
Search this site
Boş arama ile 96 sonuç bulundu
- Hayvanları Koruma Kanunundaki Değişiklikler Neden Geri Çekilmeli?: Gerekçeler Yönünden İnceleme
Bir vakayı, vakanın sorumlusu kabul edilenlerin tamamına atfetme barbarlarlığını toplum vicdanına yükleyen bu yasanın, en başından gerekçeler yönünden sakat olmasına dair detaylar: 1) Kanun gerekçesinde değinildiği gibi 5199 Sayılı hayvanları koruma kanununun yetersiz kalması nedeniyle değil, uygulanmaması nedeniyle sokaklarda hayvan sayısı artmıştır. 20 yıl içerisinde 1403 belediyeden sadece 322 adedinde hayvan bakımevi kurulmuş olup, yerel yönetimler görevini yapmamıştır. Yerine getirilmeyen sorumlulukların muhatabı sokak hayvanı değil, sorumluluğunu yerine getirmeyen bu kurumlar olmalıdır. 2) Kanun gerekçesinde belirtilen "gerekli denetim mekanizmalarının tesis edilememesi" ifadesi, gerçeği yansıtmamaktadır. 5199 sayılı Kanunun 15 ve 16. Maddelerinde İl Hayvan Koruma Kurullarının oluşturulacağı, bu kurulların hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plan ve projeler yapmakla, yıllık hedef raporları hazırlayıp Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almakla, hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamakla, hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamakla, hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmekle, denetlemekle ve gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Keza Kanunun 17. Maddesinde Kanuna uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiştir . Görüldüğü gibi, kanunda denetim mekanizmaları oluşturulmuş, ancak yerel yönetimler gibi denetlemekle görevli kurul ve kurumlar da görevini gereği gibi yapmadığı için hayvan sayısı artmıştır. Bu durumun muhatabı sokak hayvanı değil, sorumluluğunu yerine getirmeyen bu kurumlar olmalıdır. 3) Kanun gerekçesinde hayvanların korunmasına yönelik iyi niyetli girişimlerin yanı sıra sahipsiz hayvanlar üzerinden kontrolsüz bağış kampanyaları yapılmak suretiyle kazanç elde edildiği , bu kişi ve kuruluşların sokak hayvanı sayısının artmasını desteklediği gerekçesine yer verilmiştir. Hukuka aykırı yollardan kazanç sağlayan kişilerin cezalandırılmasına yönelik muhtelif kanunlarda zaten hukuki düzenlemeler mevcuttur. Bu yaptırımların hayata geçirilmemesinin sorumlusu hayvanlar değildir. 4) Kanun gerekçesinde hayvan sayısının artmasına bağlı olarak yaşanan trafik kazaları ndan dolayı can kayıplarının olduğu belirtilmiştir. 2019-2023 yılları arasındaki hayvana çarpma şeklinde meydana gelen trafik kazası sayısının, bu yıllar arasında meydana gelen toplam kaza sayısına oranı %1'dir. Sadece hayvanın karıştığı bu kadar düşük orandaki kaza sayısı gerekçe gösterilerek hayvanların toplanması ve öldürülmesi yolunu açan bir yasa değişikliği teklif edilmesi akla, vicdana, evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır. Ayrıca vurgulamak gerekir ki hayvan kaynaklı trafik kazalarının çoğu bazı Belediyelerin toplayıp yol kenarlarına attığı hayvanlar yüzünden meydana gelmiştir. Hayvanlar, tüm kazaların %1'i olan bu kazaların sebebi değil, kurbanıdır. 5) Kanun gerekçesinde Türkiye’nin kuduz riskli bir ülke haline geldiği belirtilerek kuduz sayılarına yer verilmiştir. Kuduz sayılarına ilişkin veriler de gerçeği yansıtmadığı gibi, gerekçede belirtildiği gibi Türkiye kuduz riskli bir ülke durumunda değildir. Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin 14.06.2024 tarihinde Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı verilerine dayanarak yaptığı açıklamada; Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılda ortalama 1-2 insan kuduz vakası görüldüğü, bu veriler doğru ise kuduz riskinin arttığından söz edilemeyeceği, Ayrıca Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), bilinenin aksine kuduz kontrolü açısından da sahipsiz köpeklerin itlaf edilmelerine geniş ölçüde karşı çıktığı, köpek kaynaklı kuduzu kontrol altına almakta kitlesel olarak yapılan aşılamaların etkili olduğu, köpeklerin yok edilmesinin ise uzun vadede köpek yoğunluğunu azaltmadığı veya kuduzu kontrol altına almada başarılı olmadığını açıkladığı bilgisine yer verilerek kuduzun doğru aşılama ile %100 önlenebilen bir hastalık olduğu açıkça belirtilmiştir. Gerekçedeki açıklamalar, bu konuda en uzman meslek örgütü olan Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin bilimsel açıklamaları ile çelişmektedir. Ayrıca gerekçede kuduzla ilgili hiçbir bilimsel çalışmaya yer verilmemiş olması da önemli bir eksikliktir. Bu yönden de yasanın bu gerekçesinin kabul edilmesi mümkün değildir. 6) Kanun gerekçesinde sahipsiz köpek saldırıları nedeniyle zarar görenlerin hizmet kusuru sebebiyle yerel yönetimlere karşı dava açıldığından söz edilmiştir. Bu gerekçe evrensel hem hukuk kurallarına, hem de akla, mantığa ve vicdana aykırıdır. Böyle bir yasa gerekçesinin yazılması 20 yıldır görevini yapmayan belediyelerin ve denetim mekanizmalarının adeta ödüllendirilmesidir. Her şeyden önce belediyelerin hizmet kusurunun açık itirafı olan bu gerekçe, akla şu soruyu getirmektedir: Hizmette kusur eden yerel yönetimler tazminat ödemesinler diye mi hayvanların yaşam hakkını ortadan kaldıran bu teklif sunulmuştur? 7) Kanun gerekçesinde 2004 yılından beri toplam kısırlaştırılan hayvan sayısının 2.504.595; sahiplendirilen hayvan sayısının 533.004 olduğu, kısırlaştırma yolu ile hayvan nüfusunun kontrol altına alınabilmesi için kısırlaştırma oranının en az %70 olması gerektiği, buna karşın bir yılda gerçekleşen kısırlaştırma oranının %8,5’ta kaldığı belirtilmektedir. İçişleri Bakanlığının verilerine göre 2024 yılı itibariyle ülkemizdeki toplam belediye sayısı 1403’tür. Toplam bakımevi sayısı ise sadece 322'dir! Bu teklif yasalaşırsa 4.000.000 sokak hayvanı nerede toplanacaktır? Nerede aşılanacaktır? 20 yılda yapılamayan 4 yılda nasıl yapılacaktır? YEREL YÖNETİMLERİN KISIRLAŞTIRMA GÖREVİNİ YAPMADIĞI, HAYVANLARIN BAKIM VE REHABİLİTASYONU İÇİN YETERLİ KAPASİTEDE BAKIMEVİ BULUNMADIĞI AÇIKÇA İTİRAF EDİLMİŞTİR. 8) Kanun gerekçesinde -ki bu en vahim dayanaklardan biridir- 18. Ve 19. Yüzyıldaki bazı batı ülkelerinde sokak hayvanlarının zehirlenerek ve silahla itlaf edildiğinden bahsedilmiştir. Gerekçede ülkemizde 2004 yılından beri uygulanmakta olan yakala-kısırlaştır-sal metodunun etkili bir yöntem olmadığı, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün raporunda da yakala-kısırlaştır-sal yönteminin az köpek popülasyonuna ve yeterli kaynağa sahip ülkelerde etkili olabileceğinin belirtildiğine atıf yapılarak ötanazinin birçok ülkede geçerli bir kontrol yöntemi olduğu algısı yaratılmıştır. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün bu raporu hangi tarihlidir? Hangi ülkelerdeki çalışmalara ilişkindir? Gerekçede yazılandan tamamen farklı olan, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün gerçek makalesi için bu cümleye tıklayabilirsiniz. Bahsedilen batı ülkelerindeki 200 yıl önce uygulanan EN VAHŞİ nüfus kontrol yönteminin 21. yüzyılda bir yasa teklifinin gerekçesinde örnek alınması hukuk adına, insanlık adına UTANÇ VERİCİDİR. Maddelerin hukiki ve ahlaki hatalarına değinilecek bir sonraki yazımıza dek, bu utanç kaynağı yasanın geri çekilmesi umuduyla... Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Köpeğim İnsan Yaşına Göre Kaç Yaşında?
Köpeklerimizin yaşını insan eşdeğerleriyle karşılaştırmamız yaşam süreleri, enerji seviyeleri ve ne tür sağlık sorunları bekleyebileceğimiz konusunda bir fikir edinmemize yardımcı olur. Bu, neyin normal olduğunu ve hangi semptomların olağan dışı olabileceğini anlamamıza yardımcı olur. Köpek İnsan Yaşına Göre Kaç Yaşındadır? Yaygın inanış, köpeklerin insanlardan yedi kat daha hızlı yaşlandığıdır. Neyse ki, gerçek sayı aslında biraz daha azdır, yani köpeklerimiz bu efsane doğru olsaydı bizimle geçireceklerinden daha fazla yıl geçirebilirler. Ancak, yaşları her yıl eşit farklarla artmaz. Aslında, köpekler yaşamları boyunca farklı oranlarda yaşlanır. Ayrıca boyutları da yaşlanmalarını belirlemede önemli bir faktördür. Yukarıdaki tablo köpeğinizin insan yıllarına göre kaç yaşında olduğuna dair daha doğru bir gösterge sunarken, daha az doğru ama daha basit bir yöntemi tercih edebilirsiniz. Eğer öyleyse, uyulması gereken genel kural, köpeğinizin birinci yılda 15 insan yılı, ikinci yılda 9 yıl ve sonrasında 5 yıl yaşlanmasıdır. Büyük Köpek Irkları Neden Küçük Köpek Irklarından Daha Hızlı Yaşlanır? Daha büyük hayvanlar nispeten uzun yaşama eğilimindeyken (balinalar, filler), küçük hayvanlar daha kısa yaşar (kemirgenler, küçük kuşlar). Uzmanlar ne yazık ki, köpeklerde bu durumun tam aksi olmasının ve daha büyük köpek ırklarının, küçük ırklara göre daha hızlı yaşlanma eğiliminde olduğunu henüz bilmiyorlar. Nedeni ne olursa olsun, büyük ırk köpekler yaşamlarının son yıllarında çok daha hızlı yaşlanma eğilimindeyken, daha küçük köpeklerin yaşlanması daha istikrarlı bir şekilde gerçekleşir. Ve bu hız her ne olursa olsun hayatlarımızdaki yaşlı patili bireylerin her bir günü, sağlıkları için atılan her bir adım, onların mutluluğunu merkeze alan her bir tavır yaşam kaliteleri ve motivasyonları için oldukça önemlidir. Köpek Yaşı Hesaplamada Dişler Köpeklerin yaşının insanların yaşına göre hesaplanması süreci, çoğunluğu fiziksel olan pek çok faktöre dayandırılır. Örneğin, 1 yaşındaki bir köpeğin, 15 yaşındaki bir ergene eşdeğer olduğu tahmin edilir, çünkü tüm dişleri gelişmiş, güçlü, enerjik ve cinsel olgunluğa ulaşmış (veya yaklaşmakta) olurlar. Benzer olarak, köpekler de bebekken süt dişlerini çıkarmaya, sonra dökmeye ve daimi dişlerini çıkarmaya başlarlar ve köpeklerin de dişleri zamanla yıpranır. Bu paralellikten yola çıkan uzmanlar köpeklerin belirli dönemlerinin, insanların hangi dönemlerine denk geldiğini hesaplayabilmiştir. Köpeklerde Yaşlanma Belirtileri Köpeklerde yaşlanma belirtileri; geçmiş yaşamı, genetik yatkınlıkları ve mevcut yaşam tarzı gibi değişkenlere göre farklılıklar gösterse de genel olarak aşağıdaki gibidir: Gözlerde -başta doğrudan ışıkta belli olan, zamanla artan- bulanıklaşma Tüylerde -ağız çevresinden başlayıp yüzün, başın ve vücudun diğer bölgelerine yayılan- beyazlaşma Başta boyun bölgesinde kensidisini gösteren gevşek deri Esnekliğini kaybetmeye başalayan sert bacaklar Kötü nefes kokusu Hareket etmede zorluk Vücutta oluşan yumrular Kilo değişiklikleri Hareketlilikte azalma İdrar veya kaka yapmada zorluk veya bağırsak ve mesane kontrolünün kaybı Kaygı Daha önceden de bildiği nesnelerden ve tanıdığı insanlardan korkma Uyku düzeni değişiklikleri -gece huzursuzluk veya volta atma- Daha fazla havlama Kafa karışıklıkları Aynı şeyleri tekrar tekrar yapma Bildiği komut ve işaretleri unutma Yapmaması gereken yerlere idrar ve kaka yapma Kalbinizi kıracak olan tüm bu değişimleri göğsünüzde yumuşatıp yaşam tarzınıza yerleştirmek, yeni gerçekleriniz olarak kabullenmek kolay olmayacak. Ama onunla geçirdiğiniz onca yılın varlığı gösteriyor ki, siz zaten kolay olan yolun yüzeyselliğini değil zor olanın derinliğini seçtiniz. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynak ve Referanslar 1 2
- En İyi Kuru Mama Hangisi? Peki Age'ler?
Gözümüzün önünde, kısacık bir zaman diliminde önce kıpır kıpır bir bebek, hızla dik başlı bir genç, sonra olgun bir yetişkin ve birden çok yorgun olmalarının hissettirdiklerini ve bu hisse rağmen "yine olsa yine hayatımı onunla paylaşırdım," diyebilmemizin altında yatan o mükemmel anıların verdiği gücü, tüm bunları yaşamayan birisine anlatmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Onlarla geçireceğimiz zamanı uzatmak ve her bir dakikasını kaliteli bir yaşam içinde paylaşmak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. "En iyi"nin ilk evresinin onları hastalıklardan korumak ve bağışıklık sistemlerini destekleyerek mücadele güçlerini arttırmak olduğunu biliyoruz. Onlar için elimizden gelen ve en iyi, en güvenilir mamaları alıyor; onları en iyi ve güvenilir ürünlerle yine elimizden geldiğince destekliyoruz. Ancak belki de sadece bilmediğimiz ya da çözümünden haberdar olmadığımız için, onları her gün işlenmiş gıdalarla besliyoruz. Peki "en iyi kedi maması" ya da "en iyi köpek maması" gerçekten, içerik etiketinde yer alan ögeler ve fiyat etiketinde yer alan yüksekliğin uyumlu bir kombinasyonu mudur? İçerikte yer alan her şeyin etikette de yer alması zorunlu mu? Etikette yer alması zorunlu içeriğin değişime uğraması mümkün mü? İçeriği, fiyatı ve markası her ne olursa olsun dehşet verici ortak yanları olan kuru mamalarla ilgili bilmediklerimiz neler? Bugün tüm bu soruların cevaplarını ve çok daha fazlasını, her zamanki gibi, literatüre girmiş araştırmaların kaynakları ışığında anlatacağız. KEDİ VE KÖPEK MAMASINI KONUŞALIM Küresel evcil hayvan maması pazarının 2024 yılına kadar 128 milyar dolar ın üzerinde bir değere sahip olacağı tahmin ediliyor. Yani öncelikle, sadece bilmek değil, tam olarak her yönüyle idrak etmek zorunda olduğumuz asıl konu, bunun (kuru mama, taze mama, çiğ mama farketmeksizin) bir sektör olduğu. Üretilen evcil hayvan mamaları, hayatımızdaki patili bireylerin ihtiyaç duyduğu tüm besinleri içerecek yapıda olduğunu iddia ediyor. Bu durumu içerik etiketiyle destekleyebildiği oranda fiyat etiketi değişiyor. Kuru evcil hayvan maması (kuru mama) en çok satan "pet" ürünüdür. Bunu paket ve konserve yaş mamaların yanı sıra atıştırmalıklar ve ödüller takip etmektedir. Tüm bu ürünler yüksek oranda işleniyor ve raf ömrünü uzatmak ve üretim maliyetlerini azaltmak için çaba harcanıyor. Son tüketiciye doğrudan ulaşılmasının çoğu zaman mümkün olmaması ise bu ürünlerin marketlere ya da veteriner kliniklerine de girmesine neden olacağından ortaya bir kaç aşamalı bir kâr zinciri çıkıyor. Bu zincir, son tüketicinin satın almaktan vazgeçmemesini sağlayacak bir üst fiyatın da varlığı nedeniyle, maliyeti azaltmak için sarf edilmesi gereken bir çabaya daha bağlanıyor. Tam da bu noktada, etiketlerde yer alması zorunlu olmayan ögeler ya da zorunlu olan ögelerin düşük kaliteli son versiyonları devreye giriyor. Giderek artan kanıtlar, kuru mamaların tüketiminin hayvan refahı üzerinde ciddi zararlı etkileri olabileceğini göstermektedir. Hayatımızdaki patili bireylerin kronik sağlık sorunları yaşamalarının etkileri insanlara kıyasla oldukça geniştir; daha fazla engelliliğe, sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin düşmesine, sağlık maliyetlerinin sarmallaşmasına ve yaşam süresinin kısalmasına neden olur. Gerçek: Köpeklerin %87'si ve kedilerin %67'si en azından bir çeşit işlenmiş gıda tüketiyor. AGE Nedir? Advanced Glycation End-Products (A.G.E), ileri glikasyon son ürünleri demektir. AGE'ler birçok kronik hastalıkta önemli rol oynayan zararlı oksidatif bileşiklerdir. Vücudumuzda, şekerin yağ, protein ve hatta genetik materyalle glikasyon olarak bilinen bir süreçte birleşmesi sonucu ya da Yediğimiz besinlere bulunur. Yiyecekleri pişirme ve hazırlama yöntemleri AGE içeriğini değiştirir. AGE Nelerde Bulunur? Kuru Mamalarda AGE Var Mı? AGE, işlenmiş gıdalar başta olmak üzere ızgara, kızartma, kavurma gibi yüksek sıcaklıklarda pişirilen gıdalarda oluşur. Kedi kuru mamaları ve köpek kuru mamaları , segmentleri ve içeriğinde bulunan besin ögelerinin çeşitliliği ya da miktarı fark etmeksizin, üretimdeki, kuru mama olmasını sağlayan "kurutma" işlemi başta olmak üzere evreler gereği ultra (işlenmiş gıdalarının birleşiminin tekrar işlenmesi) işlenmiş gıdadır. AGE Nelere Neden Olur? Kuru Mama Kronik Hastalığa Neden Olabilir Mi? Vücut, AGE'lerin yalnızca bir kısmını yok etme kapasitesine sahiptir. AGE'ler zamanla dokularda birikerek oksidatif stresin ve iltihaplanmanın artmasına neden olurlar. Araştırmalar, yüksek AGE düzeylerinin kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, diyabet, alzheimer ve erken yaşlanma yla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Öte yandan, düşük AGE düzeylerinin, yara iyileşmesinin hızlanması, inflamasyonun ve oksidatif stresin azalması ve hatta daha uzun bir yaşam süresiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı. AGE'lerin kronik hastalıkların gelişiminde önemli bir rol oynadığı açıktır ve bu nedenle AGE düzeylerinin izlenmesi genel sağlığın önemli bir belirteci olarak düşünülmelidir. Yüksek Age Kaynakları Olan Kedi Kuru Mamaları ve Köpek Kuru Mamaları: AGE'ler, evcil hayvan gıdaları da dahil olmak üzere tüm gıdalarda doğal olarak değişen seviyelerde bulunur. Bu değişimi belirleyen maruz kaldığı ısıl işlem ve ısıl işleme maruz kalan gıdadaki tahıl miktarlarıdır. Ancak en yüksek seviyeler, işlenmiş gıdalarda bulunur. Bunlar da evcil hayvan maması endüstrisine tam olarak hakim olan yiyecek türleridir. Pişirme ve gıda üretimi sırasında kullanılan yüksek ısı, dehidrasyon ve ışınlama uygulamaları; şeker, yağ ve proteinler arasındaki kimyasal reaksiyonların çok daha hızlı gerçekleşmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle adını da yüksek ısı ile kurutulmuş olmasından alan kuru mamalarda AGE oluşum düzeylerini önemli ölçüde artırır. Tahılsız kuru mamlarda AGE bulunur mu? Evet. Tahıllı kuru mamalarda AGE, tahılsız kuru mamalardan daha fazla mı bulunur? Evet AGE Kedi ve Köpek Kuru Mamalarında Sadece Kimyasal Tepkime Nedeniyle Mi Bulunur? Ne yazık ki, hayır. En az konuşulan konu da budur, çünkü ortada çok daha acı bir gerçek var. AGE'ler çok lezzetlidir ama içerik etiketlerinde bulunmazlar. Yiyeceklerin çıtır çıtır lezzetli kısımları aslında en yüksek AGE miktarını içerir. Bu nedenle üreticiler, hayvan mamalarının tadını, kokusunu ve rengini iyileştirmek için işleme sırasında doğrudan AGE'ler eklerler. Dr. Bartges, "Evcil hayvan mamalarında AGE'ler hakkında çok az şey biliniyor," diyor. Bir çalışmada 60 ila 70 köpek ve kedi mamasındaki ileri glikozillenmiş son ürünler ölçüldü (orijinal makale, kaynaklarda yer almaktadır) Dr. Bartges şöyle açıkladı: "Bulunan şey şu ki, ısıyla işlenmiş evcil hayvan gıdalarıyla beslenirken, köpekler i çin potansiyel AGE alımı, yetişkin bir insanın kilo bazında yiyebileceğinden yaklaşık 120 kat daha fazla ydı. Kediler in yetişkin bir insanın yiyeceğinden yaklaşık 40 kat daha fazla AGE tüketeceğini tahmin ettiler. Şimdi bunun köpeklerimizin veya kedilerimizin hayatı boyunca her öğünde, her gün olduğunu hayal edin. Köpekler ve kediler, her gün yedikleri evcil hayvan mamalarının ısıl işleme tabi tutulması nedeniyle, günlük bizlerin hayatında olduğundan çok daha fazla diyetsel AGE'lere maruz kalma potansiyeline sahiptir." Kedi-Köpek Mamalarındaki AGE'ler Neden İnsan Gıdalarındakinden çok daha kötü? Kısaca: Sadece işlenmiş değil, ultra işlenmişlerdir. Üstelik lezzetlendirilmek için AGE ile desteklenenler var ancak hangilerinin AGE ile lezzetlendirildiğini bilmemizin bir yolu yok. MARS Petcare araştırması şunları söylüyor: HMF, karbonhidrat içeriği yüksek ve protein içeriği düşük olan evcil hayvan gıdalarında daha yüksekti. HMF ayrıca CML (karboksimetillizin) ile de belirli bir oranda ortaya çıkar. CML, protein varlığında çoklu doymamış yağ asitlerinin metal katalizli oksidasyonu da dahil olmak üzere çeşitli yollarla oluşturulan başka bir AGE'dir. (Yani insanlar tarfından tüketilen konserve tüm ürünler için de durum benzerdir) Malzemelerin ısıyla ön işleme tabi tutulması AGE'leri artırır. Kuru mama ve konserve ürünlerde kullanılan içeriklerin çoğu ısıl işleme tabi tutulur. Proteinler ve yağlar ısıyla işlenir; nişastalar ısıyla jelatinleştirilir ve meyveler, sebzeler, proteinler ve süt ürünleri ısıyla kurutulur. Tüm bu işlenmiş, jelatinleştirilmiş ve suyu alınmış bileşenler, kuru mama ekstrüzyonu veya konserveleme işlemine konulduktan sonra, DAHA FAZLA ısı ve basınca maruz kalırlar. Konserve gıdalar, sterilize edilene kadar - kutunun merkezi 250 dereceye ulaşıncaya kadar ısıtılır, basınç altında 400 dereceye kadar işlenir, ardından ekstrüzyona tabi tutulur ve ısı altında kurutulur ve ardından lezzetli hale getirmek için ısıtılmış yağ püskürtülür. Ortalama kuru mama torbasındaki malzemeler dört ila altı kez ısıtılır. Tüm bu işlemler AGE'leri arttırmayı ve besleyici maddelerin yok olmasını beraberinde getirir. Peki AGE'ler Yaşlanmaya Nasıl Neden Oluyor? Proteine bağlı ve serbest AGE'ler bağırsakta sindirim enzimleri ve bağırsak mikrobiyotası tarafından salınabilir. Bu AGE'ler salındıktan sonra, bağışıklık hücreleri üzerinde çeşitli reseptörlere bağlanarak bağırsağın mukozal bağışıklık sistemi ile etkileşime girer. RAGE (AGE Reseptörü) olarak adlandırılan reseptör de bu reseptörlerden biridir. Doğuştan gelen bağışıklık hücreleri bir yol (NF-kB olarak bilinir) aracılığıyla aktive edilir ve reaktif oksijen türleri (ROS) ve sitokinler üretir. (Sitokinler, iltihaplanma, enfeksiyon, travma ve toksinlere karşı hücresel tepkinin iletişimlenmesine ve modüle edilmesine yardımcı olan, doğuştan gelen bağışıklık hücreleri tarafından salınan hücre sinyal molekülleridir.) Bu aktivitelerin tümü T hücresi aktivasyonunu çarpıtabilir ve oksidatif strese, sistemik inflamasyona, erken yaşlanmaya ve çok çeşitli hastalıklara katkıda bulunabilir. Köpeğinizin ya da Kedinizin Tavuğa Alerjisi Mi Var? Belki Alerjiye Neden Olan Tavuk Teğil, AGE'lerdir AGE'lerin etkileri üzerine birçok ilginç çalışma var. Öne çıkan bazı çalışmalar bunun nedenini gösteriyor: Çapraz bağlı proteinler genel popülasyonda sindirilebilirlik, immünojenisite ve alerjenite sorunları gibi bir dizi soruna neden olur. Çünkü proteinler çapraz bağlandığında vücut onları tanımaz. Bu da alerjik reaksiyonlara ve bağışıklık sistemi fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Belki de kedinizin veya köpeğinizin gıda alerjisinin çözümü, diyetindeki AGE'lerin ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Proteinlerin çapraz bağlanması yoluyla şeker hastalarında da kollajenle ilişkili vasküler komplikasyonlara neden olur. Bu, AGE'lerin diyabetiklerde zayıf dolaşıma neden olur. Bağırsak geçirgenliğini artırır. Sızdıran bağırsak, vücudun her yerinde hastalığı başlatır ve sürdürür. Minerallerin biyoyararlanımını etkiler (vücudun bu besin ögesinden fayda sağlamasını engeller) – özellikle kalsiyum, fosfor ve demirin emilimini azaltır. İyi haber: AGE'leri Azaltmak İyileşmeyi Destekler Yaşlanan köpekler üzerinde yapılan çok sayıda çalışma, diyabet, katarakt, osteoartrit, nörodejeneratif köpek bilişsel işlev bozukluğu sendromu, vasküler işlev bozukluğu ve aterosklerozu olan köpeklerde AGE'lerin doku düzeylerinde artış olduğunu göstermiştir. Diyetteki AGE'ler kısıtlandığında bu koşullarda iyileşmelerin meydana geldiği gösterilmiştir. Ne Yapabiliriz? Kendi mamanızı evde yapmak ilk seçenek ve haftada birkaç saat ayırmanız yeterli. Ancak yine de bunun için yoğun olabilirsiniz ya da başka nedenlerle sizin için mümkün olmayabilir. En azından beslenmesinin %10'unu kapsayacak şekilde düşük glisemik indeksli, insan sınıfı, nazikçe pişirilmiş, tam ve dengeli bu mamayı uygulamayı deneyebilirsiniz. Bu da sizin için mümkün değilse kuru mama, konserve veya paket yaş mama ile oluşturulan beslenmenin %10 ila %20'sini taze, bütün, nişastalı olmayan yiyeceklerle değiştirmek de önemli bir adım olacaktır. Bu sürete doğal antioksidanlar kullanarak oksidatif strese karşı onu destekleyebilir ya da toksinleri detoksifiye etmek için özel olarak üretilmiş ürünlerle her ay 1 haftalık bir detoks yapmasını sağlayabilirsiniz. Kediler için pek de mümkün olmasa da köpekler için, bu beslenmenin %10'unu brokoli, ıspanak, lahana veya pazı gibi hafif buharda pişirilmiş koyu yapraklı veya turpgillerden oluşan yeşilliklerle değiştirebilirsiniz. Ev yapımı kedi maması tarifi için buraya Ev yapımı köpek maması tarifi için buraya tıklayıp inceleyebilir, hayatınızdaki patili bireyin damak zevkine göre, uygun besin ögeleri ile revize ederek de uygulayabilirsiniz. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
- Uyku Sorunları İçin Çözüm Bu Kadar Kolay Olabilir Mi?
Uykusuzluk, uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede veya her ikisinde zorlukla karakterize edilen bir uyku bozukluğudur. Genellikle gündüz uykululuğuna, uyuşukluğa ve halsizlik hissine yol açmaktadır. Yatmadan önce yiyeceğiniz bir muz, deliksiz bir uykuya yardımcı olabilir. Yatmadan önce muz yemenin uyku kalitesini arttırdığına bireysel olarak şahit olan ekip üyelerimizden yola çıkarak yaptığımız bir araştırma ile bu fikrin bazı bilim insanları tarafından da öne sürüldüğünü ve birçok kaynakla desteklendiğini gördük. Çünkü muz, uykuyu ve rahatlamayı artırmaya yardımcı olabilecek bazı besin ögeleri içeriyor. Muzun İçerdiği ve Uyku Sorunları İçin Çözüm Olan Besin Ögeleri: Magnezyum: Çalışmalar, günlük 500 mg magnezyum takviyesinin melatonin üretimini artırabileceğini ve kortizol (stres hormonu) düzeylerini azaltabileceğini gösteriyor. Triptofan: Triptofan esansiyel bir amino asittir, yani vücudunuz onu üretmediği için onu muz ya da her zaman söylediğimiz gibi Spirulina gibi gıdalardan almamız gerekir. Potasyum: Kasların gevşemesini sağlayan potasyum daha rahat bir uyku için oldukça önemlidir. Bunun yanısıra düşük potasyum seviyeleri yüksek tansiyonu olan kişilerde uyku sağlığına çok daha olumsuz ekleyebilir. B6 Vitamini: Uykusuzluk üzerinde etkili olduğu bilinen önemli kaynaklardan birisi olan B6 vitamininin eksikliğinde ise insomnia yani uyuyamama hastalığı başta olmak üzere pek çok farklı sorun ortaya çıkabilmektedir. Dirençli Nişasta: Yararlı bakterilerin büyümesini ve aktivitesini uyarma, kısa zincirli yağ asitleri üretme gibi fonksiyonel özellikleri nedeni ile prebiyotik olarak kabul edilen bir nişasta türü olan dirençli nişasta, bağırsaklardaki bakteriler tarafından fermente edebilir. Pektin: Muz ayrıca meyve ve sebzelerde yaygın olarak bulunan ve bir tür çözünür lif olan pektin açısından da zengindir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla huzurla ve güvenle...
- Game Changer (Oyun Değiştirici) Nedir?
Zaman içerisinde bazı fikirler insanların yaşama biçimini, toplumların işleyişini ve hatta tarihin akışını değiştirdi. Bu fikirler, Ne olduğunu görebilen, Ne olabileceğini öngörebilen Bu durumdan çıkar elde etmeye değil, inandığı değişiklikleri yaratmaya kendini adamış kişiler ya da kurumlar tarafından hayata geçirilmiştir. Oyunun kurallarını değiştirenler, yaşam tarzımızı ve bakış açımızı değiştirebilecek bazen benzersiz, bazen de sıradan fikirler üzerinde kendi vizyonlarının, iradelerinin ve kişiliklerinin gücünü ortaya koyan insanlardır. Oyunun kurallarını değiştirenler, içinde yaşadığımız ortamı küçük ya da büyük ölçekte dönüştürecek değişikliklere öncülük edebilir. Kim? Oyun değiştirici oyunun kurallarını değiştiren ve işlerin yapılma şeklini önemli ölçüde değiştiren kişi veya şirkettir. Oyunun kurallarını değiştiren bireyler genellikle kişilik özelliklerini ve tutumlarını değişimi tetiklemek için kullanırlar. Oyunun kurallarını değiştiren şirketler, yeni ve yenilikçi ürün ve hizmetler, çalışma yolları, verimlilik, üretim yöntemleri ve pazarlama stratejileri ararlar. Oyunun kurallarını değiştirenler, onlara karşı çıkanların, sıkıntıların ve belirsizliğin üstesinden gelir. Oyunun kurallarını değiştiren biri ya da bir şirket olmak; zaman, kararlılık ve bağlılık gerektirir. Nasıl? Oyunun kurallarını değiştirenler; mümkün olanı, şu anda yapılmakta olanla karşılaştırır. Oyun değiştiriciler statükoda bir değişimi teşvik ederler. Takip ettikleri değişiklikler radikal olabilir ve başkalarının anlaması zor olabilir ya da etik ve ahlaki olarak mantıken beklenmesi gereken ama kimse tarafından uygulanmaması nedeniyle mevcut haliyle kabul görmüş de olabilir. İşte, oyun kurallarını değiştirenler: Eğer şirketse uygulamalarıyla, bireyse beklentilerine dair taleplerini vurgulayarak Yeni bir bakış açısı, Farkındalık ve Beklenti çizgisi yaratırlar. Bu nedenle oyunun kurallarını değiştirenler, Yeni kavramları harekete geçirebilen, Değişim arzusunu ve değişimi kabul etmeyi teşvik eden ve Değişimin kendisini yaratabilen kişi veya şirketlerdir. Oyunun kurallarını değiştirenler: Eğer bireyse, insanların neyi algıladığını ve nasıl yaptığını etkilemek için sıklıkla kişilik özelliklerini ve tutumlarını kullanır. Eğer şirketse, "rakiplerinden farklılaşma"yı amaç değil, araç olarak kullanırlar ve bu yolda iş yüklerini arttırarak kendilerini zorlayan beklentileri kendileri oluştururlar. Bu araç, rakiplerini de kendisi gibi olmaya ve böylece hitap edilen kitleye gerçek yararı sağlamaya hizmet eder. Genel olarak oyunun kurallarını değiştirenler: Başkalarının yapmadığı şeyleri arayıp görerek olayların gerçekleşmesini sağlar. Küçük veya büyük şekillerde yenilikçi olmaya çalışırlar. Daha da önemlisi, ısrarcı, kararlı, cesur, enerjik, vizyon sahibi ve çalışkan olarak aradıkları ilerlemeyi sağlayacaklarını bilirler. Hedeflerine ulaşmak için gerekli bilgi ve deneyime sahip olmadıklarını fark ederlerse bu bilgi ve deneyimi insanüstü gibi görünen bir çabayla elde ederler. Özetle: The Jamie Foxx Show'un 1998 yılında yayınlanan bölümüyle ünlenmiş, "Oyuncudan değil, oyundan nefret et," sözünün aksine oyun değiştiriciler oyunu oynamayı reddeder ve oyunculara, farklı bir oyunun mümkün olduğunu göstermeyi hedefler. Çünkü, Martin Seligman'ın söylediği gibi: İyi yaşam, yaşamın ana alanlarında her gün kendinize özgü güçlerinizi kullanarak mutluluk elde etmekten ibarettir. Anlamlı yaşam için, buna bir bileşen daha eklenmesi gerekir: Aynı güçlü yönleri; bilgiyi, gücü veya iyiliği ilerletmek için kullanmak. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Spirulina - Aynanın İçinden
Spirulina 4.5 milyar yaşındaki Dünya’nın yaklaşık 3.5 milyar yılında var olan, gezegenimizdeki en eski canlı organizmalardan birinin adıdır. Bu tür yosunlar, ilk insan benzeri türler Dünya’ya gelmeden çok önce, karbondioksit seviyelerini ve atmosferik oksijeni dengelemede çok önemli bir rol oynuyordu. Spirulina’nın faydalarını bilenleri takip ettiğinizde 1300’lü yıllara, Aztekler’e kadar uzun bir yol alırsınız. On altıncı yüzyılda İspanyol işgalciler Meksika’yı fethettiklerinde başkent Tenochtitlan’daki Meksika Vadisi'nde yaşayan Aztekler’in gölden “yeni yiyecek” topladıklarını keşfettiler. Hamile kadınlar, koyu renginin doğmamış bebeklerini büyücülerin gözünden gizleyeceğine inandıkları için Spirulina yerlerdi (Ciferri, 1983).* Bu rağbetlerinin sebebi -bebeklerini büyücülerin gözünden gerçekten gizliyor olması değilse- Spirulina’nın, kanıtlanmış onlarca yararı sayesinde o dönemlerde sıklığı kaçınılmaz olan düşükleri ve buna bağlı ölümlerini engelliyor olmasıdır. Diğer efsaneler de, Aztek haberci koşucularının maratonlarında spirulina kullandığını söylüyor. Bunun sebebi ise artık oldukça açık çünkü Spirulina’nın kas yorgunluğunu %77,8 azalttığı da kanıtlandı.** Peki yararları onlarca uluslararası üniversite tarafından yıllar süren çalışmalarla kanıtlanmış olan, Nasa’nın astronotların beslenmesinde kullanırken alternatif yaşam alanlarında yetiştirme projeleri sunduğu, FAO’nun geleceğin gıdası seçtiği Spirulina hakkında tedirgin olanlar neden tedirgin oluyor ve bu tedirginliklerinin doğruluk payı var mı? Cevaplara sondan başlayalım. Spirulina’nın Zararları Nelerdir? Spirulina bir gıdadır. Ancak içerdiği onlarca besin ögesi, bu sayede sunduğu onlarca fayda, üzerine yapılan onlarca araştırma, hakkında konuşan onlarca yetkili kuruluş nedeniyle onu bir gıda olarak görmekte zorlanıyor, bir ilaç gibi değerlendiriyor ve buna uygun sorular soruyoruz. Bu nedenle yanına bir hatırlatıcı koyalım ve bir gıda ile örneklendirerek ilerleyelim. Bu gıda da kereviz olsun. Kereviz, karaciğer temizleyici olarak bilinir. Düzenli olarak kereviz tüketmenin böbrek sağlığını korumaya ve karaciğer hastalıklarını önlemeye yardımcı olduğu herkesçe bilinir. A, B, C Vitaminleri ve demir bakımından zengindir. Bu yüzden aslında her gün küçük porsiyonlarla da olsa tüketilmelidir. Mümkün değilse haftalık rutinimizde kesinlikle yer almalıdır. Yılda bir kere yersek elbette yediğimizde vücudumuz vitaminlerini alır, yararını görür ancak karaciğerimizi temizlemesini beklemeyiz. Bunun için düzenli tüketmemiz gerekirdi. Ya da bir hafta her gün kereviz yedikten sonra karaciğerimizdeki herhangi bir sorunun yok olacağını ya da sonraki hafta bir sorun çıkmayacağını garantilediğimizi düşünmeyiz. Sağlıklı beslenmek, süreçtir. Geçilmelidir ve istikrar önemlidir. Yukarıdaki bu cümlelerin hepsi çok sıradan, tahmin edilebilir ve bize, aklımızda bir soruya neden olmayacak kadar net gelir. Bu cümleler kurulduğunda hepimiz, “Tamam,” deriz. Bir bölümümüz “Ben tadını pek sevmiyorum ama sağlık için elbette,” der. Sağlığına ve bedenine önem veren bir bölüm ise rutinine almıştır bile. Spirulina da karaciğer sağlığı için idealdir, tansiyonu dengeler, kan akışını düzenler, kansere karşı etkilidir, oksidatif hasarı büyük oranda azaltır, bağışıklığı güçlendirir, bağırsak sağlığını destekler, cilt sağlığını destekler, alerjilere karşı etkilidir, böbrekleri korur, stresi azaltır, antioksidan kaynağıdır, ağrıları hafifletir… Bunlar ve diğer birçok yararının her biri de kanıtlanmıştır. Ancak bu cümleler kurulduğunda, “Spirulina’nın zararları da varmış,” diye yükselen sesler duyarız. “Böbreklere zararlıymış, çocuklara zararlıymış, yan etkileri olabiliyormuş. İlaçlarla etkileşime girebiliyormuş. Ağır metal içerebiliyormuş. Bulaşana maruz kalabiliyormuş…” “Yepyeni bir yola adım atmak zordur” Maya Angelou Spirulina bizim için yenidir. Varlığı -kıyas götürmeyecek kadar- bizlerden eski de olsa varlığına olan bilgimiz bizler için çok yenidir. Ve bizim için yeni olana adım atmak kolay değildir. Örneğin sebze ve meyve yetiştirmede yanlış ve bilinçsiz kullanılan kimyasal gübreleme yönteminin sağlıksız gıdalara neden olduğunu hepimiz biliriz. Ancak kimse kerevizin ya da domatesin nasıl gübrelendiğine dair bilgi almaya çalışmaz, merak etmez, şekline bakıp hormon içerip içermediğini anlamaya çalışır çünkü yetiştirme yönteminin kendisi yeni ve endişe vericidir. Kereviz ya da domates, işte bildiğimiz kerevizdir, domatestir. Hepimiz su ürünleri alerjisi olanların balık yememesi konusunda hemfikirizdir ama kimse balık satanların karşısına geçip neden bir uyarı yazısı yazmadıklarını ya da uyarı yazısını daha büyük harflerle yazmaları gerektiğini de söylemez. Fıstığa alerjisi olan gruplar bulunur. Ama herkes fıstık alerjisi olanların bir gıdayı yemeden önce içinde fıstık olup olmadığını soracakları konusunda onlara güvenir. Ama Spirulina bizim için çok yenidir. Endişelerimizin çoğu doğruluk payı içermese de hissedilir ve bunu gidermenin yolu orijinal makaleleri okumaktan geçse de bizim için zaman alıcı ve meşakkatlidir. "Tüm zamanların en büyük keşfi, bir insanın yalnızca tutumunu değiştirerek geleceğini değiştirebileceğidir." Oprah Winfrey Kendimizden daha değerli kimse olmadığını çünkü kendimizden çok değer verdiklerimizin yanında olmak için kendimize ihtiyaç duyduğumuzu bilsek de bu nadiren çaba sarf etmemizi sağlar. Bunun yerine uzmanlığının kaynağını bilmediğimiz ama sevdiğimiz ya da sadece o anda karşımızda olan kişilerin, kaynağını nerden aldığını bilmediğimiz yazılarını okuruz ya da sözlerine kulak veririz. Ve karar verilmiştir. Artık sadece Spirulina’nın değil, tüm gıdaların en büyük riskinin yetişme koşulları olduğunu bilmekten uzağızdır. Yetiştiği koordinatlardan çok analizlerinin önemli olduğunu bilmekten de uzak olduğumuzdan analiz talep etmek yerine menşeini öğrenmek isteriz. Cevabı bir koordinata işaret eder, sorumuzun yanıtı bu değildir ama yeterli gibi gelir. Bağışıklığı güçlendiren bir gıdanın, bağışıklığını baskılaması gereken bir grup tarafından kullanılmaması gerektiğini, başı ve sonu kesilmiş ama tıklanma alacak cümlelerden öğreniriz ve bağışıklığımızı güçlü tutmak isteyen biz, endişeleniriz. Günde 2 litre su içilmesinin yaşamak için gerektiğini ama 6 litre su içmenin ölümcül sonuçları olduğunu biliriz. Ama yanlışlıkla 6 litreyi birden içeceğimizden endişelenmeyiz, suyu içeriz. Çünkü aksi bir tedirginliğin ya da tercihin enteresan olacağına eminiz. Ama tüm bir paketi 50 gram olan Spirulina’nın uzun süre düzenli olarak 50 gram kullanılması durumunda böbrekte taş oluşturması ihtimalini, başı ve sonu kesilmiş ama tıklanma alacak cümlelerden öğreniriz ve günlük porsiyonu olan 5-10 gramı hayatımıza alabilmek için çabalayan biz, uzun günler boyu günde yanlışlıkla 50 gramı birden tüketmekten ve böbreğimizde taş oluşturmasından endişeleniriz. Peki neden? Bunun en güzel örneği yakın tarihimizde yer alır ve neden tedirgin olduğumuz sorusunu tam bir ayna görevi görerek yanıtlar. Sağlıklı, fonksiyonel ve doğa için bir nefes olan Spirulina hakkında oluşan endişemizin bir aynası. Bir ayna olduğu için bu örnekte sağ olan sol, sol olan sağdır. Bundan 100 yıl önce, sigara içmek istememek endişe uyandırırdı. 1930'lara gelindiğinde, tütün şirketlerinin, sigaranın kansere yol açabileceğini kanıtlayan makaleler sunduğunuz için sizi şarlatan olarak nitelendirmeye hazır bir doktor ordusu vardı. Hatta 1940'larda, sigarayı teşvik etmek için doktorları kullanan böyle bir reklam görme olasılığınız da yüksekti. RJ Reynolds Tobacco Company'den 1946'da yayınlanan bir reklam. Ancak gerçek elbette, sonunda ortaya çıktı. 1960'lara gelindiğinde, sigara içmeye karşı kanıtlar daha da arttı. 1964'te ABD’de sigaranın sağlığa etkileri üzerine ilk rapor yayınlandı. Sigara içmenin akciğer kanseri ve bronşite neden olduğu sonucuna en sonunda, tıbbi literatürdeki 7.000'den fazla makaleden sonra varıldı. Bu makaleler elbette bir günde yayınlanmamıştı. Yıllardır ısrarla araştırılıyor, ispatlanıyor, yayınlanıyordu. Yıllarca, bariz olan anlatılmaya çalışılmıştı. Ancak zorluğa direnirken zevkli ve kolay olana yönelen insan tabiatımız buna inanmadı. Ta ki sigaranın yararlı olduğunu söyleyen yetkililer, zararlı olduğunu itiraf etmek zorunda kalana kadar. Çünkü o zamanki bizler için de küçük demeçleri incelemek, makale okumaktan çok daha kolaydı. Bu makaleleri yazanlar da elbette yine doktorlardı ama karşılarında hâlihazırda duran bir doktorun söylediği daha doğru olarak algılandı. Hangi konuda uzman olduğunun, kaynağının, karakterinin, karşısındakilerin ve onların niteliğinin önemi yoktu. Karşılarındaydı, basitleştiriyorlardı, kolaydı. Sigaranın tarihi bize kendimiz ve dünyaya bakışımız hakkında çok şey öğretti. Bugün Spirulina bir ilham ve yenilik kaynağıdır. Dünyanın dört bir yanındaki çiftçiler, Spirulina'yı sürdürülebilir, erişilebilir ve besleyici bir gıda kaynağı olarak yetiştirmek için çalışıyor. Astronotlar yiyor. Dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar, doğal bir gıda renklendiricisi olarak kullanıyor. Sulara ve havaya olan katkıları anlatılıyor. Bariz olan faydaları milyarlarca yıldır görülüyor, tekrar tekrar ispatlanıyor ve sağlık kaynağı olan bu doğal gıda yeni hayranlar toplayarak yol almaya devam ediyor. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla, güvenle...
- 10 Adımda Kedinize Taşıma Çantasını Sevdirin
Kediniz evinizi kendi kişisel alanı olarak gördüğünden, oradan ayrılmaya pek istekli değildir; özellikle de gidilecek yer bir veteriner kliniğiyse ve oraya gidip gelirken bir taşıyıcı çantada olması gerekiyorsa. Kedinizin veteriner ziyaretleri ve diğer gezilere ilişkin korkusu, onu kendi ortamında, kendi zamanında, bir taşıyıcıya alıştırılarak hafifletilebilir. Gerçek şu ki çoğu kedi, kendi topraklarından alınıp bilinmeyen yerlere götürülmekten muhtemelen asla hoşlanmayacaktır. Ancak kediniz taşıyıcı çantasını güvenli bir alan olarak öğrenebilirse, onu A noktasından B noktasına götürmenin içerdiği birçok stres etkeninden birini ortadan kaldırmış olursunuz. Kedinizin Taşıma Çantasını Sevmesi Neden Önemli? Bu Kadar ÇabayaNe Gerek Var? Kedinizle seyahatiniz sadece veteriner ziyaretleri için gerekiyorsa dahi kedinizin taşıma çantasını sevmesi önemlidir. Bunun en önemli nedeni ise hemen her hastalığın nedenleri arasında stresin de yer almasıdır. Kedinizin herhangi bir rahatsızlığına veteriner hekim ziyaretlerinin de sebep olduğu stresin de katkı sağlamasını ya da rutin ziyaretlerinizin bir soruna yol açmasını istemezsiniz. Bir diğer önemli neden ise afetlerdir. Hemen hemen her şehrinin deprem riski barındırdığı ülkemizde, acil bir durumda kalınması ve hayatımızdaki patili bireylerin de bu nedenle panik halinde olmaları durumunda güvenli alanlarına gelmekten mutluluk duymalarının oldukça önemli olduğunu artık ne yazık ki hepimiz biliyoruz. 1. Adım: Doğru Taşıma Çantasını Seçmek Taşıma çantasının boyutu, onun ayağa kalkıp dönebileceği kadar büyük ancak içeride kendini güvende ve emniyette hissedecek kadar küçük olmalıdır. Taşıma çantasının birden fazla yönden açılabilir olması gerekir. Hem üstten, hem önden hem de yanlardan açılan bir taşıma çantasına onu yerleştirmek de onun güvende hissetmesi de çok daha kolay olacaktır. Bunun yanı sıra pek çok uzman, sert (kalıplanmış plastik) taşıyıcıların araba yolculuğu için daha güvenli olduğunu düşünüyor çünkü emniyet kemerine (hava yastığının açılma tehlikeleri nedeniyle ön koltukta değil, arka koltukta olmalılar) üstteki koldan kaydırarak kolayca sabitlenebilirler. 2. Adım: Travma Hatırlatıcılarından Kurtulmak Hayatınızdaki patili birey geçmişte bir taşıyıcı çantayla olumsuz bir deneyim yaşadıysa "kötü" taşıyıcıdan farklı türde yeni bir taşıyıcı almak iyi bir fikirdir. 3. Adım: Ortamı Doğru Hazırlamak Taşıma çantasını eve götürdükten sonra, onu kedinizin bulunduğu ortamın kalıcı bir parçası haline getirmek önemlidir. Bu nedenle onu kedinizin vakit geçirdiği bir yere (yüksek yerleri sevdiklerinden) örneğin bir koltuk veya sandalye üzerine yerleştirin. Kediler sıcağı çok sevdikleri için, mümkünse taşıyıcıyı güneş ışığı alan bir yere veya bir ısı kaynağının yakınına (ama çok yakınına değil) yerleştirin. Yanlışlıkla kapanmamaları için kapılarının kapanmayacağından emin olun. Taşıyıcının içine kedinizin sevdiği bir örtü ya da sizin kokunuzun olduğu bir kıyafetle birlikte küçük bir yatak hazırlayın. 4. Adım: Doğru Tavır Kedinizi taşıyıcıyı incelerken ve özellikle de içeri girdiğinde onu övgüyle, severek ve ikramlarla ödüllendirin. Unutmayın, amaç yavaş yavaş onu taşıyıcıya alıştırmak ve orayı ziyaret etmekten hoşlanacağı bir yer haline getirmektir. 5. Adım: Doğru Koz Bir sonraki adım onu yemekle baştan çıkarmaktır. Bu yüzden yemek tabağını taşıyıcıya yakın bir yere koyun. Eğer hâlâ tabağına gelmeyecek kadar şüpheleniyorsa, yiyebilmesi için tabağı yeterince uzağa taşıyın. Onu daha da baştan çıkarmak için yemeğinin üzerine sevdiği özel bir ödül mamasından az miktarda ekleyin. Bu mama kabından tereddüt etmeden yemeye başladıktan sonra, taşıyıcıya çok yakın bir yerde rahatlıkla yemek yiyene kadar her öğünde kaseyi biraz daha yaklaştırmaya başlayın. Daha sonra, mama kabını taşıyıcının hemen girişine, kedinizin, içeri adım atmadan mama yiyebileceği bir noktaya yerleştirin. 6. Adım: Küçük Kurnazlıklar Artık çıtayı yükseltmenin zamanı geldi. O yüzden kedinizin en sevdiği oyuncak ve ödül mamalarından birkaçını rastgele zamanlarda taşıyıcıya koyun. Buradaki fikir, taşıyıcıyı her gördüğünde hoş, eğlenceli ve lezzetli şeyleri de görmesi ve onu sevdikleriyle ilişkilendirmektir. 7. Adım: Küçük Hamleler Birkaç gün boyunca taşıyıcı girişinin hemen içine yerleştirilen mama kabından yemek yedikten sonra, kabı daha da içeri itme zamanı gelmiştir. Kedi yemek yerken tamamen içeride durana kadar, kabı her gün taşıyıcının birkaç santim arkasına doğru kaydırın. 8. Adım: Sabır Siz ve hayatınızdaki patili birey yukarıdaki adımların tümünü başarıyla tamamladıktan sonra, çok ama çok sabırlı olmanın zamanı geldi. Sabırla beklemeniz gereken şey, kedinizin taşıma çantasında takıldığını ve orada uyukladığını görmektir. Bu süreç birkaç hafta, hatta birkaç ay sürebilir; bu nedenle yiyecekleri, ödül mamalarını, oyuncakları ve diğer eğlenceli şeyleri taşıyıcıya koymaya devam ederken sabırlı olmanız ve taşıyıcıya her yaklaştığında ona bol bol övgüler yağdırmanız gerekir. 9. Adım: Denemeler Kediniz taşıyıcıda kendini evindeymiş gibi hissettiğinde, onu içerideyken çok kısa bir süreliğine kapıyı kapatmayı deneyin ancak hayatınızdaki patili birey endişelenmeden veya paniğe kapılmadan önce onu dışarı çıkardığınızdan emin olun. Her antrenman seansında taşıma çantasındaki süreyi yavaşça 30 saniyeden bir dakikaya kadar uzatın. Kedinizi üzmeden kapıyı uzun süre kapatabildiğinizde, onu kısa araba gezilerine götürerek veteriner kliniğinde durmayan hareketli bir arabanın taşıyıcısında olmaya alışmasını sağlayabilirsiniz. 10. Adım: Yumuşak Yüzleşmeler Hayatınızdaki patili bireyin, taşıma çantasında dinlenerek, oyun oynayarak ve yemek yiyerek vakit geçireceği noktaya ulaştığınızda, onu bir yere götürme zamanı geldiğinde, bu ikiniz için de travmatik olmamalıdır. Veteriner hekiminizle bunu görüşüp sahte bir randevu isteyin. Bu randevuda taşıma çantasıyla kliniğe gidip veteriner hekiminiz tarafından ilgi görüp hiçbir müdahale yapılmaksızın evinize dönün. Bu sahte randevuda gerildiğini görürseniz gerçek randevudan önce bir defa daha uygulayın. Gerçek randevunuzda ise, örneğin sabah 10:00'da randevunuz varsa ve kediniz sabah 9:00'da biraz uyumak için taşıma çantasına girdiyse, siz evden çıkmaya hazır olana kadar kapıyı kapatın. Kedinizle birlikte eve her döndüğünüzde, taşıyıcısını iyilik ile ilişkilendirmeye devam etmesi için başlangıçtaki gibi birkaç yemek, oyuncak ve ödül maması sağlamaya geri dönün. İdeal olarak, kediniz taşıyıcısını rahat ve güvenli bir alan olarak görecektir. Eğer hayatınızdaki patili birey uzun yıllardır bu travmayı yaşıyorsa, anksiyetesi varsa ya da kolay geri çekilen bir yapıya sahipse veteriner hekimizle her gerçek randevunuzdan sonra bir de sahte randevu ayarlayın. Referans Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Kedi ve Köpek Mamalarında Kullanılan 4 Zehirli Bileşen
Kaliforniya, kanser ve diğer hastalıklarla bağlantılı 4 gıda katkı maddesini yasaklayan ilk eyalet oldu. İnsan gıdalarına eklenmesi yasaklanmış Potasyum Bromat (E924), Propil Paraben (E218) ve Erythrosine (E127), aynı etkileri gösterdiği halde kedi ve köpek mamalarına ya da ürünlerine eklenebiliyor. Kaliforniya’yı, Illinois ve New York da takip etmek üzere benzer yasa tasarıları çıkarıyor. Bu yasa tasarısıyla listeye beşinci güvenli olmayan gıda katkı maddesi olan Titanyum Dioksiti (E171) de eklediler. Ama tahmin etmesi güç değil: Elbette kedi ve köpekler için kullanımı serbest! Peki bu bileşenler ne amaçla kullanılıyor ve zararları ne? 1. TİTANYUM DİOKSİT (E171) NEDİR? Titanyum dioksit mamalrın tadını ve dokusunu değiştirmek için kullanılan bir oksittir. Maruz kalınması gözleri, burnu ve boğazı tahriş edebileceği gibi akciğer kanserine neden olduğu da kanıtlanmıştır. 2. ERYTHROSINE (E127) RED DYE-3 NEDİR? Pembemsi, kırmızımsı bir renktedir ve hayvan mamalarında et rengi vermek için kullanılır. Aşırı duyarlılığa, dolayısıyla alerjilere ve hafıza sorunlarına neden olmaktadır. 1985 yılında FDA komisyon vekili, Red Dye 3’ün yani Erythrosine’in bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtmiştir. Buna rağmen insan gıdalarında kullanımının yasaklanmasına dair teklif tam 26 defa ertelenmiş ancak hayvan gıdalarında kullanımı bugüne kadar kaldırılmamıştır. 3. PROPİL PARABEN (E218) NEDİR? Parabenler sindirim sistemi, cilt, akciğerler ve plasental transfer yoluyla canlı organizmalara nüfuz eden koruyuculardır. Vücutta biriktikleri ve zamanla kansere, üreme sorunlarına ve östrojen bozulmasına yol açabildikleri kanıtlanmıştır. 4. POTASYUM BROMAT (E924) NEDİR? Fermantasyon özelliğini artıran, ürün hacmini artıran birçok bir katkı maddesidir. Güçlü bir oksitleyicidir ve kansere neden olduğu kanıtlanmıştır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Köpekler Üşür Mü? Köpeklerin Kış Bakımı Rehberi
Kış geldi. Hava soğuk, yağışlı ve yer yer karlı. Şimdi hayatımızı paylaştığınız köpekleri ya da destek olduğumuz evsiz köpekleri soğuk kış aylarında güvende tutmaya hazırlanmanın zamanı geldi. Köpekler Üşür Mü? Hava Köpekler İçin Ne Kadar Soğuk? NOT: Bu bölümü hazırlamamızın asıl nedeni, severek takip ettiğimiz bir köpek davranışı uzmanınca, bu konuya kafa yormanın ya da bu konuda onlar için üzülmenin anlamsız olduğunun açıklandığı bir videonun yayınlanmış olmasıdır. Bunu açıklarken verilen bilgiler elbette doğruydu ancak ifade şeklindeki bazı eksiklerin varlığının, muhtemelen bu sırada tahmin edilmemiş bazı istenmeyen genellemelere ve tutumlara yol açması bizler için endişe verici oldu. Köpeklerin; vücut ısıların bizden yüksek olması (38,5 derece) ve kalbinin dakikada 90 kez atması, saatte yaklaşık 4000 litre sıcak kanın vücutlarında dolaşması, kürkleri ve ter bezinden yoksun deri yapıları gibi nedenlerle, çıplak olarak dışarda kalmış bir insana göre soğuğa karşı oldukça dayanıklı, sıcağa karşı da bir o kadar dayanıksız oldukları bir gerçek. Ama bu noktada birçok değişken de mevcut. Kürk tipi, Kürk rengi, Beden, Ağırlık, Genetik yatkınlıklar, Yaş, Rüzgar olup olmaması Islak olup olmaması Mevcut bir kar ya da yağmurun olup olmaması ve hangisinin olduğu Güneş ışığını kısıtlayan bulut örtüsü olmaması gibi faktörler köpeklerin soğuğa karşı dayanıklılığını önemli ölçüde etkilemektedir. Alaska Kurtlarını, Sibirya kurtlarını, Newfoundlands ve Bernese Dağ Köpeklerini düşünün. Boyutları ve katmanlı tüy yapıları, onları soğuk hava koşullarından korumaya yardımcı olur, ancak hava diğer türler için ne kadar soğuk? Hava 7 derecenin altına düşmeye başladığında, hava koşullarının köpekler, özellikle de tek katmanlı tüy yapısı olanlar, kısa tüylüler, küçük ırklar, yaşlı köpekler, sağlık sorunları olanlar ya da yetersiz beslenenler üzerindeki olumsuz etkileri görülmeye başlanır. 0 derecenin altındaki havalarda ise titreme, kaygı, hareket etme isteğinde azalma, gerginlik ve genel halsizlik belirtilerine gerçekten dikkat etmeye başlamanız gerekir. Sıcaklık -6 derecenin altına düştüğünde ise hipotermi ve donma tehlikesi ortaya çıkıyor. Peki hayatımızı paylaştığımız köpekleri ya da destek olduğumuz evsiz köpekleri soğuk kış aylarında nasıl güvende tutabiliriz? A. EVDEKİ KÖPEKLERİ SOĞUKTAN KORUMA YOLLARI: 1. Evdeyken Aktif Olmalarını Sağlamak Bazı köpekler soğuğa çıkma konusunda çok isteksiz olabilirler. Eğer durum buysa, onları zorla dışarı çıkarmaya çalışmak yerine, dışarı çıkması gereken zamandan önce oyun oynamasını sağlayın. 10-15 dakika süren bir oyun, hem ihtiyaçlarını gidermesi için vücudunun hazırlanmasına hem de dışarı çıkmaya motive olmasına katkı sağlayacaktır. Not: Tıpkı bizler gibi onlar da yeni olana karşı heyecan duyarlar. Dolayısıyla oyun oynamayı sevmediğini düşündüğünüz bir köpek, aslında mevcut oyuncaklarından sıkılmış da olabilir. Genel olarak öten oyuncakları seviyorsa, farklı öten oyuncaklar; peluş oyuncaklar seviyorsa farklı peluş oyuncaklar alarak ve oyuncağı elinize alıp heyecanlı bir tavır segileyerek onu teşvik edebilirsiniz. 2. Beslenme Düzenini Güncelleyin Köpeğinizi kışın ne kadar beslemeniz gerektiği büyük ölçüde köpeğe bağlıdır. Kış boyunca dışarıda aktif mi veya başka sportif aktivitelerle meşgul oluyor mu? Bu durumda, ısınmak için kullandıkları ekstra enerjiye ayak uydurabilmek için bu sezon fazladan birkaç kaloriye ihtiyaçları olabilir. Öte yandan, eğer köpeğiniz kışın daha hareketsizse, yatağında uzun uzun yatmayı ya da yanınıza gelip size sarılmayı tercih ediyorsa, aslında kışın daha az kaloriye ihtiyaç duyabilir. Köpeğinizin genel rutini değiştiyse ve beslenme değişikliğinden emin değilseniz güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekime danışınız. Tıpkı bizler gibi köpekler de de soğuk kış aylarında hastalıklara karşı daha korumasız olabilirler. Bu nedenle hem bağışıklık tepkilerini güçlendirmek hem de köpeğinizin hasta olup olmadığını nasıl anlayacağınızı öğrenmek önemlidir. Köpeğinizin genel durumunda şüphenizi çeken bir durum varsa güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekime danışınız. 3. Kışa Özel Tehlikelere karşı Dikkatli Olun Yazın sıcak asfaltın risk oluşturduğu patilerini, kışın da kışa özel tehlikeler bekleyebilir. Örneğin tuz ve diğer buz eritici kimyasallar hayatınızdaki patili birey için çok tehlikelidir. Buzu ve karı eritmek ve yeniden donmasını önlemek için kullanılan tuz türleri (tipik olarak kalsiyum veya sodyum klorür) hassas patilere oldukça zararlıdır. Karlı bir bölgede yaşıyorsanız köpek patikleriyle köpeğinizin patilerini koruyabilirsiniz. Ek olarak, köpeğinizi antifriz veya diğer zararlı kimyasallarla karşılaşabileceği araba yollarından ve otoparklarından uzak tutun. Antifriz tatlıdır ve köpekler onu yalayabilirler. Antifriz son derece zehirlidir ve ölümcül olabilir. Yürüyüşten geldikten hemen sonra, kışın kurutucu etkisine engel olmak adına patilerini yeni doğan bir bebek için de uygun olacak kadar ılık suyla yıkayın. Parmak aralarını da yıkadığınıza emin olun. Temiz bir havluyla patilerini kurulayın. Dışarıda ıslandıysa başka bir temiz havluyla vücudunu, karnını ve bacak içlerini kurulayın. Yürüşten geldikten sonra yeni doğan bir bebek için de uygun olacak kadar ılık su içmesi için onu teşvik edin. Köpekler akan suyu içmeyi severler. Patisini yıkarken suyu biraz daha kısıp içmesine izin verebilirsiniz. 4. Arabada Gözetimsiz Bırakmayın: Nasıl ki yaz aylarında arabalar ölümcül derecede ısınabiliyorsa, soğuk havalarda da sıcaklıklar çok hızlı düşebiliyor. Köpeğinizi uzun süre arabada bırakmak yerine daima yanınıza alın. 5. Köpek Artriti: Tıpkı insanlar gibi yaşlı köpeklerde de sıklıkla artrit görülür. Soğuk havalarda artrit daha belirgindir. Eklemler sertleşir ve hareket kabiliyeti kısıtlanır. Uzun yürüyüşleri azaltmanız, günlük aktiviteyi sıcak ev ortamında gerçekleştirmeniz ve dışarıya sonra çıkarmanız, Onu sıcak tutmanız, Kaygan zeminlerden kaçınmanız, evdeki aktif zamanları için halı vb. kaymasını önleyici zemin kullanmanız. Merdiven kullanması gereken durumlarda desteklemeniz ya da mümkünse merdiven kullanımından uzak durmasını sağlamanız oldukça önemlidir. B. BAHÇEMİZDEKİ KÖPEKLERİ SOĞUKTAN KORUMA YOLLARI: 1. Kapalı Bir Alan Sağlamaya Çalışın İlk akla gelen ama en etkili çözümdür. Kapalı bir alan sağlamaktan kasıt, küçük bir klübeye kapatmak değil, elbette. En iyisinden daha az iyisine doğru sıralamak gerekirse: Yatağının, mama ve su kabının, oyuncak kutusunun sığabileceği; kendi boyutunun en az 3-4 katı büyüklüğünde, çok sıcak ve çok soğuklarda kullanması için konteyner mini ev. İçine girip çıkabileceği, su girmeyecek, soğukta güvenle sığınabileceği bir klübe. Üstü ve en azından 3 kenarı kapalı (gerekirse brandayla) yerden yüksek bir alan. 2. Bir Kazak Giydirin Islanması mümkün olmayan bir alan sağlanabildiyse, ayağına dolaşıp düşmesine neden olmayacak şekilde ayarlanmış eski bir kazak giydirebilirsiniz. Ancak eğer ıslanma ihtimali varsa, üzerinde ıslak bir kazakla gezmesine neden olmanın çok daha büyük sorunlara zemin hazırlayacağını unutmamalısınız. Ayrıca; başka köpeklerle bir aradaysa bu kıyafetin karşı tarafça kullanılacak bir silah olmayacağından, o kazakla çekip kaçmasının mümkün olmayacağı bir konumda kalmayacağından, bahçenizde bu kazağın takılıp onu zor durumda bırakmayacağından emin olmalısınız. 3. Yerden Yüksekte Olmasını Sağlayacak Bir Yatak Yapısı gereği yerden yüksekte olan bir yatakla onu yerden gelecek soğuk havadan koruyabilirsiniz. Bunun yerine eski bir koltuk kullanabilir ya da mevcut yatağının altına karton ya da mukavva ile yükseklik verebilirsiniz. 4. Ilık Yiyecek ve Ilık Su Bir bebeğin yemesinde ve içmesinde sakınca olmayacak ılıklıkta yiyecek ve içeceklerle içini ısıtabilirsiniz. Suyunu bu ılıklık seviyesinde verebilirsiniz. 5. Açık Alan Isıtıcısı Bir açık alan ısıtıcısıyla, onu en soğuk zamanların endişesinden kurtarabilir, böylece siz de evinizde huzurla dinlenebilirsiniz. C. EVSİZ KÖPEKLERİ SOĞUKTAN KORUMA YOLLARI: 1. Köpeklerde Hipotermi Köpeğin vücut ısısı belirli bir seviyeye ulaştığında hipotermi oluşmaya başlar. Soğuk havanın sıcaklığı ve süresi hafif, orta veya şiddetli hipotermiye neden olabilir. Bu durum kan akışını, kalp atış hızını, nefes almayı ve ciddi vakalarda bilinç kaybını ve ölümü beraberinde getirebilir. Semptomlar arasında zayıflık, titreme, zihinsel keskinlik eksikliği, kas sertliği ve sığ nefes yer alır. Evsiz bir köpekte -hafif de olsa- bir hipotermi vakası olduğundan şüpheleniyorsanız derhal bir veteriner hekime danışınız. 2. Köpeklerde Donma Donma sıklıkla patilerde meydana gelir ve patilerde, parmak aralarında ya da taban iç kısımlarında biriken buzların bir sonucudur. Köpeğin patisindeki ter bezleri nemi serbest bırakır ve soğuk havalarda bu nem donabilir. Bu da buz toplarının oluşmasına neden olur. Köpeğin topallamasına veya zıplamasına neden olabilen bu buzlanmalar, uzun süreli yürüyüşte köpeğin ayağını kesebilir veya zedeleyebilir. Kuyruklarda ve kulaklarda da donma ise, bu bölgelerin sert ve solgun olması ile kendini göstermeye başlar. Evsiz bir köpeğin topalladığını, patisinin hasar görmüş olduğunu, kulaklarının solgunlaşmış ve sert olduğunu ya da son noktada kuyruğunun kaskatı bir görünümde olduğunu görürseniz derhal bir veteriner hekime danışınız. 3. Vücudun Savunmasız Kalması Kışın iyi beslendiklerinden emin olmak oldukça önemlidir. Bu süreçte taze mamalarla beslemek, hiçbir insanın yemeyeceği bir gıdayı vermemek, suyun onlar için tıpkı bizlerde olduğu gibi kışın da önemli olduğunu unutmamak ve eksik etmemek oldukça önemlidir. Ayrıca sıcak bir şeyler yemesi amacıyla bol tuz ve kimyasal içeren ticari hayvansal tabletler kullanmak yerine, taze olarak hazırlayıp -mümkün değilse az miktarda yapıp ılık suyla çoğaltmak dahi diğer alternatiften daha sağlıklıdır- fazladan su ihtiyacına ve bağışıklık tepkisi düşüklüğüne neden olmamamız gerekir. Bağışıklık tepkilerini güçlendirmek adına, hazırladığımız bu sulara pancar ve kabak da ekleyebilir; daha pratik bir çözüm isterseniz mağazalarımıza da göz atabilirsiniz. 4. Stresten Uzak Durmalarını Sağlamak: Evsiz hayvanları destekleyen herkes, onların mücadele ettiği en büyük sorunlardan birinin de stres olduğunu gözlemleyebilmektedir. Bu stres sadece yiyecek, su ve barınma sebebiyle değil, sosyal ve sevgi dolu bir varlık olan köpeğin "istenmemeyi sindirmesi" gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Elbette bunu tek başınıza engellemeniz mümkün değil. Ancak bulunduğu lokasyonda sizlerle negatif iletişime giren kişilerle yaşadığınız gergin konuşmaların da onlarda stres düzeyini arttırdığını, bu kişilere hatta ilereyen zamanlarda bu kişilere benzer olduğunu düşündüğü kişilere de tepki göstermelerine neden olduğunu ve bu tepkilerin hayatlarına da mal olduğunu unutmamalı, son gücümüzle de sabrımızı kullanmalıyız. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...
- Kedi Kumu Kokusu Önleyici Tarifi
Kedi kumu kokusunu önlerken onların gergin zamanlarının ya da sindirim sorunlarının da üstesinden gelebileceğinizi biliyor musunuz? Hem de evde, kendi imkanlarınızla hazırlayabileceğiniz pratik bir tarifle! Kedi Kumu Kokusu Önleyici Tarifi: 1 bardak karbonata, 1-2 damla kediniz için uygun esansiyel yağ ekleyin. Karışımı bir gece cam kavanozda dinlenmeye bırakın. Her gün kum kabını temizledikten hemen sonra 1 yemek kaşığı esansiyel yağ ve karbonat karışımından ekleyip karıştırın. Esansiyel yağların aromatik faydaları, kediniz tuvaletine adım attığında havaya yayılacaktır. Kedi tuvaletlerine eklenen esansiyel yağlar, kediniz için oldukça faydalı olabilir. Örneğin, sağlıklı bir sindirim sistemini desteklemek için kedilere yönelik bir sindirim karışımı (Kakule, Ardıç vb.) ekleyebilirsiniz. Gergin veya endişeliyken (örneğin evde misafir olduğunda) Lavanta ekleyebilirsiniz. Sadece kum kokusunu engellemek içinse Sedir ekleyebilirsiniz. Dikkat Edilmesi Gerekenler: Kedinizin buna alışması için zaman tanımak ve onu zorlamamak oldukça önemlidir. Bu nedenle karışım içermeyen ikinci bir kum kabı kullanmanız önerilir. Kedinizin her iki kum kabını da kullandığından ve herhangi bir olumsuz etki yaşamadığından emin olduktan sonra, karışım içermeyen kum kabını kaldırabilir veya evdeki tüm kum kaplarına esansiyel yağ ekleyebilirsiniz. Bu süreçte esansiyel yağların analizlerinin olmasına dikkat etmek çok önemlidir. Çünkü esansiyel yağlar yoğundur ve etki gücü yüksektir. Kullandığınız kum kokusuz olmalıdır. Kedinizi zorlamamak ve süreci görmek adına alternatif bir kum kabı kullanmak kedinizin sadece psikolojik sağlığı için değil (belki de henüz bilmediğiniz bir hassasiyeti nedeniyle mevcut esansiyel yağdan uzak durmasına engel olmamak suretiyle) bedensel sağlığı için de önemlidir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle...










