
Bu sitede ara
Boş arama ile 99 sonuç bulundu
- Yasal Dehşet ve Mekanikleşen Şiddet
Toplumlar, medeniyet seviyelerini, diktileri gösterişli binalarla ya da belirttikleri rakamlarla değil; kendi savunmasızlarına ve kendilerine muhtaç olan canlılara muamele biçimleriyle tescil ederler. Bugün Türkiye’de yürütülen ve "sokak hayvanı popülasyonunu düzenleme" adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan süreç, ne bir kamu sağlığı politikasıdır ne de bir şehir planlaması. Bu eylem; yöntemi, sistemselliği ve kamu gücüyle yürütülme biçimi itibarıyla açık bir mekanik kıyım ve yaşam hakkı gaspıdır. Yaşamın Nesneleştirilmesi ve Bürokrasi Kılıfı Bir canlıyı yok etmenin en kolay yolu, önce onu "canlı" veya "birey" olmaktan çıkarıp bir "sorun maddesine" dönüştürmektir. Bugün yürütülen söylem tam olarak bunu yapmaktadır. Sokaklarda yıllardır insanla yan yana yaşayan, mahalle kültürünün, kampüslerin, sokakların doğal birer parçası olan hayvanlar; istatistiksel birer sayı, birer "tehdit öğesi" veya "temizlenmesi gereken nesneler" olarak etiketlenmektedir. Bu etiketleme tamamlandığında, dehşet son derece soğukkanlı bir bürokrasiye dönüşür. Gece yarısı operasyonları, polis ve zabıta barikatları, biber gazı eşliğinde toplanan yaşlı, hasta veya bakıma muhtaç hayvanlar... Tüm bu süreç, devlet mekanizmasının en soğuk ve en mekanik yüzüdür. Son yıllarda tüm şehirlerde, son olarak Ege Üniversitesi'nde olduğu gibi, yıllardır yaşam mücadelesi veren, hekimlerce tedavi edilen, öğrencilerce ya da mahallece bakılan köpeklerin, öylesine bir talimatla "meçhule" sürüklenmesi, şiddetin nasıl kurumsallığa bürünebildiğinin en somut ve dehşet verici örneğidir. Siyasi Araçsallaştırma ve Kutuplaştırma Bu kıyımın en ürkütücü boyutlarından biri de toplumsal dinamiklerin manipüle edilmesidir. Sokak hayvanları meselesi, toplumsal hassasiyetleri yıpratmak, gündemi suni başlıklarla meşgul etmek ve toplumun merhamet duygusunu bir ceza aracına dönüştürmek üzere bir araç haline getirilmiştir Vicdanı, merhameti ve yaşam hakkını savunan kitlenin "hayat tarzı" veya "siyasi kimlik" üzerinden hedef gösterilmesi, meselenin insani boyutunu gölgelemekte ve yapılan vahşete hayali bir meşruiyet alanı açmaktadır. Oysa bir canlının yaşam hakkını savunmak seküler, dindar, muhalif ya da iktidar yanlısı olmakla ilgili değil; tamamen insan olmanın temel asgari koşulu ile ilgilidir. Ahlaki Çöküş ve "Güvenlik" İllüzyonu Devletlerin veya yerel yönetimlerin temel varlık sebebi "yaşatmak" ve "düzeni korumak" üzerine kuruludur. Ancak yaşatmayı bir kenara bırakıp yok etmeyi tek çözüm olarak sunmak, bir idari acziyetin ve ahlaki çöküşün itirafıdır. Yıllardır uygulanmayan kısırlaştırma ve aşılama politikalarının, denetlenmeyen üretim ve satış kanallarının faturasını; hiçbir suçu olmayan, tek suçu var olmak olan canlılara kesmek kabul edilemez. Bir ülkenin sokaklarını canlılardan "arındırma" çabası, güvenlik değil; aksine doğaya ve yaşama karşı açılmış ilkel bir savaştır. Söndürülen Işıkların Gölgesinde Kalan Toplum Sokaktaki bir köpeğin ya da kedinin gözlerindeki yaşam ışığını söndürmek, sadece o canlıyı yok etmekle kalmaz; o eyleme göz yuman ya da emri veren toplumun da vicdani dokusunu çürütür. Bugün barınak adı altındaki toplama kamplarına veya meçhule gönderilen her köpek ve kedi, geride bırakılan toplumun ahlaki çöküşünün birer nişanesidir. Sistemler değişir, iktidarlar geçer, yasalar yeniden yazılır; fakat bir canlının çığlığına karşı sergilenen bu soğukkanlı vahşet, tarihin ve vicdanların hafızasından asla silinmez. Zira yaşatmak bir lütuf değil, yaşamın kendisine olan borcumuzdur. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek.
- Köpeklerin Dramatik İç Çekmesi Ne Anlama Gelir?
Eğer bazen köpeğinizin iç çekmesinin bilinçli ve dramatik olduğunu düşünüyorsanız, yanılmıyorsunuz! İç çekmek anın durumuna bağlı olarak şaşırtıcı sayıda farklı anlama gelebilir ve önemli olan bağlamı okumayı öğrenmektir. Çünkü köpeklerin iç çekmesi, o dramatik nefes veriş, köpeğinizin çıkardığı en anlamlı seslerden biridir ve bu sesi yorumlamayı öğrenmek, size onun ne düşündüğü hakkında neredeyse her şeyden daha fazla bilgi verir. Köpeklerin İç Çekmesinin Anlamları Nelerdir? İç çekmek, köpeğinizin gün boyunca aldığı ritmik nefeslerden daha derin ve uzun bir nefestir. Genellikle normal bir nefesin yaklaşık iki katı uzunluğunda duyulabilir bir nefes almayla başlar, ardından yavaş ve belirgin bir nefes verme gelir. Bazen ağızdan çıksa da sıklıkla, ağız kapalıyken burundan çıkar. Fizyolojik olarak, iç çekmek ekstra oksijen alımını sağlar ve karbondioksitin dışarı atılmasına yardımcı olur. Solunum sistemi için sessiz bir sıfırlama işlemidir ve her memeli hayvanın yaptığı bir şeydir. En belirgin olanı fark ettiğimizdir, ancak birçok iç çekme o kadar inceliklidir ki onları tamamen gözden kaçırırız. İç Çekmek Doğuştan Gelen Bir Reflekstir Duygusal nedenlere geçmeden önce, iç çekmenin kısmen biyolojik bir durum olduğunu bilmekte fayda var. Köpekler (ve insanlar) saatte birkaç kez düşünmeden iç çekerler, çünkü bu ara sıra alınan derin nefesler akciğerlerin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Akciğerlerdeki alveol adı verilen minik hava kesecikleri, zaman zaman gerilmedikleri takdirde çökebilirler. Bir iç çekiş onları tekrar şişirir, tıpkı biraz gevşemiş bir balonu yeniden şişirmek gibi. Bu, köpeğiniz uyurken, yürürken veya pencereden dışarı bakarken gün boyunca arka planda gerçekleşir. Dolayısıyla, tek başına bir iç çekişe fazla anlam yüklemek nadiren gerekir. Asıl önemli olan, iç çekişin etrafındaki bağlamdır; beden dili, durum, zamanlama. Köpeklerin İç Çekmesi, Memnuniyet ve Rahatlamanın Bir İşareti Olabilir Bu muhtemelen çoğu köpek ebeveyninin tanıdığı versiyondur. Köpeğiniz yatağına uzanır, yerleşir ve derin bir iç çekiş duyulur. Rahatlamış durumdadır. Her şeyi bırakmaktadır. Hem kendi bedenine hem de size her şeyin yolunda olduğunu işaret etmektedir. Rahatlama anlarında duyulan memnuniyet dolu bir iç çekiş, yumuşak bir yüz ifadesiyle birlikte gelir; gözler kapalı veya yarı kapalıdır, kulaklar gevşektir ve kuyruk ve vücut rahattır. Ağız hafifçe açık olabilir ve herhangi bir gerginlik yoktur. Özellikle yaş alan köpekler, sonunda yerleşmek için doğru pozisyonu bulduklarında iç çekiyor gibi görünürler. Bu da seçtikleri yerin onlara iyi geldiğinin bir işareti olabilir. Yavru köpekler de kendi versiyonlarını yaparlar. Bazen hafif bir iç çekiş, bazen de aynı anlama gelen küçük bir inilti. Köpeklerin Okşanırken veya Oynarken İç Çekmesinin Anlamı Uzun bir karın okşaması veya sakin bir kulak arkası kaşıması sırasında çıkan o iç çekiş, memnuniyet iç çekişinin yakın bir akrabasıdır. Köpeğiniz size o anın tam da istediği gibi olduğunu söylüyor. Yine, o sakin vücut diline dikkat edin: yumuşak bir yüz, yarı kapalı gözler, rahat bir duruş, gevşek bir kuyruk. Eğer köpeğiniz öne doğru eğilir, derin bir nefes verir ve yerinde kalırsa, bu nefes neredeyse kesinlikle mutlu bir nefestir. Hayatındaki patili bireyin vücut dilini okumayı öğrenmek, bir patili birey birey beveyninin geliştirebileceği en faydalı becerilerden biridir. Sıkılmış Köpekler de İç Çeker Şimdi daha belirgin iç çekişlere geçiyoruz. Yoğun bir dikkatle kitabınıza, bilgisayarınıza ya da telefonunuza dalmışken köpeğiniz odanın diğer ucunda sizi izliyorsa, duyacağınız iç çekiş, köpeklerin göz devirmesine eşdeğer olabilir. Bazen bu tür bir iç çekiş "homurdanma" gibi de duyulabilir. Sıkılmış bir iç çekiş, genellikle uyanık, açık gözler ve rahatlamış olmaktan ziyade endişeli veya beklentili görünen bir vücutla birlikte gelir. Köpeğiniz pozisyon değiştirebilir, kapıya bakabilir veya çenesini patilerine yaslayıp bakakalabilir. Bu iç çekiş, açıkça "bu hiç de ilginç değil" veya "hadi, eğlenceli bir şeyler yapalım" anlamına gelir. Yağmurlu günlerde içeride mahsur kalan hareketli köpekler, iç sıkıntılarını iç çekerek dışa vurmaya meyillidirler. Bir yürüyüş, bir çekme oyunu, bir zeka oyuncağı veya birkaç dakikalık ev içi eğitim genellikle bu durumu değiştirebilir. Köpeklerde İç Çekme Hayal Kırıklığının da Bir İşareti Olabilir Bazı köpekler güzel bir şey sona erdiğinde iç çekerler; yürüyüş biter, oyuncak kaldırılır veya sevdiği misafir gider. Vücut dili sıkılmış bir iç çekişe çok benzer: tetikte gözler, dikkatli bir duruş, bazen de başın yere veya bir patiye ağır bir şekilde yaslanması. Bunun ne kadarının kasıtlı, ne kadarının ise eğlence sona ererken vücudun gerginliği boşaltmasından kaynaklandığını tam olarak bilmek zor. Her iki durumda da yaşananlardan gerçekten keyif almış bir köpekle yaşamanın tatlı, biraz da teatral bir parçası bu. Köpeğiniz İlginizi Kazanmanın Pratik Bir Yolunu Bulmuş Olabilir Köpekler sandığımızdan daha zekidir. Eğer bir iç çekişi sizi ona bakmaya, telefonunuzu bırakmaya veya "Ne oldu?" demeye sevk ettiyse, köpeğiniz bunu fark etmiştir. Bazı köpekler, doğru zamanda yapılan bir iç çekişin karşılık bulduğunu rahatlıkla öğrenir ve sizinle yeniden iletişime geçme yöntemi olarak uygulamaya başlarlar. Bu oldukça zararsız bir alışkanlıktır ve eşyaları kemirmek veya aşırı havlamak gibi dikkat çekme stratejilerine kıyasla tartışmasız daha tercih edilebilir. Kaygı veya Stres de İç Çekmeyi Tetikleyebilir Veteriner kliniğinin beklem alanındaki bir iç çekiş, evdeki koltukta yapılan bir iç çekişle aynı şey değildir. Gergin veya yabancı bir ortamda iç çekmek, köpeğinizin kendini sakinleştirmeye çalıştığının bir işareti olabilir. Derin nefes almak stresi azaltmaya yardımcı olabilir ve köpekler de bunu bizim gibi kullanırlar. Vücut dili, memnun bir iç çekişten farklı görünecektir; kuyruğunu içeri çekmiş, kulaklarını başına yapıştırmış, dudaklarını yalamış, esnemiş, titremiş, ileri geri yürümüş veya aşırı tetikte (köpeğiniz aslında hiçbir sorun yokken bile sürekli tetikteymiş gibi göründüğünde) gibi belirtiler görebilirsiniz. Eğer iç çekme bu stres sinyalleriyle birlikte görülüyorsa, yapabileceğiniz en nazik şey durumun yarattığı baskıyı azaltmaktır: Buna neden olan şeyden uzaklaşın, köpeğinize sakin bir yer sağlayın veya zaman içinde duyarsızlaştırma teknikleri konusunda bir eğitmene danışın. Köpeklerin Acı Çektiğinde veya Rahatsızlık Duyduğunda İç Çekmesi Yaygındır Köpeklerde iç çekmek klasik bir ağrı belirtisi değildir, ancak bazen ağrıya eşlik edebilir. Özellikle yaş almış veya eklem iltihabı olan ve rahat bir pozisyon bulmaya çalışan köpeklerde. Sonunda sakinleştiklerinde duyduğunuz iç çekme, rahatlama belirtisi olabilir. Köpeğinizin iç çekişinin rahatsızlıkla bağlantılı olabileceğine dair diğer belirtiler arasında dinlenme halindeyken nefes nefese kalma, etkileşimden kaçınma, huzursuzluk, yeme veya uyku düzeninde değişiklikler, topallama veya dokunulduğunda inleme veya yüzünü buruşturma gibi acı belirtileri yer alır. Evcil hayvanınızın acı çektiğinden şüpheleniyorsanız, bir veteriner muayenesi doğru bir adımdır. Faydalı bir ipucu: Eğer köpeğiniz siz onu kucaklarken sürekli iç çekiyorsa, bazen bu iç çekiş "artık yeter" demenin kibar bir versiyonudur. Vücudunun sertleşmesi, kulaklarının geriye doğru yatması veya uzaklaşmaya çalışması bunu doğrulayabilir. Ona kendi alanını tanımak çok işe yarar. Aslında Bu Bir İç Çekme Değilse Bazı sesler ilk bakışta iç çekmeye benzese de aslında farklı ve bazen daha ciddi bir duruma işaret edebilir. Aradaki farkı bilmekte fayda var. İnleme sesleri: Derin bir nefes almaktan değil, ses tellerinden gelir. Karın, sırt veya eklem ağrısı ya da rahatsızlığının belirtisi olabilirler ve yeni ortaya çıkıyorlarsa veya sık sık tekrarlanıyorlarsa veteriner ziyaretini gerektirirler. Nefes nefese kalma: Tek bir uzun nefes yerine birçok kısa ve hızlı nefes alışverişidir. Normal nefes nefese kalma köpeklerin serinlemesini sağlar veya heyecana eşlik eder; ancak oda sıcaklığında dinlenme halindeyken nefes nefese kalma veya ağır nefes alma; öksürük, uyuşukluk, salya akması veya kusma gibi diğer belirtilerle birlikte görülmesi veterinerinizi aramanız için önemli bir nedendir. Zorlu nefes alma: Her nefeste gözle görülür bir çaba durumudur; göğüs duvarı ve karın (göbek) normalden daha fazla çalışır ve her nefes alışverişinde daha fazla efor sarf edilir. Tek bir iç çekişten farklı olarak sürekli bir durumdur. Köpeğinizin zorlu nefes aldığından şüpheleniyorsanız ve özellikle dakikada otuzdan fazla nefes alıp veriyorsa, bu acil bir durumdur ve en kısa sürede veteriner hekime görünmelisiniz. Hırıltılı solunum: Nefes alırken duyulan hırıltı veya tiz bir ıslık sesi, tıkalı ya da daralmış bir hava yoluna veya solunum sorununa işaret edebilir ve acil veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Esneme: Derin bir nefes almayı içerir, ancak tıpkı insanlarda olduğu gibi ağız genişçe açılır. Köpeklerde ara sıra esneme normaldir; ancak dudak yalama, gözlerin beyazının görünmesi (balina gözü) ve gergin bir vücutla birlikte esneme, stres veya kaygı anlamına da gelebilir. Veteriner Hekime Ne Zaman Başvurmalısınız? Anlamlı iç çekişler köpek olmanın bir parçasıdır. Ancak köpeğiniz aniden normalden çok daha fazla iç çekmeye başlarsa veya iç çekme, hızlı veya gürültülü nefes alma, öksürme, iştah azalması, enerji düşüklüğü veya davranış değişikliği gibi diğer değişikliklerle birlikte ortaya çıkarsa, hızlı bir veteriner ziyareti mantıklı bir adımdır. Yeni veya alışılmadık davranışlar daha yakından incelenmeye değerdir. Referans olarak, sağlıklı bir köpek dinlenme halindeyken dakikada yaklaşık 15 ila 30 nefes alır (nefes nefese kalmadığı zamanlarda), göğsü ritmik olarak inip kalkar. Önemli ölçüde farklı görünen her şey - özellikle dinlenme halindeyken hızlı nefes alma (dakikada otuzdan fazla nefes); zorlanma veya gürültülü nefes alma - veteriner hekimle acil bir telefon görüşmesini gerektirir. Bir İç Çekmenin Anlamını Çözmek Zannettiğinizden Daha Kolay Köpeğinizin o dramatik iç çekişi, köpeklerin çıkardığı en anlamlı seslerden biridir ve neredeyse her zaman bir anlam ifade eder. Çoğu zaman iç çekmek, köpek yaşamının mutlu ve zararsız bir parçasıdır: uzun bir yürüyüşten sonra rahatlama, karın okşamasına verilen memnuniyet tepkisi, akşam yemeğinde çok uzun süre kaldığınızda yapılan küçük bir eleştiri. Dramatik iç çekişin ardındaki sır, çoğunlukla gizemli olmamasında yatıyor. Ortamı gözlemleyin – yüz ifadesi, gözler, vücut dili – ve genellikle köpeğinizin size ne anlatmaya çalıştığını tam olarak anlayacaksınız. Ve iç çekişin değişmesi veya başka uyarı işaretleriyle birlikte gelmesi durumunda, geri kalanını anlamak için en iyi ortağınız veterinerinizdir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3
- Kedi ve Köpeklerde Kanser Riskini Azaltmanın 9 Bilimsel Yolu
Hayatlarımızdaki patili bireylerin sağlığını korumak ve yaşam kalitelerini artırmak, bilimsel olarak kanıtlanmış önleyici tedbirlerle mümkündür. Kedi ve köpeklerde kanser riskini en aza indirmek için uygulayabileceğiniz kanıta dayalı yöntemleri araştırdık her zaman olduğu gibi, uluslararası kaynak makaleleri ile listeledik. Kilo Kontrolü ve Ideal Vücut Kondisyonu Aşırı kilo ve obezite; vücutta kronik, düşük düzeyli enflamasyona yol açarak hücresel seviyede hasar yaratır. Köpek ve kedilerde obezite; meme, mesane ve doku tümörlerinin riskini belirgin şekilde artırır. Irk ve Tür Özelinde Kısırlaştırma Zamanlaması Dişilerde: Dişi kedi ve köpeklerde ilk kızgınlıktan önce yapılan kısırlaştırma, meme kanseri riskini %90’ın üzerinde azaltır. Erkeklerde: Testis kanseri riskini tamamen ortadan kaldırır. Ayrıca erkek köpeklerde testosterona bağlı oluşan perianal (makat çevresi) tümörleri ve prostat hastalıklarını engeller. Ne Zaman Yapılmalı? Kedilerde: Genellikle ilk kızgınlık öncesi (6 aydan önce) önerilir. Köpeklerde: Irk büyüklüğü belirleyicidir. Özellikle büyük ırk erkek ve dişi köpeklerde çok erken kısırlaştırma; eklem rahatsızlıkları, lenfoma veya hemanjiyosarkom gibi kanserlerin riskini artırabilir. 👉 Özetle: Kısırlaştırma tek bir yaş kuralına göre değil; hayatınızdaki patili bireyin türüne, cinsiyetine ve ırkına göre veteriner hekiminizle özel olarak planlanmalıdır. Çevresel Toksinlerden ve Kimyasallardan Koruma Çevresel kirleticiler kedi ve köpeklerde hücresel mutasyonu tetikler: Pasif İçicilik: Tütün dumanına maruz kalan kedilerde, tüy yalama davranışı nedeniyle ağız içi yassı hücreli karsinom (SCC) ve lenfoma riski artar. -kediler tüylerini yalarken duman kalıntılarını da yutarlar- Pestisitler: Çim ilaçları ve herbisitler, özellikle köpeklerde mesane kanseri (TCC) riskini yükseltir. Antikor Titrasyon Testi ile Akılcı Aşılama Protokollerinin Kedi ve Köpeklerde Kanser Riskinde Etkisi Kedi ve köpeklerde her yıl otomatik olarak tüm aşıları tekrarlamak yerine, antikor titrasyon testi (kan analizi) ile mevcut bağışıklık kontrol edilebilir. Test sonucunda koruyuculuk devam ediyorsa aşı ertelenir. Bu uygulama, kedileri enjeksiyon bölgesinde oluşabilecek sarkom (kanser) riskinden; köpekleri ise aşırı yüklenmeye bağlı otoimmün ve sistemik yan etkilerden korur. Dengeli Beslenme ve Antioksidan/Antiinflamatuar Destekler Serbest radikalleri nötralize eden antioksidanlar ve kronik enflamasyonu baskılayan bilşenler, Omega-3 yağ asitleri (EPA/DHA) hücresel sağlığı destekler. Sentetik yüksek doz takviyeler yerine, veteriner hekim kontrolünde tam ve dengeli rasyonlar tercih edilmelidir. Stres Yönetimi ve Bağışıklık Sisteminin Desteklenmesinin Kedi ve Köpeklerde Kanser Riskinde Etkisi Kronik stres, kortizol seviyelerini sürekli yüksek tutarak bağışıklık sistemini (özellikle kanserli hücreleri yok eden Natural Killer / NK hücrelerini) baskılar. Güvenli ve huzurlu bir ev ortamı, Yeterli zihinsel/fiziksel aktivite, Düzenli oyun bağışıklık sisteminin dirençli kalmasına katkı sağlar. UV Radyasyonu ve Güneş Işığından Koruma Tüyleri seyrek veya beyaz renkli dostlarımızda UV ışınlarına uzun süre maruz kalmak, kulak ucu, burun ve karın bölgesinde yassı hücreli karsinom (Squamous Cell Carcinoma) riskini artırır. Güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkarılmamalı veya koruyucu önlemler alınmalıdır. Düzenli Ağız ve Diş Sağlığı Bakımı Tedavi edilmeyen Periodontal (diş eti) hastalıklar, vücutta sürekli bir kronik enfeksiyon ve enflamasyon odağı yaratır. Ağız içi mukozadaki kronik hücresel stres ve doku tahrişi, tümör oluşum zeminini tetikleyebilir. Düzenli Veteriner Kontrolleri ve Evde Muayene Erken teşhis, tedavi başarısındaki en kritik faktördür. Yetişkinlerde yılda en az bir, 7 yaş üzeri kıdemli (senior) patili bireylerde 6 ayda bir rutin veteriner taraması yapılmalıdır. Evde tüy tarama sırasında vücuttaki kitle, şişlik ve doku değişiklikleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
- Kediler Neden Birbirlerini Yalar?
Kediler, sosyal bağlarını korumak, kokularını paylaşmak ve gerginliği yönetmek için birbirlerini yalarlar. Araştırmalar, yalamanın %91,6'sının tek yönlü olduğunu ve seansların %35'inde yalayan kedinin saldırgan davranışlar sergilediğini göstermektedir. Şu sahneyi gördünüz mü?: Bir kedi, diğer kedinin başını iki dakika boyunca nazikçe yalıyor. Gözleri yarı kapalı. Hatta belki mırlıyorlar. Sonra, aniden biri diğerine sert bir hareketle hızlı bir tokat atıyor. Yalanan kedi kaçıyor. Siz de ne olduğunu merak ediyorsunuz. Bu karşılıklı yalama ve ardından kavga dizisi her yıl milyonlarca kedi ebeveynini şaşırtıyor. Sanki yanlış giden bir sevgi gösterisi gibi görünüyor ancak bilim daha karmaşık bir hikaye anlatıyor: Evcil kedilerde karşılıklı yalama, aynı anda sosyal bağ kurma eylemi, koku alışverişi mekanizması, hiyerarşi göstergesi ve gerilimin büyük çatışmaya dönüşmeden önce yatıştırılmasının bir yoludur. Georgia Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'nden Dr. Sharon Crowell-Davis'in kedi sosyal organizasyonu üzerine, çığır açan 2004 tarihli makalesinde ortaya koyduğu gibi, tercih edilen arkadaşlar arasında karşılıklı tüy temizleme, kedi gruplarında sosyal uyumu sağlayan temel davranışlardan biridir. Bu davranışın ardındaki nedenleri anlamak, evinizdeki kediler arasında olup biten her şeyi yorumlama şeklinizi değiştirir. Kediler birbirlerini yalayarak öncelikle sosyal bağlarını korur, kokularını paylaşır ve kendi kendilerini yalarken ulaşamadıkları vücut bölgelerinde parazitlere karşı savunma sağlarlar. UC Davis araştırması, kedilerin uyanık oldukları saatlerin yaklaşık %8'ini kendi kendilerini temizlemeye ayırdığını ve doğrudan yalamanın imkansız olduğu baş bölgesinin en fazla çabayı (%31) aldığını ortaya koymuştur. Karşılıklı yalama, bu biyolojik kör noktayı çözebilmektedir. Kör Noktalar Her kedi aynı anatomik sorunla karşı karşıyadır. Baş ve boyun, vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla bakıma ihtiyaç duyar, ancak kediler fiziksel olarak dilleriyle bu bölgelere ulaşamazlar. Kediler dolaylı bir çözüm yoluna başvururlar: patilerini yalayıp yüzlerine sürerler. Bu "yüz yıkama" yöntemi, kalıntıları ve dış parazitleri temizlemek için doğrudan dil temasına göre daha az etkilidir. Allogrooming (karşıdakini temizleme) bu boşluğu dolduruyor. Bir kedi diğerini yaladığında ettiğinde, allgrooming neredeyse tamamen baş ve boyun bölgesine yöneliktir. Yalayan kedinin pütürlü dili, kendi kendine yalamanın sağlayamayacağı doğrudan temizliği sağlar. UC Davis'ten Eckstein ve Hart'ın araştırması, kedilerin kendilerini temizlemeleri engellendiğinde (Elizabeth yakaları kullanılarak), pire sayısının üç hafta içinde, serbestçe temizlenmelerine izin verilen kedilere kıyasla iki katına çıktığını göstermiştir. Kendi kendine temizlenmesi en zor olan baş ve boyun bölgesi, parazit birikimine en savunmasız bölgedir. Koku Değişimi Fonksiyonu Bristol Üniversitesi Antrozooloji Enstitüsü'nden Dr. John Bradshaw, koloni uyumunun "karşılıklı sürtünme ve karşılıklı tüy temizleme olarak ifade edildiğini ve muhtemelen bu şekilde sürdürüldüğünü" belirtiyor ve karşılıklı tüy temizlemenin koku alışverişi rolünün "büyük ölçüde araştırılmamış bir rol oynayabileceğini" ekliyor. Kediler birbirlerini temizlemeyi bırakırlarsa, ortak koku profili bozulabilir ve bu da grup üyeleri arasındaki sosyal tanınmayı potansiyel olarak zayıflatabilir. Bu koku alışverişi işlevi, kedilerin ortak bir grup kimliği oluşturmak için yüz feromonlarını bıraktığı kedi sürtünme davranışı ile aynı temel mekanizmayı paylaşır. Vitale ve Udell'in 2017 yılında kedi sosyal gruplarındaki kimyasal sinyalleşme üzerine yaptığı bir inceleme, yavru kedilerin aile kokularıyla ilk deneyimlerini anne tarafından yapılan tüy bakımı yoluyla edindiklerini bildirmektedir. Bu erken koku bağı, yetişkinlikte koloni kokusunu tanıma için bir şablon oluşturur; ancak erken tüy bakımından mahrum kalmanın uzun vadeli davranışsal etkilerine dair doğrudan kanıtlar sınırlıdır. Endorfin Hipotezi Tüy bakımının, hem tüy bakımını yapan hem de alan kişide sakinleştirici bir nörokimyasal etki yaratan endorfin salınımını tetiklediği yaygın olarak bildirilmektedir. Primatlarda yapılan araştırmalar, sosyal tüy bakımı sırasında endorfin salınımını göstermiştir ve kedi davranış bilimcileri, tüy bakımı seansları sırasında gözlemlenebilir gevşeme tepkisine (mırıldanma, yavaş göz kırpma, kas gevşemesi) dayanarak kedilerde de benzer bir mekanizma olduğunu varsaymaktadır. Bakım alan kişi, karşılıklı tüy bakımı sırasında genellikle aktif olarak işbirliği yapar, tüy bakımını yapan kişiye daha iyi erişim sağlamak için başını eğerek ve döndürerek, genellikle mırıldanarak davranır. Kedilerin Birbirlerini Yalamasının Anlamları Nelerdir? Kediler arasında karşılıklı tüy temizleme davranışı, iki kedi arasında kurulmuş bir sosyal ilişkiyi işaret eder; ancak bu bağın doğası basit bir "sevgi"den daha karmaşıktır. Araştırmalar, kedilerin rastgele koloni üyeleri yerine belirli tercih ettikleri partnerlerini yaladıklarını sürekli olarak göstermektedir. Van den Bos'un 1998 yılında yaptığı ve 25 adet kapalı alanda tutulan, kısırlaştırılmış kedi arasında gerçekleşen 83 karşılıklı tüy temizleme etkileşimini gözlemleyen tek bir çalışmada, karşılıklı tüy temizlemenin %91,6'sının tek yönlü olduğu, yani bir kedinin tüy temizleme yaparken diğerinin tüy temizlemeye maruz kaldığı bulunmuştur. Aynı çalışmada, gözlemlenen etkileşimlerin %78,6'sında daha yüksek rütbeli kedilerin daha düşük rütbeli kedilere karşı tüy temizlemeyi başlattığı bildirilmiştir. Bu bulgular, karşılıklı tüy temizlemenin eşitler arasındaki karşılıklı sevgiyi değil, sosyal rütbeyi yansıtabileceğini düşündürmektedir. Georgia Üniversitesi'nin yaptığı birçok çalışma, tercih edilen partnerlerin, tercih edilmeyen partnerlere göre önemli ölçüde daha fazla karşılıklı tüy temizleme, karşılıklı sürtünme ve fiziksel temasta bulunduğunu doğrulamaktadır. Bu, onların tercih edilen iş ortakları oldukları anlamına gelir. Kediler rastgele tüy temizleme yapmazlar. Barry ve Crowell-Davis (1999), kedilerin sadece kendilerine en yakın oturan kediyi değil, tüy temizleme için tercih ettikleri kediyi aradıklarını bulmuşlardır. Curtis, Knowles ve Crowell-Davis (2003), 28 kediden oluşan bir kolonide bu seçici modeli doğrulayarak, tüy temizleme sıklığının hem aşinalıkla hem de çalışmalarında genetik akrabalıkla ilişkili olduğunu bulmuşlardır. Yapılan çalışma; genetik akrabaları daha fazla temizlediklerini göstermiştir. Akrabalar, ortalama 8,44 kez, akraba olmayan kediler 4,17 kez yalanmıştır. Bu seçicilik, araştırma ortamlarının tamamında tutarlıdır. Unity Çevre Üniversitesi'nde Sertifikalı Uygulamalı Hayvan Davranış Bilimcisi olan Dr. Kristyn Vitale tarafından yapılan, serbest dolaşan kediler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, Church Farm'daki koloni kedilerinin, karşılıklı tüy temizleme davranışını tercihli olarak sergiledikleri, yani tüy temizlemeyi grup içinde eşit olarak dağıtmak yerine belirli partnerlere yönlendirdikleri gözlemlenmiştir. Bu, mutlaka "eşittir" anlamına gelmez. Van den Bos'un 1998 yılında yaptığı ve 25 adet kapalı alanda tutulan, kısırlaştırılmış kedi arasında gerçekleşen 83 karşılıklı tüy temizleme etkileşimini gözlemleyen tek bir çalışmada, karşılıklı tüy temizlemenin %91,6'sının tek yönlü olduğu, yani bir kedinin tüy temizleme yaparken diğerinin tüy temizlemeye maruz kaldığı bulunmuştur. Aynı çalışmada, gözlemlenen etkileşimlerin %78,6'sında daha yüksek rütbeli kedilerin daha düşük rütbeli kedilere karşı tüy temizlemeyi başlattığı bildirilmiştir. Bu bulgular, karşılıklı tüy temizlemenin eşitler arasındaki karşılıklı sevgiyi değil, sosyal rütbeyi yansıtabileceğini düşündürmektedir. Kedilerim Neden Birbirlerini Yaladıktan Sonra Kavga Ediyorlar? Van den Bos'un (1998) 25 kapalı alanda tutulan kedi üzerinde yaptığı gözlemlere göre, karşılıklı tüy temizleme seanslarının yaklaşık %35'inde önce tüy temizleme, sonra vurma paterni görülmektedir. Başlıca hipotez, yeniden yönlendirilmiş gerilimdir: Tüy temizleme, gerilimin büyük çatışmaya dönüşmeden önce yatıştırılmasının bir yoludur. Ancak altta yatan sosyal gerilim bazen seans sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkar. Genellikle, tüy temizlemeye maruz kalan değil, tüy temizlemeyi yapan taraf saldırgan davranışı başlatır. Yönlendirilmiş Saldırganlık Hipotezi Van den Bos (1998), karşılıklı tüy temizlemenin, açık kavganın çok zorlayıcı olacağı durumlarda potansiyel saldırganlığı yeniden yönlendirmenin bir yolu olarak işlev gördüğünü öne sürmüştür. Kedilerin birbirlerinden kolayca kaçınamadığı kapalı bir ortamda, tüy temizleme, gerilim için sosyal olarak kabul edilebilir bir çıkış yolu sağlar. Ancak gerilim her zaman kontrol altında kalmaz. Van den Bos'un gözlemlediği 83 karşılıklı bakım etkileşiminin yaklaşık %35'inde, bakım seansının ardından saldırgan davranışlar gözlemlendi. Bu davranışlar, tehdit gösterilerinden ve vücut kasılmasından, vurma ve ısırmalara kadar çeşitlilik gösterdi. Bakım yapan kişi, etkileşim sırasında genellikle fiziksel olarak baskın bir duruş sergiliyordu (dik oturuyor, yüksek bir pozisyonda bulunuyordu) ve saldırgan davranışlar, bakım yapılan kişi tarafından değil, bakım yapan kişi tarafından başlatılıyordu. Kediler Neden Birbirlerinin Popolarını Yalar? Yetişkin kediler arasında anogenital bölgeyi yalama, yeni doğan yavru kedilerin hayatta kalması için gerekli olan anne bakım davranışının bir uzantısıdır. Anne kediler, idrar ve dışkılamayı uyarmak için yaşamlarının ilk üç ila dört haftasında yavrularının anogenital bölgelerini yalarlar. Yetişkinler arasında anogenital bölgeyi yalamanın muhtemelen koku tanımlama işlevi gördüğü düşünülmektedir, çünkü anogenital bölge, bireysel olarak ayırt edici kimyasal imzalar üreten yoğun feromon bezleri içerir. Anne Kökeni Anne tarafından yapılan tüy bakımı, karşılıklı tüy bakımının ilk ve en kritik şeklidir. Yeni doğan yavru kediler, dışkılama ihtiyacını tetiklemek için tamamen annelerinin yalamasına bağımlıdır. Üç ila dört haftalık yetim yavru kedilerin hayatta kalabilmesi için anogenital bölgenin ılık suyla nemlendirilmiş pamukla, nazikçe uyarılması gerekir. Annenin tüy bakımı ayrıca yeni doğanlardan dış parazitleri uzaklaştırır ve neonatal konjonktivit gibi göz enfeksiyonlarını kontrol etmeye yardımcı olabilecek antibakteriyel tükürük uygular. Bu hayatta kalma açısından hayati önem taşıyan davranış, yavru kediler olgunlaştığında ortadan kaybolmaz. Birbirine bağlı kediler arasında yetişkinlikte görülen anogenital yalama, sosyal koku tanımlaması için yeniden işlevlendirilmiş, korunmuş bir gelişimsel davranışı temsil eder. Kedilerin perianal bölgesinde oldukça yoğun apokrin bezleri bulunur ve bu bezlerden gelen kimyasal imza her kedi için benzersizdir. Yetişkinler arasındaki anogenital yalama muhtemelen bir kimlik doğrulama işlevi görür ve "sen benim sosyal grubuma aitsin" mesajını verir. Ne zaman endişelenmelisiniz? Birbirine bağlı kediler arasında ara sıra anogenital bölgeyi yalamak normal bir davranıştır. Eğer bir kedi diğerinin anogenital bölgesini aşırı derecede yalayarak tüy dökülmesine, kızarıklığa veya cilt tahrişine neden oluyorsa, bir veteriner hekime danışın. Yalayan kedi, yalanan kedide altta yatan bir tıbbi durum (idrar yolu enfeksiyonu, cilt hastalığı veya anal bez sorunları) tespit ediyor olabilir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4
- Kedi Maltlarında Malt Oranı Kaç Olmalı? Yüksek Malt Oranı Kediler İçin Zararlı mı? Tüy Yumağı Yönetiminde Şeker Yükü ve Lif Analizi
Kedilerde tüy yumağı (hairball) oluşumu, kendilerini temizleme rutinlerinin doğal bir sonucudur. Ancak kediler için bu tüylerin atımında kullanılan geleneksel malt macunlar, maltın (arpanın) doğasından kaynaklanan yüksek şeker oranları ve lif içermemesi nedeniyle modern veteriner besleme bilimi tarafından yeniden sorgulanmaktadır. Kedilere Verilen Geleneksel Malt Macunları Tüy Yumağını Nasıl Engeller, Riski Nedir? Geleneksel kedi tüy yumağı önleyicilerin %50 ila %70’ini oluşturan malt olup, maltta aslında herhangi bir lif ya da prebiyotik yer almaz. Arpa'da yer alan lifin tamamı, malt yapımındaki ekstraksiyon ve süzüntü alma aşamasında kaybolur. Bu yapışkan yapı midedeki tüyleri bağlayarak dışarı atılmasına yardımcı olan, yüksek orandaki varlığı uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen, oldukça düşük maliyetli bir bileşendir. Zira bu süreçte kedi metabolizmasına ciddi bir glikoz yüklenir. Çünkü malt, yani arpa, özünde yüksek oranda maltoz (şeker) ve karbonhidrat içerir. Kedinizin tüy yumağını atmak için aldığı her porsiyon, organlarına ekstra metabolik stres bindirir. Veteriner besleme literatüründe arpa ve nişasta kaynaklarının yüksek glisemik indeksi ve kedilerdeki amilaz/glukokinaz yetersizliği ile ilgili çalışmalar, yüksek oranda malt içeren tüy yumağı önleyicilerin neden kullanılmaması gerektiğini doğrudan kanıtlamaktadır. Kedilerde Yüksek Şekerin Metabolik ve Organik Riskleri Kediler biyolojik olarak zorunlu etçil (obligate carnivore) canlılardır. Karaciğer ve pankreas yapıları yüksek karbonhidrat veya şekeri tolere etmeye uygun değildir. Kedilerin tükürüklerinde karbonhidratları (Maltta %90 oranında bulunur) parçalayan amilaz enzimi yoktur. Bağırsakları da kısa olduğu için sindirmek için yeterli süreye sahip değildirler. Düşük Enzim Aktivitesi: Kedilerde glikoz metabolizmasını yöneten glukokinaz enzim aktivitesi de son derece sınırlıdır. Glukokinaz enzimi karaciğerde glikozun işlenmesini sağlar. Bu enzimin yetersizliği, kana karışan fazla şekerli ve karbonhidratlı gıdaların atılamayıp kan şekerini hızla yükseltmesine neden olur. Diyabet ve İnsülin Direnci: Sürekli yüksek şeker alımı, insülin direncine ve tip-2 diyabete zemin hazırlar. Böbrek ve Organ Stresi: Yüksek şeker ve karbonhidrat, özellikle yaşlanan kedilerde Kronik Böbrek Hastalığı (CKD) riskini dolaylı olarak tetikler. Karşılaştırma: Geleneksel Malt vs. Fonksiyonel Lif Teknolojisi Veteriner tıp literatürü, tüylerin güvenle tahliyesi için şekere ihtiyaç olmadığını; asıl etkileyici unsurun doğal lifler ve bitkisel müsilajlar olduğunu doğrulamaktadır. Özellik Geleneksel Malt Macunlar Fonksiyonel Lif & Müsilaj Destekleri Etki Mekanizması Şekerli/Yapışkan Viskozite Doğal Şişen Lifler ve Müsilaj Tabakası (Karnıyarık Otu, Kaygan Karaağaç Kabuğu Tozu, Hatmi Kökü Ekstresi) Metabolik Yük Yüksek Şeker (Maltoz) ve Glisemi Sıfır Şeker/Düşük Glisemik Yük Organ Sağlığı Pankreas ve Böbrek Stresi Sindirim Dostu/Prebiyotik Katkı (İnülin, Bal Kabağı Tozu, Spirulina, Beta-Glukanlar) Klinik Başarı Geçici Geçiş Kolaylığı Bütüncül Bağırsak Sağlığı Desteğiyle Uzun Vadede Semtomplarda Azalma Şekersiz ve Fonksiyonel Tüy Yumağı Yönetimi Yapılan klinik araştırmalar, Psyllium (Karnıyarık Otu Tohumu Kabuğu) ve Kaygan Karaağaç (Slippery Elm) kombinasyonunun kedilerde öğürme, öksürme ve kusma gibi tüy yumağı semptomlarını bağırsak düzeyinde azalttığını ve tüylerin dışkıyla atılmasını sağladığını kanıtlamıştır. Koruyucu Desteklemede Yeni Standart: Pitho Anti Hairball Premium Support, geleneksel macunların yarattığı metabolik şeker yükünü reddederek koruyucu veteriner besleme ilkeleriyle üretilmiştir. Geleneksel ve yüksek tahıllı sıradan maltların ötesinde, bütüncül bir sağlık yaklaşımıyla geliştirilmiştir. Düşük tahıllı, yüksek lifli ve temiz formülü; kedilerde tüy yumağı (hairball) kusmasını sadece bağırsak seviyesinde çözmekle kalmaz, sindirim sorunlarını ve genel bağırsak sağlığını da bütüncül olarak ele alır. Formülündeki malt oranı sadece lezzet/kıvam verecek minimum seviyede tutulmuş; tüy tahliye görevi Psyllium, Bal Kabağı, Kaygan Karaağaç, Karnıyarık Otu Tohumu Kabuğu, Hatmi Kökü ve İnülin bileşimine devredilmiştir. İçeriğindeki Omega-3'le bir ilki daha gerçekleştirirken, Biotin ve Spirulina ile tüy sağlığını destekler. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Daima ilk, daima öncü, daima gerçek. Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7
- Kedilerin 18 Uyku Pozisyonu ve Anlamları
Kediler günde yaklaşık 16 saat uyurlar ve bu süre, yaşları ilerledikçe artar. Bazıları oldukça garip olan uyuma şekilleri ise, sıcaklıktan kaynaklanmadığı sürece- çoğu zaman sosyal eğilimlerden kaynaklanır. Peki kedilerin uyku pozisyonu bize ne anlatır? Yumak Pozisyonu Burunları kuyruklarına gelecek şekilde kıvrılmış olarak uyuma şeklidir. Kediler sıcaklığı severler ve bu şekil, vücut ısılarını korumalarına yardımcı olur. Bu pozisyon ayrıca karınlarındaki hayati organları daha az önemli ve daha dayanıklı kas ve kemiklerle çevreleyerek korur. Kediler yumak pozisyonunu, daha sıcak bir ortam gereksinimini karşılamak ya da kendilerini korumak için seçebilirler. Sırt Üstü Kedinizin, ön bacakları ya karnının üzerinde ya da başının üzerinde uzatıp karnını tamamen açıkta bırakarak sırt üstü uyuduğunu görmüşsünüzdür. Kediler içgüdüsel olarak savunmasız organlarını korurlar, bu yüzden bir kedi karnı açıkta uyuyorsa, bu onun güvende ve kendinden emin hissettiği, sıcaklıktan da memnun olduğu anlamına gelir. Kediniz güvende hissetse bile, muhtemelen bu pozisyondayken karnına dokunmamalısınız çünkü kendisini savunmaya çalışacak ve elinizi tekmeleyecek ya da ısıracaktır. Yan Yatarak Kediler ayrıca bacakları uzatılmış şekilde yan yatmayı severler. Sırt üstü uyumaya benzer şekilde, kedinizin hayati organları bu pozisyonda açıktadır. Bu uyku pozisyonu da kedinizin sizinle çok rahat olduğunun bir işaretidir. Ortam sıcaklığından da memnundur. Ancak yan yatarak uyumak, kedinizin ihtiyaç duyduğunda zıplamasını ve/veya koşmasını kolaylaştırır. Av hayvanları olarak, bu kaçış seçeneğine sahip olmak biraz sigorta görevi görür ve kedinizin dinlendirici bir uyku çekmesine yardımcı olur. Somun Şeklinde Bu pozisyon bir somun ekmeğin şekline benzer. Somun şeklinde uyuduklarında kediler, ön patilerini vücutlarının altına kıvırır ve başlarını yukarıda tutarlar. Bu pozisyon kedinin hem vücut ısısını hem de organlarını korur. Bu pozisyonda uyuyan bir kedi aslında tamamen rahat bir ortamda da olabilir ancak aniden tehlike altında kaldıklarında harekete geçip pençelerini kullanmaya hazırdırlar. Derin uykunun gerçekleşmediği bu uyku şekli ya aslında çok da uykusu olmayan bir kedide ya da evsiz olan kedilerde görülmektedir. Süperman Pozisyonu Süperman pozisyonunda, kedi karnının üstüne yatar. Ön bacakları ve patileri öne doğru, arka bacakları ve patileri ise arkaya uzatılmıştır (tıpkı uçan bir Süperman gibi) Kediler için oldukça avantajlı bir pozisyondur, çünkü hem dört pençesi de uzatılmış ve harekete hazırdır hem savunmasız karınlarını koruma avantajına sahiptir hem hava soğuksa ve altındaki zemin bir örtü ise vücut ısısını korur hem de hava sıcaksa ve doğrudan yere yattıysa serinlemesini sağlar. Sarmaşık Pozisyonu Kedinin koltuğun sırtına veya koluna, kaloriferin üstüne tüneyip bacaklarını aşağıya uzatarak uyuması tehlikeli görünebilir. Ancak bu uyku pozisyonunun avantajları vardır. Birincisi, yüksek bir bakış açısı sayesinde kediler hem rahat uyur hem de diğer avcılara hakimdir ve güvendedir. Evinizde bu, diğer kedi veya köpek, çocuklar veya misafirler anlamına gelebilir. Ayrıca, kendisi de bir avcı olan kedinize, tünemiş bir uyku pozisyonu, potansiyel avı gözlemlemek için panoramik bir görüş de sağlar. Evinizde, "av" büyük ihtimalle, kedinizin karakterine göre diğer kediler hatta aktif kediler için oyuncakları olabilir. Bu pozisyonu seven kediler yüksek kedi evi ya da kedi ağaçlarını da çok sevecektir. 7. Hamur Pozisyonları Kediler bazen çok rahatsız edici görünen pozisyonlarda uyurlar. Ancak köpeklerden farklı olarak kediler son derece esnektir, bu yüzden çok garip görünen bir uyku pozisyonu aslında kediniz için oldukça rahat olabilir. Bir kedinin omurgasındaki diskler çok elastiktir ve kedilerin vücutlarını alışılmadık şekillerde bükmelerine olanak tanır. Ayrıca, bir kedinin kürek kemiği, insanlarda olduğu gibi kemikle değil, kasla gevşek bir şekilde bağlanmıştır ve bu da onlara omuz ekleminde son derece geniş bir hareket aralığı sağlar. Sağlıklı bir kedi için, özellikle görseldekine benzer şekildeki bir pozisyon kedinizin, tamamen endişesiz, kaygısız ve huzurlu olduğu anlamına gelir. Dik Oturarak Uyku Pozisyonu Kediler, insanı taklit etmeye çalışıyormuş gibi dik de oturabilirler. Oturur pozisyonda uyuyan bir kedi karnını açığa çıkarır, bu da kendilerini güvende hissettikleri anlamına gelir. Ayrıca, oturma pozisyonunda olmak, kediye uyku aralarında az çabayla temizlemesi için daha kolay bir göbek erişimi sağlar. Oturarak uyuyan kediler bunu sırt kaslarını desteklemek için de yapıyor olabilir. Göğsünüzde Yatması Kedinizin göğsünüzde uyumasının birçok nedeni olabilir. Kediniz size bağlıysa sadece size yakın olmak için göğsünüzde yatıyor olabilir. Kediniz ayrıca sesiniz ona rahatlık sağlayabileceğinden ağzınıza daha yakın olmak için de göğsünüzde uyumak isteyebilir. Ayrıca, kalp atış sesi bir bebeği nasıl rahatlatabiliyorsa, kediniz de kalbinizin sesi ve nefesinizin ritmik hareketiyle rahatlayabilir. Göğsünüzde uyumak kedinize harika bir vücut ısısı kaynağı da sağlar. Yanınızda Yatması Yanınızda yatması, ancak üzerinizde olmaması, kedinizin size bağlı olmadığı anlamına gelmez. Aslında, yanınızda uyuması, kedinizin uyurken savunmasız bir pozisyonda olacak kadar size güvendiği anlamına gelir. Bazı kediler insanlarının üzerinde uyumaktan hoşlanmazlar çünkü küçük bir tampon bölgenin güvenliğini tercih ederler. Bu uyku pozisyonu, size bağlı olduklarını ancak biraz daha fazla alana ihtiyaç duyduklarını söylemenin bir yoludur—en azından o an için. Yüzünüzde Yatması Kedinizin yüzünüze yatmasının bir sebebi, uyurken başınızın vücudunuzun geri kalanından daha az hareket etmesi, bu yüzden onun daha az rahatsız olması olabilir. Ayrıca başınızın yanında ya da üzerinde uyumak, kedinizin size kolayca ulaşmasını sağlar. Yiyecek, ilgi veya diğer ihtiyaçları için kolayca uzanıp sizi uyandırabilir. Genelde insan-kedi bağının en güçlü ifadelerinden biridir. Ayaklarınızın Üzerinde Yatması Ayaklarınızın dibinde veya üstünde uyumak kedinizin size yakın olmasını sağlar, ama aynı zamanda yatağın, koltuğun veya sandalyenin dibinde olduğunda kolay bir kaçışın güvenliğini de sağlar. Bacaklarınızın Arasında Yatması Kedinizin bacaklarınızın arasında uyuması sizin için biraz rahatsız edici olabilir, ancak kediniz için kesinlikle bazı avantajları vardır. Kediniz hem size çok yakın olabilir, hem bacaklarınız kedinizin uyuması için sıcak, güvenli ve yuva benzeri bir alan sağlar, hem de bu ortam kolay bir kaçış yolunun güvenliğine sahiptir. Elbette: Kutular Kedilerin kutulara olan sevgisini bilmeyen yoktur. Peki bu sevgi nereden geliyor? Kedi doğada hem bir av hem de avcıdır ve düşmanlarından saklanacak bir yere ihtiyaçları vardır. Kutular kedilere, kamp çadırlarının insanlara sağladığı güvenlik ve sıcaklık hissini verir. Her ihtimale karşı kolay bir çıkış da sağlar. Patiler Gözlerin Üzerinde Kedinizin patileriyle gözlerini kapatarak uyuması elbette sevimlidir, ancak bu davranışın geçerli bir nedeni var. Patilerini yüzlerinin üzerine koymak, hem patiler hem de yüz için bir miktar yalıtım ve sıcaklık sağlayabilir ve uyku gözlüğü işlevi sağlayarak güçlü ışığı engelleyebilir. Gözler Açık veya Yarı Açık Kediler gözleri tamamen veya kısmen açık uyuyabilirler. Bazen kedinizin gözlerini, hızlı göz hareketi ile REM uykusunu gözlemleyecek kadar iyi görebilirsiniz. REM uykusu, insanların (ve muhtemelen kedilerin) rüya gördüğü aşamadır. Kedilerin diğer göz kapakları arasında, kedi uyurken görülebilen yarı saydam üçüncü bir göz kapağı vardır. Bu, kedi uyurken gözü tahriş edici maddelerden veya kurumaktan korur. Gözleri açık uyumak bir kedi için normal olabilir ancak bunun arkasında tıbbi bir neden olmadığından emin olmak istersiniz. Aşağıdaki göz sorunlarından herhangi birini görürseniz, mümkün olan en kısa sürede güvenilir ve alanında uzman veteriner hekime danışınız: Gözde şişme veya akıntı Şaşı bakış Gözüne pençe atmak Üçüncü göz kapağının kediniz uyanıkken de görünmesi Kum Kabında Kediniz kum kabında uyuyorsa veya yatıyorsa, bunun nedeni genellikle idrar veya sindirim sorunları gibi tıbbidir. Kediniz kum kabında uyumaya, dinlenmeye veya yatmaya başlarsa, derhal güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekime başvurunuz. Bu, kedinizin sağlığında ani bir değişiklik olduğunu gösterebilir. Bazen küçük bir alanda kalmak zorunda bırakılan kediler mecburen kum kabının içinde uyurlar. Bu, oldukça titiz olan kedilerde büyük bir strese ve kaygıya sebep olacaktır. Örtülerin İçinde Kediniz yorganınızın altında uyumayı seviyorsa, muhtemelen hem sıcaklığın hem de kokunuzun verdiği rahatlık ve tanıdıklık hissinin tadını çıkarıyordur. Diğer durumlarda bu uyku şekli stresli kedilerde ya da tedirgin olmuş kedilerde daha yaygındır, çünkü örtüler stresli gürültülerden kaçış imkanı sunar ve onları tamamen saklar. Kedilerin kendilerini örtülerin veya çarşafların altına sokmaları genellikle güvenli kabul edilse de, kedinizin nerede olduğunu her zaman bilmek, yanlışlıkla ona zarar vermemek için önemlidir. Kedinizin altında olduğu malzemenin nefes alabilen yapısını teyit etmek de gerekli olacaktır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynak ve Referanslar 1 2 3 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, kaynaklarını da belirterek size verdiği bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Kedilerde Ağzı Açık Nefes Alma
Kediler, köpeklerin aksine, ağızdan nefes almazlar. Yorucu bir oyun sonrasında, sıcak havalarda dışarıda kaldıktan sonra veya arabaya binmek veya veteriner hekim ziyareti gibi stresli olaylar sırasında ortaya çıkmadığı sürece kedilerde ağzı açık nefes alma endişe vericidir. Eğer kediniz ortalamanın biraz üzerindeki bir sıcakta ya da ortalamanın biraz üzerindeki bir egzersizde ağızdan nefes almaya başlıyor ve bu durumu sık sık tekrarlıyorsa akla gelmesi gereken bazı olasılıklar bulunur. Dışarıda yaşayan veya vakit geçiren bazı kediler, sıcak havalarda serinlemek için nefes nefese kalabilirler. Ayrıca, arabaya binmek veya veteriner hekim ziyareti gibi stresli bir olaya maruz kalan bir kedi nefes nefese kalabilir. Açık bir nedene sahip anlık olaylar dışında, kedilerde soluk soluğa kalma, ağızdan nefes alma, solunum yolu veya kalple ilgili altta yatan bir sorun olduğunu gösterir. Soluk soluğa kalmaya başlayan yaşlı kedilerde olası bir neden konjestif kalp yetmezliğidir. Özellikle öksüren genç kedilerde, daha olası neden kedi astımı gibi bir solunum yolu rahatsızlığıdır. Kedilerde Ağzı Açık Nefes Almanın Nedeni Olarak Konjestif Kalp Yetmezliği Bir kedinin kalbi vücuda yeterince kan pompalayamadığında sıvı, akciğerlere dolar ve sonuç konjestif kalp yetmezliğidir. Kedilerde konjestif kalp yetmezliğinin birçok nedeni vardır ancak çoğunlukla hipertrofik kardiyomiyopatiden kaynaklanır. Tiroid hastalığı, yüksek tansiyon, doğum kusurları ve diğer durumlar da konjestif kalp yetmezliğine neden olabilir. Hipertrofik kardiyomiyopati (HCM), kedilerde en yaygın birincil kalp hastalığı türüdür ve tüm vakaların %85 ila %90'ını oluşturur. "Hipertrofik" kelimesi kalınlaşmış anlamına gelir, bu nedenle bu, kalbin duvarlarının ve ventriküllerinin çok kalınlaştığı veya hipertrofik hale geldiği bir durumdur. HCM sıklıkla kedilerde kalıtsaldır. Aslında Maine Coons ve Ragdoll'larda spesifik bir gen mutasyonunu tespit etmek için artık mevcut bir test var. İran kedisi, diğer oryantal ırklar ve Amerikan Shorthair kedileri gibi safkan kediler de bu durumu geliştirmeye yatkındır. Kediler genellikle orta yaşta bu durumu geliştirir, ancak her yaşta ortaya çıkabilir. Kedilerde hipertrofik kardiyomiyopatinin belirtileri çeşitlilik gösterir ve bir dereceye kadar hastalığın şiddetine bağlıdır. Hafif hastalığı olan kediler her zaman belirti göstermez. Ancak önemli HCM'si olan bir kedide genellikle belirgin belirtiler vardır. Bildiğimiz gibi, kediler hastalığı çok iyi maskeler, bu nedenle bu durum ciddileşene kadar, önemli bir hastalığı olan bir kedi bile hiçbir semptom göstermeyebilir veya kalp hastalığına işaret etmiyormuş gibi görünen çok hafif semptomlar gösterebilir. Belirgin semptomları olan kedilerde, konjestif kalp yetmezliğinden kaynaklanan solunum sıkıntısı veya kan pıhtısı nedeniyle bacak felci olabilir. Konjestif kalp yetmezliği olan kediler, insanlar veya köpekler gibi öksürmezler. Bunun yerine, açık ağızdan nefes alma eğilimindedirler ve bazen soluk soluğa kalırlar. Efor sırasında nefes alma zorluklarına dikkat etmek tam da bu noktada önem kazanır. HCM ve konjestif kalp yetmezliği olan bazı kediler, dinlenmek ve rahatlamak için durma ihtiyacı hissederler ve biraz dinlenmeksizin herhangi bir mesafe yürümekte zorluk çekerler. Kedilerde Astım Ağzı Açık Nefes Almasına Neden Olabilir Bronşiyal astım, alerjik bronşit ve kronik bronşit olarak da adlandırılan kedi astımı, dünya çapında her yaştan kediyi etkiler. Astım, akciğerlere giden hava yollarının tekrarlayan daralmasının olduğu bir durumdur. Hava yollarında aşırı miktarda mukus oluşur ve bu da hava yollarının iltihaplanmasına ve bazen ülserleşmesine neden olur. Bu durum hava yollarının kaslarında spazmlara yol açar ve daralmaya neden olur. Astımlı kediler derin nefes alamaz. İzlenecek belirtiler arasında genellikle öğürme veya kuru bir öğürme sesi bulunur. Aslında astımlı bir kediye tüy yumağı teşhisi konulması duyulmamış bir şey değildir. Tiz bir iç çekme veya ıslık sesi gibi duyulabilen hırıltı da başka bir klasik semptomdur. Zorlu nefes alma ve egzersiz intoleransı da işaretlerdir. Kedinizin tek semptomu kuru öksürük olsa bile bu, astımının ciddiyetinin bir ölçüsü olmayabilir. Kedilerin gerçekten ciddi astımı olabilir ancak çok az semptomu olabilir. Bazı kedilerin aniden nefes alamamaları dışında hiçbir semptomu yoktur. Bunun gibi bir akut astım atağı her an ortaya çıkabilir ve kediniz için hayati tehlike oluşturabilir. Ciddi astımı olan kedilerde nefes nefese kalma veya ağzı açık nefes alma gibi bariz belirtiler de görülebilir. Persler ve Himalayalar gibi yüzleri içe dönük Brakisefali kediler, astım da dahil olmak üzere solunum problemlerine özellikle duyarlıdır. Ani hava yolu daralması görünürde bir sebep olmadan meydana gelebilir. Ayrıca çimenler, polenler, kanarya otu, aerosol spreyler, duman, küf, küfler, toz akarları, ev kimyasalları ve hatta kedi kumu tozu gibi solunan tetikleyicilere karşı alerjik reaksiyondan da kaynaklanabilir. Kedinizin Nefes Almasının Endişe Nedeni Olduğunu Nasıl Anlayabilirsiniz? Bir sorun olup olmadığını belirlemek için kedinizin ne sıklıkla ağızdan nefes aldığına dikkat etmek önemlidir. Açıkçası, sürekli veya tekrarlayan nefes nefese kalma, ağızdan nefes alma durumu endişe vericidir. Özellikle iştahsızlık veya uyuşukluk gibi diğer davranış değişiklikleri olan bir kedide sürekli nefes nefese kalma, güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekimden randevu alma zamanının geldiği anlamına gelir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7
- Pitho Hakkında
Doğrudan değil, sıklıkla sorulan sorulara cevaplar Pitho Nereden Gelir? Pitho Pitho, ismini, 7 yaşından bu yana kedi ve köpeklerle iç içe yaşayan kurucusunun, şuan 17 yaşında olan köpeği Pitho'dan almaktadır. Ev hayatını 21 kurtarılmış patili bireyle paylaşan, evsiz hayvanlara yıllardır aktif ve bireysel destek veren kurucusunun hayatındaki bir dönüm noktası; hayvan refahına dair bilgi kirlilikleri, belirsizlikler, yüksek kar marjlarıyla ket vurulan mümkün destekler, kişisel çıkarların barizliği ve tüm bunların büyük şovlarla maskelenmesinin ağırlığı ile birleştiğinde Pitho, bir şirket olarak ilk adımlarını atar. Pitho Ne Değildir? Pitho, sadece evcil hayvanlar için destek ürünleri sunan bir şirket değildir. Pitho, evcil hayvan sektörünün gün geçtikçe büyüdüğünü düşünen ve bu pastadan bir pay almayı hedeflemiş bir şirket de değildir. Bu nedenle her konuyu ürünlerine bağlamaz, bu nedenle her ne kadar revaçta da olsa her kategoriden ürün sunmaz, bu nedenle her hamlesini ürünlerini satma amacıyla yapmaz. Pitho Nedir? Pitho için kedi ve köpek yoktur. Kurulduğu ilk günden bu yana belirttiği gibi; "patili birey" vardır. Çünkü bilir ki her bir kedi, her bir köpek baştan sona ayrı ihtiyaçları, ayrı hassasiyetleri olan, genellenmemesi gereken apayrı birer bireydir ve apayrı birer birey olarak değerlendirilmeyi, apayrı birer birey olarak tedavi edilmeyi hak eder. Pitho; tıpkı doktora giden her insanın 'insan' başlığı altıda değerlendirilmediği, sadece rutin testler ardından tedaviye başlanmadığı gibi; patili bireylerin de genellenmemesi gerektiğine inanır. Onların da mevcut yaşamı, yaşam ortamı, maruz kaldıkları, maruz kalmadıkları, geçmiş klinik deneyimleri, tolere edebildiği ve edemediği prosedürler kendilerine özeldir. Dolayısıyla tüm tedavi süreçleri ya da uygulamaları spesifik kararlarla belirlenmelidir. Pitho ve Kardeşlerinden Bazıları Pitho; sırf insanlar gibi, tükettikleri ya da kullandıkları her ürünün ilk etkilerini dillendiremedikleri ve bu nedenle gözle görülür bedensel etkileri yıllar sonra ortaya çıktığında net bir sebebe bağlamak güç olduğu için doğru ürünü değil, yüksek kar marjlı ya da genel kazancına hizmet eden ürünlerin kullandırılmasının teşvik edilmemesi gerektiğine inanır. Ürünlerini ve ürünlerinin içeriğini bu inancın ışığında hazırlar, şeffaflığını bu ışıkla sağlar. Hedefi Nedir? Pitho olarak hayatta her şeyin siyah ya da beyaz olmadığının, özellikle de konu yaşam hakkı olduğunda iyi niyetin büyük bir gri alan oluşturduğunun unutulmaması gerektiğine inanıyoruz. Pitho olarak daima, tam olarak hedefimizin üzerinde duruyoruz; çünkü yaşam hakkındaki yüceliğin, farklı bir türe gösterilen şefkatteki bilgeliğin, doğadaki üstünlüğün, bilimin ve gerçeğin kabulünü hedefliyoruz. Pitho Neden... Pitho'nun Tepki Çeken Paylaşımları Alışkın olunmayan, gerçeğe ve bilgiye dayalı, çıkardan uzak duruşumuzun yarattığı şaşkınlığı anlıyoruz. Sadece yaşam hakkına, iyiliğe ve gerçeğe güvenerek almakta olduğumuz yolun bazı yansımalarını anlıyoruz. Kişisel çıkarların, iyi niyetle maskelendiği her alanı görüyor, maskeleri tutmakta zorlanmanın verdiği öfkeyi anlıyoruz. Bu nedenle, Pitho'yu bir süredir tanıyanlar bunu zaten bilse de yeni tanıyanların aklının karışmasını anlıyoruz. Sorun değil. Karşılığında sadece motivasyonumuzu anlamanızın yeterli olması gerektiğinin anlaşılmasını istiyoruz. Pitho büyümeyi, maddi kazanç ile değil; patili bireylere faydası ile tanımlamaktadır. Pitho küçülmeyi, maddi kayıpla değil; kendisine yakışanı yapmamakla tanımlamaktadır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Neden Pitho Bir "Kedi ve Köpek Vitamini" Markasından Çok Daha Fazlası?
Yıllardır sessiz sedasız işimizi en iyi şekilde yapmaya odaklandık. Belki de hata ettik; çünkü "doğru olan bu" dediğimiz değerlerin, aslında sektörde ne kadar nadir bulunduğunu fark ettik. Bugün size, Pitho’nun neden sadece "kedi ve köpek vitamini" olmadığını, neden bizim için bu işin bir ticaretten değil bir hayat borcu olduğunu kurucumuzun kelimeleriyle anlatmak istiyoruz. İşte Pitho'nun hikayesi ve bizi biz yapan 7 sarsılmaz kuralımız: 1. İsmini Aşkla Alan Bir Marka: Pitho Pitho, sadece bir isim değil; 17 yıl hayat yolculuğumu paylaştığım, her bakışında bana koşulsuz sevgiyi öğreten yol arkadaşımın adı. Biz, ismimizi bir pazarlama ajansından alıp o isimle uyumlanmadık. İsmimizi kalbimizin en orta yerinden aldık ve zaten hep oradaydık. Pitho; kalbimdeki yeri sadece ona ait olan, ömrümün son saniyesine kadar o eşsiz yerindeki sıcaklığını hissedeceğim oğlum. Pitho 2. 21 Patili Bireyin Olduğu Bir Evin Mutfağından Çıkan İlham Bu satırları yazarken evimde; henüz gözleri kapalıyken hayatıma giren ve 12 yıldır hayatımı paylaştığım Dumble dahil 12 kurtarılmış kedi, Pitho dahil 6 kurtarılmış köpek ve biri deney laboratuvarından kurtarılmış 3 tavşanla, toplamda 21 canla nefes alıyorum. Biz, sadece laboratuvarda teorik hesaplar yaparak değil; her sabah 21 canın gözünün içine bakarak, onların yaşlılık ağrılarını, her gün defalarca takip ettiğimiz sindirim süreçlerin, tüylerindeki en ufak parlaklık farklarını, dişlerini... dert edinerek bu yola çıktık. 3. "Bulamadık, O Zaman Biz En İyisini Yapalım" Dedik Bu klasik cümleyi kim kursa başka bir şirketin ürünlerinin aynısını yaptı ve yaptıktan sonra birkaç patili bireyin başını okşayıp birini de ticari bir kararla evine almaya karar verdi. Ama bizim ispat edilebilir bir gerçeğimiz var: Pitho’nun doğuşu, Pitho'nun yaş almaya bağlı eklem sorunları ve cilt hassasiyetleri için, insan ürünlerini dozajlamaya başlamamla gerçekleşti. Piyasadaki ürünlerin içeriklerini incelediğimde (ki analizleri paylaşıma açık olmadığından çoğu tahminiydi) kendi bebeklerime gönül rahatlığıyla içirebileceğim, gerçekten etkin ve şeffaf bir içerik bulamamam ve Pitho'daki gözle görülür değişim "Analizleri paylaşıma daima açık, insan kullanımı kalitesinde bileşenlerle ve Türkiye'deki en zengin, tek özgün içerik olacağız," adımına neden oldu. Pitho takviyeleri, "piyasada satılsın diye" değil, "evdeki bebeklerimiz hem iyi olsun hem de uzun vadede de sağlıklı olsun diye" formüle edildi. 4. İnsan Kalitesinde Şeffaflık Hayvan sağlığı sektörü maalesef denetimlerin ve standartların gri olduğu bir alan olabiliyor. Bizim kırmızı çizgimiz net: Bileşenlerini tadamadığımız, içeriğine güvenmediğimiz hiçbir şeyi onlara vermiyoruz. İnsan gıda takviyelerindeki kalite standartlarını ve şeffaflığı, istisnasız tüm ürünlerimize uyguluyoruz. Bunu uygulamamıza izin vermeyen ve/veya etik çizgimizi esnetmeye çalışan üretim tesisleriyle çalışmayı, her ne pahasına olsun, durduruyor; sadece yüksek standartlarımızı karşılayan üreticilerle iş birliği yapıyoruz. Aileye Geliş Sıralarına Göre Pitho Ekibi 5. Kopyalanmış Değil, Eşsiz Formüller (Gerçekten!) Türkiye pazarında birçok marka, aynı fabrikalarda üretilen birbirinin kopyası içerikleri sadece farklı etiketlerle sunuyor. Türkiye'deki her bir markanın ürünün en az 3 ila 4 farklı markada (birebir aynısının) bulunduğunu biliyor muydunuz? Sadece farklı etikette ve sadece farklı fiyatlarda üstelik. Pitho’yu elinize aldığınızda şunu bilirsiniz: Bu içeriğin bir eşi daha yok. Her bir miligramı, her bir hammadde seçimi özgün ve bilimsel temellere dayalı bir arayışın sonucudur. 6. İçeriği En Zengin Takviyeler "Mış gibi" yapmıyoruz. İçeriğe sadece ismini yazmak için sembolik miktarlar koymuyoruz. Köpek ve kedi eklem desteklerinden tüy sağlığına kadar, her ürünümüzde piyasadaki en yüksek ve en zengin etken madde oranlarını kullanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; yetersiz doz, sadece zaman kaybıdır. Tam da bu nedenle; Spirulinayı kedi ve köpek ürünlerinde kullanan, Türkiye'deki ilk şirketiz. Ürünlerine Omega 3 ekleyen Türkiye'deki ilk şirketiz. "Malt aslında ucuz bir hammadde olduğu için revaçtadır ve şeker içerir" diyebilen, daha maliyetli olsa da lifli bileşenleri öne çıkaran tüy yumağı önleyiciyi sunan ve olası böbrek ve karaciğer sorunlarını da egale etmeyi hedefleyen Türkiye'deki ilk şirketiz. 7. Etik ve Dürüstlük: Ne Pahasına Olursa Olsun! Ticari kaygılarla içerik ya da içerikten çalmak, dürüstlükten ödün vermek veya etik çizgimizi bozmak bizim yolumuzun ve ruhumuzun uzağında. Bizim için başarı, satış rakamları değil; sizden gelen "çocuğumuzun keyfi yerine geldi" mesajlarıdır. Pitho Notu: Biz büyük bir holding değiliz, biz kocaman bir aileyiz. Her bir kutu Pitho, 21 patili bireyin tecrübesi ve onlara olan aşkımızla evinize misafir oluyor. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Sarımsak: Zannedilenin Aksine Köpekler İçin Sağlıklıdır
Sarımsak, güçlü tadı ve çeşitli sağlık yararları nedeniyle mutfaklarımızın vazgeçilmezidir. Ancak birçok patili birey ebeveyni sarımsağın köpekler için zehirli olduğu yanılgısına düşer; aslında doğru miktarlarda verildiğinde sarımsak köpekler için oldukça faydalıdır. Sarımsağın Güvenilirliği Hakkındaki Karışıklığı Gidermek İnternette birçok sağlıklı meyve, sebze, kuruyemiş ve tohum hakkında yanlış bilgiler bulunur. Bunun nedeni, web sitelerinin tüm riskleri (mide-bağırsak sorunlarına neden olan aşırı tüketim riski gibi)"riskler" veya "toksisite" olarak etiketlemesidir. Bu doğru değildir ancak yine de milyonlarca patili birey ebeveyninin kafasını karıştırmayı başarmıştır. Peki sarımsak korkusu ilk olarak ne zaman ve nasıl başladı? Her şey Japonya'da yapılan ve 2000 yılında American Journal of Veterinary Research'te yayınlanan bir çalışmayla başladı. Araştırmacılar, köpeklere büyük miktarda sarımsak ekstraktı verilmesinin Heinz Body Hemolitik Anemisi'ne yol açıp açmayacağını ve bunun şiddetini bilmek istiyorlardı. Heinz Body Hemolitik Anemisi köpeklerde, kedilerde ve atlarda görülen, sarımsak, soğan, frenk soğanı ve pırasa gibi allium sebzelerinde bulunan bir bileşik olan tiyosülfatın aşırı tüketimiyle ilişkili çok spesifik bir anemi türüdür. Çalışmadaki köpeklere yedi gün boyunca günde bir kez vücut ağırlığının kilogramı başına 1,25 mililitre sarımsak özü verildi. (Bu çok büyük bir miktardır ve normalde köpekler bu miktarı zaten yemez.) Yine de sonuçlar, bu miktarın bile anemiye veya herhangi bir fiziksel belirtiye neden olmadığını gösterdi. Ancak kırmızı kan hücrelerinde oksidatif stresi gösteren mikroskobik değişiklikler vardı ve bu da araştırmacıların büyük miktardaki sarımsak ekstraktının köpekler için güvenli olmadığını belirtmesine neden oldu. Ancak bu konu, biz patili birey ebeveynlerine en sonunda "sarımsağın her miktarının her durumda zehirli olduğu" şeklinde yanlış yorumlanarak ulaştı ve o zamandan beri evcil hayvan dünyasında korku dolu paylaşımlara ve şehir efsanelerine neden oldu. İlk çalışmada yer alan dozaj o kadar gerçekçi değildi ki, orijinal yazarlar 2004'te bir takip çalışması yapmaya karar verdiler. Ve bu kez sarımsak hakkındaki ilk tutumlarını tersine çevirdiler ve aslında bağışıklık fonksiyonunu geliştirme ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirttiler. Buna rağmen sarımsağın güvenliği konusunda yanlış kanı hâlâ devam ediyor. Özetlemek gerekirse, sarımsak, köpeğinizin ve kedinizin tüketmesi için güvenlidir. Hatta besin açısından dengeli ev yapımı mamalarına uygun miktarlarda eklendiğinde faydalı etkiler de sağlar. Allisin: Sarımsaktaki Tıbbi Bileşen Sarımsak, Antimikrobiyal, Antitrombotik, Antitümör, Hipolipidemik, Antimutajenik, Antioksidan, Bağışıklık modülasyonu, Antiastmatik, Hipoglisemik ve Antidiyabetik özelliklere sahip olması nedeniyle geleneksel olarak terapötik uygulamalar için kullanılan, dünyada yetiştirilen en eski ürünlerden biridir. Sarımsaktaki birincil fitokimyasal allisindir. 2004 yılında yapılan bir araştırma, bu biyoaktif bileşiğin hayvanın kardiyovasküler sağlığı için faydalı olduğunu gösterdi. Bunun yanısıra çalışma sırasında nispeten yüksek konsantrasyonlarda sarımsak tüketen hayvanda oluşan bir anemi yoktu. Sarımsaktaki Kükürt Bileşikleri ve Antikanserojenik Etkileri Cancer Letters dergisinde yayınlanan bir araştırma, sarımsaktaki organosülfür bileşiklerinin köpek meme tümörü hücreleri üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sonuçlar, diyalil sülfür ve diyalil trisülfür bileşiklerinin, neoplastik köpek meme tümörü hücrelerinin büyümesini belirgin şekilde azalttığını gösterdi. Anticancer Agents in Medicinal Chemistry dergisinde yayınlanan bir başka çalışma, sarımsaktaki kükürt bileşiklerinin antikarsinojenik etkilerini desteklemekte ve diğerlerinin yanı sıra, kanserojenlerin detoksifikasyonundan sorumlu metabolize edici enzimleri, reaktif oksijen türlerini inhibe etmeyi ve apoptozu indüklemeyi içeren etki mekanizmalarını daha da vurgulamaktadır. Özetle, mikotoksinlerden kaynaklanan tümör vakalarını azaltmaya yardımcı olduğundan, sarımsak, köpeğini yalnızca kuru mamayla besleyebilenlerin dahi kullanabileceği en iyi taze yiyecektir. Köpeğime Sarımsak Verirken Nelere Dikkat Etmeliyim? 1. Taze Tüketim Yalnızca yeni ezilmiş ve doğranmış taze sarımsak vermenizdir. Sarımsakta bulunan allisinin faydalarından ancak bu şekilde yararlanabilirsiniz. Önceden doğranmış olan ile taze sarımsak aynı seviyede allisin içermez. Çünkü allisin kararsız yapıdaki bir bileşendir ve saatler içinde bozulabilir. Kurutulmuş veya toz haline getirilmiş sarımsaktaki allisin, taze sarımsak kadar etkili değildir. Bu nedenle daima taze sarımsak kullanmayı tercih etmek ve ezdikten sonraki altı saat içinde tüketmek önemlidir. 2. Doğranmış ve Ezilmiş Sarımsaktaki allisin üretimini aktive etmek için sarımsağı doğrayın ve ezin. Bunun nedeni, taze sarımsağın doğranması ve ezilmesinin, alliinaz enzimini aktive etmesi ve bu enzimin daha sonra alliin proteini ile birleşerek allisin üretmesidir. 3. Doğru Miktar 2 - 4 Kg Köpeklere : 1/6 Çay Kaşığı 5 - 7 Kg Köpeklerde : 1/3 Çay Kaşığı 7-8 Kg Köpeklerde : Yarım Çay Kaşığı 9 - 13 Kg Köpeklerde : 2/3 Çay Kaşığı 14 Kilo ve üzeri köpeklerde : 1 Çay Kaşığı Sarımsağı, hayatınızdaki patili bireyin ev yapımı kemik suyunu tatlandırmak için de kullanabilirsiniz. Köpekler için uygun olandan daha yüksek doz içerebileceğinden, özellikle insanlar için üretilmiş olan sarımsak hapları veya ekstraktlarının kullanılmamalıdır! Peki Kediler için Sarımsağın Uygun Tüketim Miktarı Nedir? Ne kadar miktarda sarımsağın kediler için güvenli olduğunu gösteren bir çalışma ne yazık ki henüz yok. Ancak Dr. Karen Becker, pireleri uzaklaştırmak için kedisine yaz aylarında haftada birkaç kez yemeğine karıştırarak 1/8 diş sarımsak verdiğini açıklamıştır. Bu da çay kaşığının gerçek anlamda ucuyla, küçük bir miktarda ezilmiş sarımsağa eşittir. Sarımsak Alkali Mi Asidik Mi? Sarımsak tazeyken alkalidir. Sarımsak tazeyken sindirildiğinde 8,5 pH seviyesine sahiptir. Sarımsak Sürdürülebilir Bir Ürün Mü? Sarımsak üretimi havaya, toprağa ve suya önemli bir zarar vermediği için sürdürülebilir kabul edilir. Bununla birlikte, bazı sarımsaklarda, tıpkı her tarım ürününde olabileceği gibi ağır metal ve klor miktarının güvensiz düzeylerde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle kullandığınız sarımsağın nereden geldiğini bildiğinizden emin olmak önemlidir. Hayatınızdaki patili bireylere ve tüm ailenize sunduğunuz şeyin zararlı kimyasallar ve diğer toksik maddeler içermediğinden emin olmak için mümkün olduğunca yerel üreticilerden ilaçlanmamış, doğal yetiştirilen sarımsaklardan satın almanız tavsiye edilir. Ayrıca kendi evinizde de sarımsak yetiştirmeyi deneyebilirsiniz. ⚠️ Uygulama Öncesi Hayati Uyarılar: Her Sarımsak Aynı Değildir! Yalnızca Taze Sarımsak: Yukarıda paylaşılan ölçüler yalnızca taze ve evde ezilmiş sarımsak için geçerlidir. İnsanlar için üretilen sarımsak tozları, kapsülleri, ekstreleri veya kavanozda satılan hazır kıyılmış ürünler çok yüksek ve kontrolsüz konsantrasyonlar içerdiğinden asla kullanılmamalıdır. Risk Grubu ve Irk Hassasiyeti: Akita ve Shiba Inu gibi genetik olarak oksidatif strese daha duyarlı ırklarda, hamile veya emziren köpeklerde sarımsak kullanımı risk taşıyabilir. İlaç Etkileşimi: Köpeğiniz düzenli olarak kan sulandırıcı, kalp, tansiyon veya bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanıyorsa, bu takviyeyi kesinlikle veteriner hekiminize danışmadan uygulamayın. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar ve Referanslar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sorumluluk Reddi Pitho, uluslararası bilimsel verilerle ve kaynaklarını da belirterek bilgi vermektedir. Size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez. Bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.










