkların oluşma riskini klinik olarak minimize eder. Sonuç Hayatınızdaki patili bireylerin uzun, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmesini sağlamak, onların hormonal streslerden uzak kalmasına yardımcı olmak ve sokaklardaki yaşam mücadelesini hafifletmek tamamen bizim elimizdedir. Kısırlaştırma, veteriner hekimliğin sunduğu en etkili koruyucu hekimlik uygulamasıdır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4










