
Boş arama ile 92 sonuç bulundu
- Yumurta Kabuğu
Evet, yumurta kabuğu. Yumurta kabuğunu tüketmek çok tuhaf görünüyor olabilir ancak sağlık açısından dikkate alınması gereken çok sayıda faydası vardır. Elbette kabuk halinde tüketilemeyeceği oldukça açık. Bu nedenle tıpkı Pitho Spirulina'da yaptığımız gibi, diğer gıdalarla birlikte toz halinde tüketmemiz gerekiyor. Bu yazımızda size yumurta kabuğunun hem sizin hem de hayatınızdaki patili bireyler için yararlarından bahsederken, piyasada satılan yumurta kabuğu tozlarını almak istemeyenler için çok pratik tarifini de veriyor olacağız. Verdiğimiz bilgilerin kaynaklarına sayfa sonunda yer alan listeye tıklayıp ulaşabilirsiniz. Yumurta Kabuğu ve Yumurta Kabuğu Tozu Yumurta Kabuğu Tozunun Besin Değerleri Yumurta kabuğunun kabaca %40'ı kalsiyumdur. Her gramı 381-401 mg kalsiyum sağlar. Yarım yumurta kabuğu, yetişkinlerin 1000 mg olan günlük ihtiyacını karşılamaya yetecek kadar kalsiyum sağlayabilir. İzole edilmiş hücreler üzerinde yapılan bir araştırma, saf kalsiyum karbonatla karşılaştırıldığında yumurta kabuğu tozunun k alsiyum emiliminin %64'e kadar daha fazla olduğunu buldu. Araştırmacılara göre bu etkinin nedeni ise yumurta kabuklarındaki protein yapısı. Yumurta kabukları kalsiyum ve proteinin yanı sıra stronsiyum , florür , magnezyum ve selenyum gibi az miktarda başka mineraller de içerir. Tıpkı kalsiyum gibi bu mineraller de kemik sağlığında rol oynamaktadır. Yapılan çalışmalar yumurta kabuğu tozundaki kalsiyumun daha iyi emilebileceğini göstermektedir. Yumurta kabuğu tozu, kalsiyum karbonat takviyelerinden %64'e kadar daha etkilidir. Yumurta Kabuğu Tozunun İnsanlara Faydaları Yumurta Kabuğu Tozunun Osteoporoz Riskini Azaltması Osteoporoz, zayıf kemikler ve artan kemik kırığı riski ile karakterize bir sağlık durumudur. Yaşlılık, osteoporoz için en güçlü risk faktörlerinden biridir, ancak yetersiz kalsiyum alımı da zamanla kemik kaybına ve osteoporoza katkıda bulunabilir. Günlük beslenmenizde kalsiyum eksikse, takviye almak günlük gereksinimlerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir. Yumurta kabuğu tozu hem kolay hem de ucuz bir seçenektir. Osteoporozu olan menopoz sonrası kadınlarda yapılan bir araştırma, yumurta kabuğu tozunun D3 vitamini ve magnezyumla birlikte alınmasının, kemik mineral yoğunluğunu artırarak kemikleri önemli ölçüde güçlendirdiğini buldu. Kalsiyum ve D Vitamini Yumurta kabuğu tozu, osteoporoz riskini azaltmada saflaştırılmış kalsiyum karbonattan daha etkili olabilir. Hollandalı menopoz sonrası kadınlarda yapılan bir araştırma, yumurta kabuğu tozunun, plaseboya kıyasla boyundaki kemik mineral yoğunluğunu arttırdığını buldu. Buna karşılık, saflaştırılmış kalsiyum karbonat bunu fark yaratabilecek ölçüde iyileştirmekte yetersiz kaldı. Yumurta Kabuğu Zarının Eklem Sağlığına Faydası Yumurta kabuğu zarı, yumurta kabuğu ile yumurta akı arasında bulunur. Haşlanmış bir yumurtayı soyduğunuzda kolaylıkla görülebilir. Teknik olarak yumurta kabuğunun bir parçası olmasa da genellikle ona yapışıktır. Evde yumurta kabuğu tozu yaparken zarını çıkarmanıza gerek yoktur. Yumurta kabuğu zarı esas olarak kolajen formundaki proteinden oluşur. Aynı zamanda az miktarda kondroitin sülfat, glukozamin ve diğer besin maddelerini de içerir. Yumurta kabuğu zarındaki bu yararlı bileşiklerin eser miktarlarının sağlığınız üzerinde önemli bir etkisi olması muhtemel değildir. Bununla birlikte, bazı çalışmalar yumurta kabuğu zarı takviyelerinin düzenli olarak alınmasının eklemlerinize fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Potansiyel etkililiğini doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Yumurta kabuğu tozunu günde kaç gram tüketmeliyiz? Günde 2,5 gram yarım silme tatlı kaşığı yumurta kabuğu tozu tüketmeniz yeterlidir. Yumurta Kabuğu Tozu Neyle ve Nasıl Tüketilebilir? Yumurta kabuğu tozunu makarna sosunuza (piştikten sonra), peynirli soslarınıza ekleyebilir yoğurdunuza akrıştırabilirsiniz. Yumurta Kabuğu Tozunun Patili Bireylere Faydaları Kalsiyum bizler için olduğu gibi kediler ve köpekler için de en kritik besinlerden biridir. Kemik sağlığı, kas hareketi ve kanın pıhtılaşmasında önemli bir rol oynar. Yumurta kabukları, çok fazla ekstra maliyet olmadan kedinizin ve köpeğinizin diyetine daha fazla kalsiyum ve mineral eklemenin kolay bir yoludur. Eğer hayatınızdaki patili birey henüz gençse, senior patili bireylerin ebeveynlerinin aksine, bu faydaları size "taurin"in ya da "antioksidanlar"ın yararları kadar önemli görünmeyebilir. Ancak hem büyüme hem de gelişme dönemind ekemiklere yapılan bu -o dönem için gerekli gibi durmayan- yatırım ileri yaşlar için önemli bir dönüş getirecektir. Köpekler ve Kediler için Yumurta Kabuğu Kediler günde kaç gram yumurta kabuğu tozu tüketmeli? Kedilerin günde 1/4 çay kaşığı yani yaklaşık 1 gram yumurta kabuğu tozu tüketmeleri yeterlidir. Köpekler günde kaç gram yumurta kabuğu tozu tüketmeli? Köpeklerin günde 3/4 çay kaşığı ya da yarım silme tatlı kaşığından kaşığından daha az yani 2 gram kadar yumurta kabuğu tozu tüketmeleri yeterlidir. Yumurta Kabuğu Tozunun Riskleri Doğru şekilde hazırlandığında yumurta kabuğu tozunun güvenli olduğu kabul edilir. Aklınızda bulundurmanız gereken sadece birkaç şey var. Öncelikle, boğazınıza ve yemek borunuza zarar verebileceği için büyük yumurta kabuğu parçalarını yutmaya çalışmayın. Bir sonraki bölümde yumurta kabuğu tozu tarifini vermekteyiz. İkincisi, yumurta kabukları Salmonella enteritidis gibi bakterilerle kirlenmiş olabilir. Gıda zehirlenmesi riskini önlemek için yumurta kabuğunu yemeden önce mutlaka tarifte de belirtteğimiz gibi fırınlayın. Son olarak, doğal kalsiyum takviyeleri kurşun, alüminyum, kadmiyum ve cıva gibi nispeten yüksek miktarlarda toksik metaller içerebilir. Ancak yumurta kabuklarındaki bu toksik elementlerin miktarı, istiridye kabuğu gibi diğer doğal kalsiyum kaynaklarına göre daha düşük olma eğilimindedir ve genellikle endişe verici değildir. Yine de ne yazık ki günümüzde hemen her gıdadaki risklere karşı yapmamız gerektiği gibi hayatınıza güvenilir antioksidanları almayı ve günlük rutinimize dahil etmeyi ihmal etmeyin. Yaralanma veya enfeksiyon riskini önlemek için yumurta kabukları fırınlanmalı ve öğütülmelidir. Evde Yumurta Kabuğu Tozu Yapımı Evde yumurta kabuğu tozu tarifimiz "Tarifler" bölümünde. Ulaşmak için bu cümleye tıklayın. Kaynaklar Besin Değerleri Besin Değerleri 2 Mineral ve Aminoasit Mineral ve Aminoasit 2 Mineral ve Amonasit 3 Mineral ve Aminoasit 4 Mineral ve Aminoasit 5 Mineral ve Aminoasit 6 Mineral ve Aminoasit 7 Osteoporoz Osteoporoz 2 Eklem Sağlığı Eklem Sağlığı 2 Eklem Sağlığı 3 Eklem Sağlığı 4 Riskler Riskler 2 Riskler 3 Riskler 4 Riskler 5
- İç Parazit Konusunda Yapılabilecek En Kötü Hata
"Köpekler ve kedilerde iç parazitin önlenmesine ilişkin bazı önerilere katılmıyorum. İç parazit ilacı üreticilerinin tavsiyelerine uyarsanız, evcil hayvanınızı aslında hiçbir şeyi engellemeyen, sağlığa zarar veren kimyasallarla zehirleme riskiyle karşı karşıya kalırsınız." Dr. Karen Baker İç parazit ilaç üreticileri her yerde, her köpek ve kediye yıl boyunca önleyici ilaçlar (yan etkileri olan kimyasal böcek ilaçları) verilmesini tavsiye ediyor. Ancak bu konuda kaynağını tarafsızca, bilimden alan öneriler de mevcut. İç parazit ilacı üreticileri ve bazı geleneksel veteriner hekimler, nerede yaşarsanız yaşayın veya hayatınızdaki patili bireyin bireysel maruz kalma riski ne olursa olsun , en az üç ayda bir defa parazit ilacı uygulanmasını önerir. "Bana göre bu akıllıca veya mantıklı bir yaklaşım değil; çünkü yaşadığınız yer evcil hayvanınızın riskini değerlendirmede en önemli husustur. Her yerde, her evcil hayvana düzenli aralıklarla kimyasal böcek ilacı verilmesi fikrine kesinlikle katılmıyorum." diyor Dr. Karen Baker. Çünkü hiçbir ilaç tamamen zararsız değildir. İç parazit ve kalp kurdu önleyicileri, patili bireylerin sağlığına zarar verebilecek kısa ve uzun vadeli yan etkilere sahip olma potansiyeline sahip kimyasal böcek öldürücülerdir. Bu böcek öldürücülerin toksisite sine ilişkin endişelere ek olarak, parazitlerin bunlara karşı dirençli hale geldiği ne dair kanıtlar da var. Özetle: Sorun: Parazitlerin önlenmesine ilişkin geleneksel tavsiyelerdeki sorun , enfeksiyon olasılığına ve bir hayvanın yaşamının hemen hemen her ayında bir kimyasalın uygulanmasının risk/yarar dengesine odaklanmak yerine, odak noktasının bir hastalığın korkutucu doğası olmasıdır. Asıl nokta: Parazit önleyicilerin kimyasal böcek öldürücüler olduğunu anlamak önemlidir. Ek: Toksisiteleriyle ilgili endişelere ek olarak, bu ilaçlara olan direncin arttığına dair kanıtlar da var; bu direnç tipik olarak belirli ilaç sınıflarının aşırı kullanımının doğal bir sonucudur. Gerçek: Companion Animal Parasite Council tarafından yayınlanan 2023 iç parazit yaygınlık haritasına göre , ABD'deki kedi ve köpeklerin sadece %1,52 'sinin iç parazit testi pozitif çıktı. Yol: İç parazitlerden uzak tutacak en önemli önlem sağlıklı beslenme ve güçlü bağışıklık sistemidir. Ek: Alanında uzmani güvenilir veteriner hekiminiz tarafından, bulunduğunuz bölge ya da hayatınızdaki patili bireyin yaşam standartları nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtiliyorsa uygulamadan sonraki bir hafta boyunca karaciğeri için detoks uygulamayı unutmayınız. Uyarı: Kedinize veya köpeğinize aynı hafta içinde hem iç hem dış parazit ürünü vermekten kaçınınız. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Kedilerin Acı Çektiği Nasıl Anlaşılır? Kedilerde Ağrıyı Tespit Etme Yöntemi Olarak FGS
Kedilerin acı eşiğinin yüksek olması, ilk bakışta iyi bir özellik gibi görünse de, yeteri kadar uzun bir süredir kedi ebeveyni olan herksin bildiği gibi büyük bir kabustur. Hastalıklarına müdahale etmeyi geciktiren bu yapıları sebebiyle erken müdahalenin imkansızlaşır, tedavilerine ise genellikle iyileşme şansının oldukça azaldığı dönemlerde başlanır. Tam da bu nedenle Montreal Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, veteriner hekimler tarafından bir kedinin yaşayabileceği ağrı seviyesini belirlemesinde kullanması adına FGS'yi (FELINE GRIMACE SCALE) geliştirdiler. FGS, kedilerin hissettikleri ağrının, yüz ifadelerindeki değişikliklere dayalı olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu yazımızda, FGS'ye göre kedilerin acı çektiği nasıl anlaşılır sorusunu görsellerle yanıtlıyor olacağız. FGS Nedir? Ağrıyı tedavi etmek için öncelikle onu tanıyabilmek gerekir. Memelilerde ağrının değerlendirilmesi, yüz ifadelerindeki değişiklikler de dahil olmak üzere ağrı kaynaklı davranış değişikliklerinin belirlenmesine dayanır. Grimace ölçekleri, yüz ifadelerindeki değişikliklere dayanarak hayvanlarda ağrıyı değerlendirmek için kullanılan araçlardır ve farklı türlerde geliştirilmiştir. Feline Grimace Ölçeği (FGS) (© Université de Montréal 2019) de kedilerde ağrı değerlendirmesine yardımcı olabilecek geçerli, hızlı, güvenilir ve kullanımı kolay bir araçtır. Feline Grimace Ölçeği puanlarına dayanarak, veteriner hekimlerin ağrı yönetiminde klinik kararlarına yardımcı olmak için analjeziklerin (yani ağrı kesicilerin) uygulanmasının gerekli olup olmadığını bilmek ya da bir sorun olduğunu tespit ederek buna dair muayene ve testlere başlama kararı vermek mümkündür. FGS Ölçeği Kullanımı Kedilerin acı çekip çekmediğini, ağrısı olup olmadığını anlamak için kullanılan FGS'de 5 evre bulunur, Her evredeki ifadeler 0 ile 2 arasında derecelendirilir: 0 = ağrı yok 1 = orta düzeyde veya az ağrı 2 = belirgin ağrı Toplam 4'ün üzerinde puan alınması durumunda kedinin çektiği acıya, güvenilir ve alanında uzman bir hekimce, ağrı kesici ile müdahale edilmesi ve sebebinin acilen bulunması gerekir. Kedilerin Acı Çektiğini Anlamamızı Sağlayan İfadeleri FGS Ölçekleri Ağız Bıyıklar Yüz Pozisyonu Kulaklar Gözler Düzenli takip yapılabilmesi adına geliştirilen uygulamayı da indirebilirsiniz. Daima huzur ve özgüvenle baktıkları ve daima iyi insanlarla karşılaştıkları uzun bir ömür dileğiyle. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynak ve Referanslar 1 2 3 4 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Kedilerde ve Köpeklerde Tüy Dökülmesi
Hayatınızdaki patili bireyin tüylerinin, evinizin zemininde Western filmlerindeki çalılar gibi yuvarlandığına şahit oldunuz mu? Eğer olduysanız neden bu kadar çok tüy döktüğünü, hangi noktaya kadar normal olduğunu merak edebilirsiniz. Gelin, kedilerde ve köpeklerde tüy dökülmesi nedenlerine daha yakından bakalım. Kedilerde ve Köpeklerde Tüy Dökülmesi Nedenleri: 1. Onlar için Sağlıklı Olması: Kedi ve köpeklerin tüy dökmesinin en temel sebebi, tüy dökmenin onlar için sağlıklı olmasıdır. Tüy dökme, tüylü hayvanlar için hayatın olağan bir parçasıdır ve boşa harcanan bir çaba değildir. Tüy dökülmesi, ölü tüylerin atılmasına ve ciltteki doğal yağların salınmasına yardımcı olur. Ölü tüyler çıkarılmazsa cilt tahrişine neden olabilir. Tam da bu nedenle, tüy dökülmesinin olası diğer nedenlerini tespit edip olabilidğince doğal yöntemlerle engellemek yerine , kimyasal ürünlerle tüy dökülmesini durdurmak uzun hatta kısa vadede dahi birçok sağlık sorununa neden olacaktır . 2. Mevsim Geçişleri: New York, Huntington Station'daki Island Veterinary Group'un kurucu ortağı Veteriner Hekim Angela N. Martin , WordsSideKick.com'a verdiği demeçte kedi ve köpeklerin vücut sıcaklıklarını kontrol etmelerine yardımcı olmak için yılda yaklaşık iki defa mevsimsel olarak ölü derilerini attıklarını ve/veya yoğun tüy dökmesi yaşadıklarını belirtti. Bu dökülme ilkbahar ve sonbaharda yaşanmaktadır. İkbaharda tüy dökmek, patili bireylerin ağır kışlık kıyafetlerini üstlerinden çıkarmalarına yardımcı olurken, sonbaharda tüy dökmek ise kışlık kıyafetlerini giyebilmek için hazırlanmalarına yardımcıdır. Veteriner Hekim Dr. Sam Gilbert, mevsim geçişlerinde yaşanan tüy dökme döngüsünün, bir evcil hayvanın içeride ve dışarıda geçirdiği süreye bağlı olarak değişebileceğini belirtmektedir. Evde yaşayan patili bireyler , yapay aydınlatmanın yanı sıra yazın klimaya, kışın ısıtmaya maruz kalır. Bu durum biyolojik saatlerini karıştırabilir, ilkbahar ve sonbaharda fazla dökülmesindense yıl boyunca nispeten sabit tüy dökülmesine ve ev sıcakken daha fazla, serinken daha az tüy dökülmesine neden olabilir. 3. Stres: Stresin tüy dökülmesine olan etkisinin maksimum ve en göze çarpan formunu veteriner hekim ziyaretlerinizde görmüş olmanız muhtemeldir. Bunun nedeni stresli zamanlarda kasların gerilmesi ve telojen tüyler olarak adlandırılan dinlenme evresindeki tüy köklerinin salınmasıdır. Bu durum, stres durumunda, stresin seviyesine göre artan ya da azalan tüy dökümüne neden olur. Stresin belirtilerine, nedenlerine ve çözümlerine bu cümeye tıklayarak ulaşabilirsiniz. 4. Bağışıklık Tepkisi Düşüklüğü: Kedi ve Köpeklerde Bağışıklık Neden Düşer? Besin eksikliği sorunları, stres, uyku düzeni bozuklukları ve kalıtsal faktörler patili bireylerde bağışıklık tepkisinin düşmesine neden olabilir. Kedi ve Köpeklerde Bağışıklık Düşüklüğü Belirtileri? Tekrarlayan enfeksiyonlara eğilimli ve geleneksel antibiyotik tedavilerine başarısız yanıt İştahsızlık Çeşitli cilt enfeksiyonlarına yatkınlık Yavru ise yavaş büyüme Aşı sonrası hastalıklar ya da normalden uzun süren toparlanma Enfeksiyonlarla ilgili diğer semptomlar hayatınızdaki patili bireyin bağışıklık tepkisinin düşük olduğunu gösterebilir. Kaliteli ve Pahalı Mama Kullanırsam Besin Eksikliği Yaşamaz Mı? En pahalı ya da en kaliteli içeriğe sahip olduğu belirtilen kuru mamayı almanız, ne yazık ki beslenme kaynaklı sorun yaşamayacağı anlamına gelmez. Bunun birçok nedeni vardır. Başlıca nedenleri nden bahsetmek gerekirse: Kuru mamaların içeriğindeki ögelerin -en kaliteli ve üst sınıf içerikler kullanılsa dahi- büyük çoğunluğu, mamanın yapım sürecinin doğal gerçeği olan kurutma ve sıkıştırma evresindeki yüksek ısılı işlemler sırasında kaybolur. Bu kayıp her segmentteki ve fiyattaki kuru mamalar için ortaktır. Mamanın segmenti düştükçe, bu nedenle kaybedilenin yerine lezzet arttırıcılar ve sentetik besinlerin eklenme oranı yükselir. Bu süreçte de hayatınızdaki patili bireyin uzun vadeli sağlığına zarar verebilecek farklı türde akrilamid ve diğer kanserojenler oluşur. Ek olarak mamaların üretim ve stoklama süreçlerinin aşamalarına tamamen hakim olmamamız, her birinde raf ömrünü uzatmak için koruyucu kullanılması ve bu koruyucuların türü ile miktarı kritik derecede önemlidir. Kuru mamaların bir diğer dezavantajı ise düşük nem içeriğidir. Bu, özellikle su ihtiyacının büyük çoğunu gıdasından alma güdüsüne sahip kedilerin, mamalarından su almak yerine daha fazla su içmesi gerektiği anlamına gelir ama kediler su içmeye zaman ayırmaktan pek hoşlanmaz. Kuru mamalra dair ayrıntılı bilgiye bu cümleye tıklayarak ulaşabilirsiniz. 5. Endokrin Bozukluklar: Endokrin Bozukluk Nedir? İç salgı bezlerinden salgılanan ve kan yolu ile vücuda yayılarak ilgili organlarda etki gösteren hormonların eksik veya fazla olmasıdır. Bu eksiklik ya da fazlalığın miktarına göre çeşitli semptomlar görülebilir ya da hastalıklar oluşabilir. Endokrin bozuklukların başlıca belirtileri; Fazla tüy dökülmesi (fazla vurgusunun sebebi, ilk cümlelerimizde özellikle belirttiğimiz üzere kedi ve köpeklerde tüy dökülmesinin belirli seviyelere kadar normal ve sağlıklı olmasıdır) Ruh hali değişiklikleri Kilo durumu değişiklikleri (Endokrin hastalığı ya da kedi/köpek olması gibi değişkenlere göre hızlı kilo alımı ya da kaybı) Normalden fazla su içme Halsizlik belirtileri Enfeksiyona meyillilik İshal 6. Alerjiler: Kedi ve köpeklerde tüy dökülmesine; Kaşıntı, Koku, Cilt iltihabı, Ciltte kabuklanma, Ciltte koyulaşma veya Gastrointestinal belirtiler (Karın ağrısı, iştahsızlık ve/veya kusma, ishal) eşlik ettiğinde , ikincil cilt enfeksiyonları ile alerjilerden de şüphelenilir. Bu dökülmelerde yer yer tüysüz bölgeler oluşabilir. 7. Yaş: Kedi ve köpeklerin tüyleri; tüylerin büyüdüğü, dinlendiği ve tüy kökünün tüyü bırakıp büyüyecek tüye yer açtığı bir döngü içindedir. Yaşları ilerledikçe dinlenme süreci kısalabilir. İleri yaş, bağışıklık tepkisinin düşmesine neden olabilir. Yaşa bağlı ağrılar strese neden olabileceği gibi, karakterdeki öne çıkan unsurların yaşla birlikte sivrileşmesi nedeniyle de stresi artabilir.(Örneğin gençken gergin olan bir kedide yaş ilerledikçe gelişen anksiyete ya da gençken odak noktası olmayı seven oyuncu bir köpeğin yaşlandıkça artan talepkarlığı nedeniyle, rutini içinde dahi girdiği stres) Ayrıca kediler yaşlandıkça kendilerini daha az temizleme eğilimindedirler. Bu, daha fazla tüy dökülmesine veya tüylerinin matlaşmasına neden olabilir. 8. Genetik Yatkınlık: Uzun tüylü patili bireylerin daha fazla tüy dökmesi yaygın bir yanılgı dır. Evet, uzun tüylü kedilerden İran Kedileri, Ragdoll Kedileri ve Main Coon tüy dökmeye daha yatkındır ancak aynı zamanda, örneğin kısa tüylü olması isminde dahi yer alan American Short Hair fazla tüy dökmesiyle bilinir. Köpekler için de durum benzerdir. Tüy uzunluğu bir kriter değildir. L abrador Retriever, Newfoundlands ve Pekingese çok fazla tüy dökme eğilimindeyken, Dachshund, Kaniş ve Border Teriyer neredeyse hiç tüy dökmezler. Bir türün diğerinden daha fazla tüy dökmesinin, tüy uzunluğu ya da yapısına bağlı belirli bir nedeni yoktur. Bazı patili bireyler, yalnızca doğal genetik yapılarından dolayı fazla tüy dökerken bir diğeri daha az tüy dökebilir. 9. Parazitler: Mantar enfeksiyonları ve pireler, sorun çözülene kadar tüy dökülmesi başta olmak üzere birçok sağlık sorununa neden olabilir. Bu durum biz patili birey ebeveynleri için oldukça can sıkıcıdır. Çünkü hem parazit ilaçlarının ağır yan etkiler oluşturan toksik bir etken madde olan Izoksazolin ya da türevi olan Afoxolaner içermesi hem de FDA'nın sadece firma beyanında dayalı sistemi nedeniyle bu ürünleri onaylamış ve gelen tepkilerle kullanım sonuçlarını belirttiği açıklamalar yayınlamış ancak onayını kaldırmamış olması sorunu, "O zaman ne yapacağız?" sorusunu ortaya çıkardı. Konunun detaylarına bu cümeye tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu durumda ev yapımı bazı ürünler de kullanmak bir seçenek ancak yoğun dış parazitli ortamda bulunan patili bireyler için bu seçenek, uzun vadede etkili değil. Bu durumda ne yazık ki bu ürünleri kullanmak zorundayız. Ancak doğal antioksidanlarla hayatımızdaki patili bireyi destekleyi ve bu süreçte sürekli gözlem altında tutmayı ihmal etmememiz gerektiğini unutmamalıyız. 10. Hamilelik ve Emzirme: Hamilelik ve emzirme, patili bireylerde sağlıklı bir tüy için ihtiyaç duydukları vitamin ve mineralleri tüketebilir. Bu durum fazla tüy dökmeye yol açabilir. Bu dönemlerde ona özel bir beslenme planı uygulamak fayda sağlayacaktır. 11. Yeteri Kadar Taramamak: Hayatınızdaki patili bireyi taradığınızda fazla tüy dökülmesinin önemli bir miktarını tarak ile alabilirsiniz. Bunu cildine zarar vermeyecek şekilde uygulamak önemlidir. Aksi durumda daha fazla tüy dökülmesine neden olabilirsiniz. Tarama rutinini keyif aldığı bir alışkanlık haline getirmek, sizinle keyifli ve kaliteli zaman geçirmesini sağlayıp strese karşı da etkili olacaktır. Kedimi/Köpeğimi Tranmaya Nasıl Alıştırabilirim? Yavru patili birey i sevgi dolu bir ses tonuyla konuşarak tarayıp sonrasında sevdiği bir yiyecekle ödüllendirmek onun bu rutine hızlıca alışmasını sağlayacaktır. Yetişkin ve taranmayı sevmeyen patili bireyl erde ise; Önce elinizle -tırnaklarınızı da hafifçe kullanarak- severken sevgi dolu bir ses tonuyla konuşunuz. Ardından sevdiği bir yiyecekle ödüllendiriniz. Yarım saat kadar sonra aynı ses tonuyla ve aynı kelimeleri kullanarak onu seviniz. Ardından, sakladığınız tarağı çıkarıp o görmeden nazikçe taramaya başlayınız. Taradığınızı fark ettikten sonra ama henüz itiraz etmeden önce taramayı bırakıp sonrasında ödüllendirebilirsiniz. (Siz taramayı henüz bırakmadan itiraz ettiyse ödüllendirmeyin. Sadece taramayı bırakın.) Görmesiyle itirazı arasındaki süre yavaş yavaş uzayacak ve zamanla ortadan kalkacaktır. 12. Karaciğer Sorunları ve Toksinler: Karaciğer vücudu temizleyen ve arındıran bir detoks organıdır. Mamaların, aşıların, ilaçların, solunan havanın, kişisel bakım ve temizlik ürünleri gibi tüm dış toksinlerin vücuttan temizlenmesini sağlar. Vücuttaki toplam toksik yük miktarı arttıkça karaciğer zorlanmaya ve vücudu arındıramamaya başlar. Vücutta biriken toksinler ise, tıpkı insanlarda olduğu gibi, kendisini önce ciltte gösterir. Ciltteki sorunlar da tüy dökülmesine sebep olur. 13. Böbrekler ve Böbreküstü Bezleri: Böbreklerin birçok işlevi vardır. Başlıca görevleri kan dolaşımından atık ürünleri uzaklaştırmak, potasyum ve sodyum gibi bazı temel minerallerin seviyelerini düzenlemek, vücuttaki su miktarını korumak, çeşitli hormonları salgılamak ve idrar üretmektir. Böbrekler çeşitli işlevlerini yerine getirmek için büyük miktarda yedek kapasiteye sahiptir, bu nedenle herhangi bir klinik belirti görülmeden önce böbreklerin en az üçte ikisinin (%67 ila %70) işlevsiz olması gerekir. Birçok vakada, hastalık belirginleşmeden önce böbrek hasarı birkaç ay veya yıl (kronik) boyunca meydana gelmiştir. Mamalardaki koruyucu ve aromalar, Su tüketiminin az olması, Yetersiz egzersiz ya da Genetik yatkınlıklar böbrek sorunlarına neden olabilir. Böbrek sorunları, kanda zararlı madde (toksin) oranını arttırdığında ise yine ilk belirtilerden birisi fazla tüy dökülmesi olmaktadır. 14. Kepek: Kepek, Cilt yağ dengesinin bozulması, Enfeksiyon, Yetersiz beslenme, Obezite, Yetersiz su alımı, Stres gibi nedenlerle oluşan bir deri problemidir. Kepek genellikle sırtın, kuyruk ile birleştiği bölgelerde beyaz pulların tüy üzerine çıkması ile görülür. Kaşıntıya ve tahrişe neden olan kepek aynı zamanda fazla tüy dökülmesinin bir diğer sebebidir. Unutmayın: Onları hayatımıza alırken vücutlarının tüylerle kaplı olduğunu biliyorduk. Eğer en başından hangi ırkın daha fazla hangi ırkın daha az tüy döktüğünü öğrenmeye çalışarak bir patili bireyi sahiplenecekseniz, henüz buna hazır olmadığınızı kabullenin. Tıpkı hangi ay doğan çocuğun daha az ağlayıp hangisinin daha fazla ağladığını araştırarak çocuk sahibi olmaya çalışıyorsak, buna henüz hazır olmadığımızı kabullenmizin gerekmesi gibi. Hazır olmamamız sorun değil. Hazır olmak zorunda değiliz. Ama en temel gerçekleri sebebiyle ondan uzaklaşmak yerine bunun altında yatan bir sağlık sorunu olup olmadığını araştırmak ve eğer öyleyse iyi olmasını sağlamak zorundayız. Tüylerinin dökülmesini -hayatımızdaki birçok diğer gerçek gibi- kabul etmek , vermiş olduğumuz ve sadece bizi etkilemeyen kararımızın arkasında durmak zorundayız. Ve eğer bize -büyük bir bölümünü sezmemizin mümkün olmadığı- derin bir bağ ile bağlanmış olan varlığı derinden sarsacak o kararı vermeyi aklımızdan geçirebiliyorsak , önce ona şefkat dolu ve ömrünün son gününe kadar sevgiyle eşlik etmeye hazır bir aile bulmamızın en önemli sorumluluğumuz olduğunu bilmek zorundayız . Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynak ve Referanslar https://www.zoetispetcare.com/blog/article/cat-shedding https://forvetargentina.com/wp-content/uploads/2021/03/Campbell-Small-Animal-Dermatology-Secrets.pdf https://www.msdvetmanual.com/endocrine-system/endocrine-system-introduction/endocrine-diseases-in-animals https://www.msdvetmanual.com/cat-owners/hormonal-disorders-of-cats/introduction-to-hormonal-disorders-of-cats https://www.msdvetmanual.com/dog-owners/hormonal-disorders-of-dogs/introduction-to-hormonal-disorders-of-dogs https://www.msdvetmanual.com/cat-owners/hormonal-disorders-of-cats/disorders-of-the-pituitary-gland-in-cats https://www.msdvetmanual.com/dog-owners/hormonal-disorders-of-dogs/disorders-of-the-pituitary-gland-in-dogs https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0377840118305285?via%3Dihub#bib0185 https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0377840118305285?via%3Dihub https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7128840/ https://www.msdvetmanual.com/cat-owners/digestive-disorders-of-cats/disorders-of-the-liver-and-gallbladder-in-cats#Infectious-Diseases-of-the-Liver_v3244337 https://www.petmd.com/cat/conditions/urinary/kidney-failure-in-cats https://thevillagevets.com/blog/6-causes-of-dog-shedding/ Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Köpeklerde Mevsimsel Alerjiler
Bir köpek, ilkbahar ve sonbahar gibi yalnızca belirli mevsimlerde alerji belirtileri gösteriyorsa, mevsimsel alerjiden şüphelenilir. Bu, köpeğin, yalnızca yılın belirli zamanlarında çevrede bulunan alerjenlere alerjisi olduğu anlamına gelir. Mevsimsel alerjiler, yıl boyu süren çevresel alerjilerden ve gıda alerjilerinden farklıdır çünkü semptomlar, köpeğin neye alerjisi olduğuna ve belirli alerjenlerin çevrede ne zaman yaygın olduğuna bağlı olarak yalnızca yılın belirli zamanlarında görülür. Buna karşılık, yıl boyunca alerjisi olan köpeklerde tüm yıl boyunca cilt sorunları yaşanacaktır . Mevsimsel alerjisi olan köpeklerin, patileri (özellikle parmak araları), bel bölgesi gibi belirli bölgelerinde kaşıntı olabileceği gibi her yerinde de kaşıntı olabilir. Ayrıca yılın belirli zamanlarında çeşitli çevresel alerjenlere maruz kaldıklarında tekrarlayan kulak enfeksiyonları ve cilt enfeksiyonları yaşayabilirler. Müdahale edilmediğinde anal kese problemlerine dahi neden olabilen bu alerjiler yaşam kalitesini ve bağışıklık tepkisini olumsuz etkiler. Mevsimsel alerjisi olan köpeklerin çoğunda semptomlar ilkbaharda (Mart'tan Haziran'a kadar) ve sonbaharda (Eylül'den Aralık'a kadar) görülür, ancak bu, hava durumuna ve konuma göre de değişebilir. Alerjiler Köpeklerin Patilerini Sıklıkla Yalamasına ve Kemirmesine Neden Olabilir Köpeklerde Mevsimsel Alerji Türleri Aşağıdaki alerjenler genellikle köpeklerde mevsimsel alerjilere neden olur: Çim poleni Ağaç poleni Ot poleni Küfler ve mayalar Toz akarları ve depolama akarları Pire ısırığı dermatitine neden olan pireler Köpeklerde Mevsimsel Alerjilerin Belirtileri Belirtiler köpeğe bağlı olarak değişecektir ancak şunları içerebilir: Genellikle patilerini aşırı yalanması -ancak yalama vücudun herhangi bir yerinde de olabilir- Fazla yalanan bölgelerde lekelenmeler Bazı bölgeleri çiğneme/kemirme Parazit durumu olmaksızın aniden kaşınma Fazla tüy dökülmesi Cildin hatta beyaz köpeklerde tüylerin kızarıklığı Kabuklar Cildin nemlenmesi Cildin koyulaşması (siyah pigmentli cilt) Derinin kalınlaşması (fil derisi) Ciltte veya kulaklarda koku Kafa sallama Kulakları, gözleri veya yüzü pençelemek Anal keselerin alerjiye bağlı olarak problemli hale gelmesi nedeniyle anüsün tekrar tekrar yalanması, anüsün şişmesi, anüsün sürtülme ihtiyacı Sulu gözler Ters hapşırma Bir köpeğin vücudunda mevsimsel alerjilerden en çok etkilenen bölgeler patiler (özellikle parmak araları), uzuvlar, ağız, kulaklar, karın, kasık, koltuk altı, kuyruk ve göz çevresidir. Köpeklerde Mevsimsel Alerjilerin Nedenleri Mevsimsel alerjilerden muzdarip bir köpeğin, çevredeki belirli alerjenlere karşı aşırı duyarlı bir bağışıklık sistemi vardır. Alerjen seviyeleri yükseldiğinde köpeğin bağışıklık sistemi tetiklenir ve alerjik tepkiye ve semptomların gelişmesine yol açar. Veteriner Hekimler Köpeklerde Mevsimsel Alerjileri Nasıl Teşhis Ediyor? Mevsimsel alerjiler, Fiziki muayene bulgularına, Semptomlara Her yıl aynı mevsimlerde tekrarlayan semptom ve enfeksiyon öyküsüne dayanarak teşhis edilir. Mevsimsel alerji tanısına ulaşmak için benzer semptomlara neden olabilecek cilt akarları, pireler veya gıda alerjisi gibi diğer cilt rahatsızlıklarının da dışlanması gerekir. Örneğin: Şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve tüy dökülmesi semptomları olan bir köpekte pire bulunursa, pire alerjisi teşhis edilir ve tedavi uygulanıp sonucu gözlemlenir. Köpeklerde Mevsimsel Alerjilerin Tedavisi Mevsimsel alerjiler kronik bir durumdur, yani tedavisi yoktur. Bununla birlikte, köpeğinizi rahat ettirmek için semptomları tedavi etmenin ve yönetmenin yolları vardır: Başta Cytopoint ® olmak üzere tercihen Apoquel® ya da Prednisone mevcut kaşıntıyı hafifletmek ve alevlenmeler sırasında kaşıntıyı yönetmek için reçete edilir. Kaşıntı kontrol edilebilirse köpek rahat edecek ve ikincil cilt enfeksiyonlarına yakalanma riski daha az olacaktır. Bir köpeğin alerji mevsimleri klinik geçmişine göre belirlendikten sonra, alerji mevsiminin başlangıcından bir ay önce zerdeçal yağı ve Spirulina C kullanım miktarı arttırılır, normalde kullanılmıyorsa bir ay önce yukarıda bahsedilen ilaçlarla birlikte kullanıma başlanır. Alerji mevsiminin bitiminden bir ay sonra devam edilir. Kaşıntı, kaşıntı önleyici ilaçlarla dahi tam olarak kontrol edilemiyorsa, köpeğin vücudunu yalamasını ve çiğnemesini önlemek için Elizabeth yakalığı olarak da bilinen boyunluklardan takılmalıdır. Bu boyunluklardan plastik olanları, zaten hassas olan ciltlerinde yaralanmalara neden olabildiğinden yumuşak olan çeşitlerinin kullanılması önerilir. Özellikle Genel Cilt Hassasiyetlerinde Yumuşak ve Yıkanabilir Yakalık/Boyunlukları Kullanmak Oldukça Önemlidir Saf ve güçlü bir somon yağı takviyesi, alerji mevsiminde anal bez sorunlarının önlenmesine ya da tedavisine de yardımcı olabilir. Bir omega-3 yağ asidi takviyesinin etkili olması dört ila altı hafta sürer, bu nedenle mevsimsel alerjisi olan bir köpeğin bu takviyeyi yıl boyunca kullanması en iyisidir. Rutin kulak temizliği, varsa mevcut kulak enfeksiyonunun temizlenmesine ve gelecekteki kulak enfeksiyonlarının sıklığının azaltılmasına yardımcı olabilir. Kulak enfeksiyonu varsa enfeksiyonu tedavi edin ve veterinerinizin tavsiyelerine göre kulakları temizleyin. Enfeksiyon olmadığında, köpeğinizin kulaklarını yıl boyunca rutin olarak - iki üç haftada bir- temizleyin. Bunun için eczanelerde de bulabileceğiniz gliserinin hijyenik bir pamuğa damlatılması yeterlidir. Köpeğinizin kulanığını, ona zarar vermeksizin nasıl temizleyebileceğinizden emin değilseniz lütfen güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekimden, size göstermesini rica ediniz. Bir köpeğin vücudunun birden fazla bölgesinde cilt enfeksiyonu olduğunda ağız yoluyla alınan ilaçlara ne yazık ki sıklıkla ihtiyaç duyulur. Klindamisin ve sefaleksin gibi antibiyotikler , bakteriyel cilt enfeksiyonlarını tedavi etmek için reçete edilir ve ketokonazol gibi mantar önleyici ilaçlar , maya enfeksiyonları gibi mantar cilt enfeksiyonlarını tedavi etmek için reçete edilir. Topikal tedavi cildi rahatlatmak ve cilt enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı olmak için kullanılabilir. Örneğin batikon ve su karışımı denemeye değer ve oldukça etkilidir. Köpeğiniz leğenin içinde ayakta durma konusunda sorun yaşamazsa bir leğene, yaşarsa bir pati yıkama aparatına su ekleyip Suya, rengi açık çay kıvamına gelene kadar batikon döküp Bunu leğende yaptıysanız 4 patisiyle birden içine girip durmasını sağlayabilir Bunu pati yıkama aparatıyla yaptıysanız, karışımı her patide yenileyerek 4 pati için tek tek uygulayabilirsiniz. 3-4 dakika patileri suda beklettikten sonra temiiz bir bezle ya da kağıt havluyla kurulayabilirsiniz. Beyaz ya da açık renk patileri varsa patilerinin rengi bu süreçte değişebileceğinden, uygulama sonrasında, hazırlayacağınız %50 su %50 beyaz sirkeden oluşan bir karışımla patisini temizleyebilirsiniz. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar 1 2 3 4 5 6 7 8 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Köpeklerde Öksürük
Öksürük; sıvıların, tahriş edici maddelerin, yabancı parçacıkların ve mikropların temizlenmesine yardımcı olabilecek havanın solunum yollarından aniden dışarı atılmasıdır. Sağlıklı bir köpekte ara sıra görülen köpek öksürüğü genellikle normal kabul edilir ve endişelenilmesine gerek yoktur. Ancak bir köpeğin öksürüğü sürekli veya tekrarlayan bir sorun haline geldiğinde, bu ciddi bir hastalığın işareti olabilir. Köpeklerde öksürüğün en yaygın nedenlerinden bazılarını ve olası tedavilere dair temel süreçleri bilmek, ne zaman endişelenmeniz ve ne yapmanız gerektiğini belirlemenize yardımcı olabilir. Köpeklerde Öksürük Nedenleri 1. Yabancı Cisimler: Köpekler meraklarını, gözlemlemekten çok deneyimleyerek giderirler. Bu nedenle istenmeyen bir cismi, oyuncak parçasını ya da bir kemik parçasını yutmaya çalışırken boğazlarına takılması düşük bir ihtimal değildir. Köpeğinizin öksürüğünün yabancı bir cisim yutmasından kaynaklandığını düşünüyorsanız ya da buna dair bir şüpheniz varsa, buna rağmen hayatına devam etmesinin onu bir noktada çıkarabileceğini düşünmenize neden olması anlaşılabilir. Ancak gerçek ne yazık ki her zaman böyle olmayabilmektedir. Bu öksürük kronikleşebilir ve cismin yine de operasyonla alınması gerekebilir. Bu nedenle alanında uzman ve güvenilir bir hekimi ziyaret edip endişenizden bahsetmek yararlı olacaktır. Bu durumda hekiminiz yabancı cismi muhtemelen endoskopla ya da en kötü ihtimalle operasyonla çıkaracaktır. 2. Kennel Öksürüğü Köpeklerde öksürüğün en yaygın nedenlerinden biri olan Kennel öksürüğü, barınak hastalığı olarak da bilinir. Bunun nedeni grup ortamındaki köpeklerin enfeksiyona yakalanma riskinin daha yüksek olmasıdır. Kennel öksürüğü trakeobronşit, nefes borusu ve ana alt solunum yollarının iltihaplanması ve enfeksiyonu için kapsamlı bir terimdir. Genç köpekler arasında daha yaygın olsa da her yaştaki köpekler etkilenebilir. Öksürük kuru, keskin ve hırıltılıdır. Öksürüğün sonunda öğürme ve ardından kusma görülebilir. Kustuklarında beyaz bir mukusa rastalanabilir. İştah azalabilir. Boyun tasması kullanılırsa öksürük şiddelenir. Kennel öksürüğü kendi kendine düzelebilir ancak zatürre gibi ikincil sorunların olasılığını azaltmak için sıklıkla antibiyotik tedavisi uygulanır. Kennel öksürüğü ya da barınak hastalığı oldukça bulaşıcı olduğundan, hayatını 2'den fazla köpekle paylaşan ya da köpeklerini kuaför ya da kreşe gönderen patili birey eveynlerine 2-6 aylık arasındayken Bordetella Bronchiseptica aşısı yaptırmaları önerilebilmektedir. Bu konu patili birey ebeveynlerinin araştırmalarına açıktır. 3. Alerjiler Alerjiler köpeklerde öksürüğün son derece yaygın bir nedenidir. Birçok köpeğin alerjisi vardır ve bir köpeğin alerjisinin solunum yollarının iltihaplanmasına neden olması alışılmadık bir durum değildir. Çoğu zaman bu, köpeğin toz veya polen gibi solunan tahriş edici maddelere karşı alerjisi olduğunda meydana gelir . Alerjisi olan köpeklerde öksürüğün yanı sıra sıklıkla başka belirtiler de görülür: Hapşırma Hırıltı Sulu gözler Burun akıntısı Aşırı kaşınma ve yalama Kusma ve ishal Çoğu zaman köpeklerde alerjiler çok ciddi değildir. Ancak strese ve cilt sorunlarına neden olmaması adına güvenilir ve alanında uzman bir hekimce tedavi edilmesi önemlidir. Hekiminiz genellikle Avil ya da Zyrtec gibi ilaçlarla oldukça pratik bir tedavi sağlayacaktır. 4. Reflü GERD (Gastroözofageal Reflü Hastalığı) olarak da bilinen reflü, her yaştan köpeği etkileyen yaygın bir durumdur. Yönetilmesi zor olabilecek öğürme ve kusma gibi rahatsız edici semptomlara neden olabilir. Köpeklerde reflü veya gastroözofageal reflü hastalığı (GERD), midedeki yüksek asidik içeriğin yemek borusu ve boğaza doğru hareket etmesi, tahrişe, rahatsızlığa ve hatta yemek borusu astarında hasara neden olmasıdır. Normalde alt yemek borusu sfinkter kasının asidin yukarıya doğru hareket etmesini engellemesi gerekir, ancak düzgün kapanmadığında asit reflü meydana gelebilir. Köpeklerde asit reflü gelişiminde beslenme faktörleri önemli bir rol oynamaktadır; yüksek yağlı gıdalar, yağ oranı yüksek kuru mamalar köpeklerde reflü olasılığını artırır. Çünkü yağlı gıdalar midenin normalden daha yavaş sindirmesine, bu nedenle asitin yemek borusuna geri dönmesine sebep olur. Asit reflü tedavisinin amacı semptomları hafifletmek ve yemek borusu zarının daha fazla hasar görmesini önlemektir. Köpeğinizdeki asit reflüsünün nedenine ve ciddiyetine bağlı olarak tedavi, diyet değişikliklerini ve antasitler kullanılarak yapılan tıbbi tedaviyi içerebilir. Ek olarak, daha fazla mide reflü riskini azaltmak ve midenin uygun şekilde boşaltılmasını sağlamak için tedavinin bir parçası olarak prokinetik ilaçlar reçete edilebilir. 5. Kronik Bronşit Kronik bronşit, köpeklerin solunum yollarının sık sık iltihaplanması durumunda ortaya çıkar. Bu genellikle köpeklerin kuru, keskin bir öksürüğe sahip olmasına neden olur. Bu öksürük, köpekler heyecanlandığında veya fiziksel aktiviteye girdiğinde daha da kötüleşme eğilimindedir. Bu durumun güvenilir ve alanında uzman bir veteriner hekim tarafından teşhis edilmesinden sonra tedavisi için reçete edilebilecek spesifik ilaçlar arasında solunum yollarını genişleten ve salgıların temizlenmesine yardımcı olan bronkodilatörler , öksürük baskılayıcılar , ikincil bir bakteriyel enfeksiyon kanıtı varsa antibiyotikler ve/veya iltihabı azaltmak ve öksürüğü hafifletmek için kortikosteroidler kullanılabilmektedir. Kronik bronşit için spesifik olmayan tedaviler arasında kilo fazlalığı durumunda, kilo kaybını teşvik etmek için diyet değişikliği ve hafif egzersizler; boyun tasması yerine vücut tasması kullanılması yer alır. Duman veya havadaki alerjenler gibi tahriş edici maddelerden kaçınmak, tekrarlama olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır. Veteriner hekiminiz, destekleyici tedavi olarak antioksidan, antiinflamatuar veya bağışıklık sistemini uyarıcı işlevlere sahip takviyeleri reçete edebilir. 6. Pulmoner Hipertansiyon Bu hastalık gurubunda yer alan pulmoner hipertansiyon tek başına bir hastalık olarak değerlendirilmeyip, farklı sebeplere bağlı olarak meydana gelen bir durum olarak ifade edilmektedir. Pulmoner hipertansiyon, akciğerlerin etrafındaki pulmoner arterlerde yüksek tansiyon anlamına gelir. Bu da vücudun yeterli oksijen almasını çok zorlaştırır. Küçük ırk ve ileri yaşlı köpeklerde daha sık görülen pulmoner hipertansiyon ayrıca baygınlığa ve nefes darlığına da neden olabilir. Bu durum tedavi edilmediğinde konjestif kalp yetmezliği ve karın içinde sıvı birikmesi meydana gelebildiğinden acil veteriner bakımı gerektirir. Bu durumun tedavisi genellikle ömür boyu ilaç tedavisi ve rehabilitasyon terapisinden oluşur. 7. Çöken Trakea Köpeklerde trakea ya da soluk borusu çöktüğünde sıklıkla kuru ve kornaya benzer bir öksürük ortaya çıkar. Bu, genellikle boyun tasması kullanma ve tasmanın çok sert çekilmesi nedeniyle boyun ve nefes borusunun hasar görmesi nedeniyle oluşur. Aşırı kilolu ve obez köpekler ve Yorkies, Chihuahuas gibi küçük boyutlu köpek ırkları trakeanın çökmesine yatkındır. Çökmenin şiddetine göre tedaviler farklılaşmakta ve duruma göre ameliyat da gerekebilmektedir. 8. Kalp Hastalıkları Kalp hastalığı genellikle köpeklerin öksürmesine neden olur. Bunun nedeni genellikle akciğerlerin etrafında sıvı birikmesidir. Öksürükler genelde hafiftir ancak sıklıkla tekrarlanır ve dinlenme durumunda tetiklenir. Kalp hastalığı köpeklerde acil veteriner hekim tedavisi gerektiren hayatı tehdit eden bir durumdur. Kalp hastalıklarının tedavisi hastalığın türüne özel olmalıdır. Bazıları ameliyatla düzeltilebilirken, diğer durumlar bir veya birkaç ilaç kombinasyonunun kullanıldığı tıbbi tedaviyle yönetilebilir. Konjestif kalp yetmezliği olan köpeklerde vücuttaki fazla sıvının giderilmesine yardımcı olmak için düşük sodyumlu bir diyet önerilebilir. Kalp sorunları için kullanılan yaygın bir ilaç türü diüretiktir. Diüretikler idrar çıkışını artıran ilaçlardır. Bu ilaçlar kalp sorunu olan köpeklerde biriken sıvıların atılmasında önemli ve etkili araçlardır. Bir köpek kalp yetmezliğinden kaynaklanan bir krize girdiğinde diüretik kullanımı hayat kurtarıcı olabilir. Digoksin adı verilen dijital glikozit gibi bazı ilaçlar , kalp kası kasılma kuvvetini artırır, kalp atış hızını yavaşlatır ve kan basıncı reseptörlerinin daha iyi çalışmasını sağlar. Kalp yetmezliğini tedavi etmek için kullanılırlar. 9. Kalp Kurdu Yaşadığınız yere bağlı olarak, kalp kurdu hastalığı köpeklerde öksürüğün olası bir nedeni olabilir. Kalp kurtları sıcak bölgelerde daha yaygın olsa da, hastalığı bulaştıran sivrisineklerin olduğu her yerde kalp kurdu hastalığı riski vardır. Kalp kurdu hastalığı olan köpeklerin öksürüğü olabilir veya hiçbir belirti göstermeyebilirler. Bu durum köpeğin büyüklüğüne, barındırdıkları solucan sayısına ve köpeğin genel sağlığına bağlıdır. Köpeklerde kalp kurdunun belirtileri arasında; Tekrarlayan öksürük Düşük enerji Kilo kaybı İştah azalması bulunur. Şiddetli bir kalp kurdu istilasında bu belirtilere ek olarak; Sıvı birikmesinden kaynaklanan şişmiş karın da dahil olmak üzere kalp yetmezliği belirtileri de görülebilir. Kalp kurdu için kullanılan aşılar, önlemeye dair garanti sunmadığından her durumda yılda bir veya 2 defa kontrol edilmesi önerilir. Köpeklerde Öksürük Tedavisinde Destekleyici Alternatif Yöntemler Köpeklerde öksürüğe neden olan farklı durumların (bronşit, mide asidi reflüsü, mide rahatsızlıkları ve bazı alerjik reaksiyonlara bağlı öksürükler gibi) tedavi sürecine destek olarak eczanelerden rahatlıkla temin edebileceğiniz famotidin etken maddeli ilaçlar kullanılabilir ( Famodin gibi) kullanılabilir. Famodin, mide asidi salgısını azaltarak mide rahatsızlıklarını tedavi etmek amacıyla da kullanılabilmektedir. Her 10 kg vücut ağırlığı için günde 2 defa 2,5 mg verilebilir. Öksürüğün hafifleyeceği birkaç günün sonunda kullanımı bırakılır. Öksürük otu olarak bilinen Tussilago farfara demlenip, soğuduktan sonra taze bir mamaya bir çay bardağı kadar karışıtırılıp verilebilir. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar 1 2 3 4 5 6 7 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Hayvanlara Zarar Verdiği Halde Bazı Veteriner Hekimlerce Kullandırılan Parazit İlaçları
Bu araştırmaya göre, bu yaygın tedavinin uygulandığı 1.594 köpeğin üçte ikisi; kas titremesi, kas kontrolünde azalma, nöbet veya ölüm gibi trajik bir sonuçla karşılaştı. Köpeğiniz veya kediniz, FDA onaylı ve veteriner hekimler tarafından reçete edilen bu dokuz üründen herhangi birini kullanıyor mu? Kullanımının zorunlu olduğu durumlarda kendi prospektüslerinde de belirtilen uyarıları biliyor ve gerekli önlemleri alıyor musunuz? Çünkü FDA, onayladığı bu ürünlerin etken maddelerine dair çarpıcı bir açıklama yaptı ve bu açıklama, yapılan araştırmalarla da ne yazık ki teyit edildi. 2018'de FDA, köpek ve kedilerde nörolojik yan etki potansiyeli nedeniyle kimyasal böcek ilacı izoksazolin içeren dış parazit(pire/kene) karşıtı ilaçlar için bir uyarı yayınladı ( 2019'da ve yine 2021'de güncellendi ) İzoksazolin içeren dış parazit(pire/kene) karşıtı ilaçların kullanımına ilişkin veteriner hekimler ve evcil hayvan sahipleri arasında aynı zamanda tamamlanan geniş çaplı bir anket olan Jake Projesi 'nin anket sonuçları Haziran 2020'de yayınlandı. Jake Projesi anketi sonuçlarına göre , pire/kene tedavisi yapılan 1.594 köpekten (1.325'i izoksazolin içeriyordu), %66.6'sında kas titremesi, ataksi (kas kontrolünün kaybı), nöbetler ve ölüm dahil olmak üzere trajik yan etkiler görüldü. Anketin FDA uyarısı yayınlanmadan önce sona erdiğini, bu nedenle sonuçların objektif bir inceleme olduğunu belirtmek de önemlidir. Bu araştırmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz Bu sonuçlar, hayatımızdaki patili bireyleri dış parazitten korumak için güvenli, toksik olmayan alternatifler kullanmayı düşünmek konusunda önemli bir uyarıdır. İzoksazolin içeren kedi-köpek parazit karşıtı ilaçları verildikten sonra evcil hayvanların yaşadığı oldukça ciddi sorunlar arasında kas titremeleri, ataksi (kas kontrolünün kaybı) ve nöbetler yer alır. Bu durumun en endişe verici kısmı ise, FDA'nın yayınladığı ve yapılan araştırmalarca da teyit edilen bu önemli yan etkilere sebep olan ilaçların, yine FDA tarafından onaylanmış olmasıdır. İzoksazolin içeren parazit(pire/kene) karşıtı ilaçlar şunlardır: Nexgard (Afoxolaner) - Köpekler için tablet Bravecto (Fluralaner) - Köpekler için tablet Bravecto (Fluralaner) - Kedi ve Köpekler için topikal solüsyon Bravecto Plus (Fluralaner ve Moxidectin) - Kediler için topikal solüsyon Bravecto 1 aylık (Fluralaner) - Köpekler için tablet Credelio (Lotilaner) - Kediler ve köpekler için tablet Simparica (Sarolaner) - Köpekler için tablet Simparica Trio (Sarolaner, Moxidectin ve Pyrantel) - Köpekler için tablet Revolution Plus (Selamectin ve Sarolaner) - Kediler için topikal solüsyon DÜZENLEME: Paylaşımızın ardından geçen haftalar boyunca sizlerden aldığımız çok sayıda soruya istinaden bir ek: Afoxolaner etken maddesinin de bir İzoksazolin türevi olmasının fazla bilinmemekte. Ancak bu noktada NexGard Spectra gibi, Afoxolaner içeren ilaçlara da aynı dikkati göstermek gerektiğini belirtmek isteriz. Prospektüslerinde de bu bilgi yer almaktadır. Türkçe Prospektüse ulaşmak için bu cümleye tıklayabilirsiniz. İlgili bölümün ekran görüntüsü aşağıdadır. İyimser bir tahminle, bu ölümcül ve kalıcı etkisi kanıtlandığı halde düzenli olarak pire ve kene karşıtı ilaçları kullandıran veteriner hekimlerin çoğu, yalnızca önceden nörolojik sorun geçmişi olan ya da yaşlı patili bireyleri risk altında olarak kabul ediyor olabilir. Ancak hatırlatmak gerekir ki FDA şu uyarıda bulunur: "... daha önceden öyküsü olmayan hayvanlarda da nöbetler meydana gelebilir." NOT: Kullanımının zorunlu olduğu yoğun parazit maruziyeti durumlarında lütfen hekiminize hayatınızdaki patili birey eğer orta yaş üzerindeyse yaşını, geçmiş veya devam eden hastalıkları varsa klinik geçmişini ve durumunu özellikle belirtiniz. NOT: Kullanacağınız her ilacın, türü ve alanı ne olursa olsun etken maddelerini ve yan etkilerini araştırınız. Hayatınızdaki patili bireyin spesifik durumları (yaş, klinik geçmiş, geçmiş deneyimler vb) ile ilgili bilgilerle, alanında uzman ve güvenilir hekimlerden de destek aldıktan sonra kullanmaya başlayınız. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar ve Referanslar 1 2 3 4 5 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Proteine Dair Şehir Efsaneleri ve Bilimsel Gerçekler
Her konuda olduğu gibi sağlık konusunda da -hatta özellikle sağlık konusunda- birçok spekülasyon ve birçok karmaşanın olduğu artık bilinen bir gerçek. Hızlanan toplumsal değişmenin yarattığı günümüz ortamının, bireyselleşmede yükseliş gerçekleşmesi; kişilerin yaşayabildiği sağlıksız bireyselleşme süreçlerinin ise sadece o kişiyi değil, toplumsal yaşamın birçok alanını etkilemesinin yansımasını, yaşamımızın her anımızda hissetmekteyiz. Örneğin gerçekleri öğrenmek için uzmanından dinlemenin yetmediği, hemen hemen herkesin altta yatan kaygılar taşıdığı ve kişisel kaygılarına göre tavır aldığı durumlar toplumun geri kalanında kaygıya ve güvensizliğe neden olmakta. Proteine dair şehir efsanelerinden bahsetmeye karar verdiğimizde en büyük endişemiz, birçok uluslararası kaynağın orijinal makale linklerini kaynak olarak sunuyor olsak da, hatta kişisel bir araştırma ile teyit edilebilecek açıklıkta bir üsluba sahip olsak da bunun, açıkça görülebilen nedenlerle bir şehir efsanesine dönüştürülmüş olmasının yaratmış olduğu duvarı karşımızda bulmak oldu. Ancak yine de devam etmenin size, sizin hiç haberiniz yokken verdiğimiz sözümüzün gereği olduğuna karar verdik ve her açık zihnin teyit edebileceği kaynaklarla dolu, uzun araştırmalara dayanan, keyifle okuyacağınızı umduğumuz yazımızı hazırladık. Tadını çıkarın! Protein Nedir? Proteinler vücudumuzun çalışması ve sağlıklı kalması için gereken biyomoleküller ve makromoleküllerdir. Vücudumuzun sorunsuz ve verimli bir şekilde çalışmasına yardımcı olan birçok kullanım alanı vardır. Ancak kaslarımızdan saçlarımıza kadar vücudumuzun her yerinde protein bulunmasına rağmen vücudumuz protein depolamaz. Bu da onu beslenme rutinimize dahil etmemizi zorunluluk haline getirir. “Tam Protein” Nedir? Tam proteinin hayvansal proteinle eş anlamlı kabul edilmesi temel bir yanılgı dır. Proteinin tam olup olmadığını kaynağı değil, içerdiği aminoasitler belirlemektedir. Her protein, onu tükettiğimiz zaman parçalanan amino asitlerden oluşur. Bu aminoasitler esansiyel ve esansiyel olmayan aminoasitler olarak ikiye ayrılır. Toplam yirmi iki amino asit bulunur ve vücudumuzun hepsine ihtiyacı vardır. Ancak vücudumuz dokuz esansiyel aminoasidi üretemez. Bunun yerine bunlar tükettiğimiz proteinden gelir. Protein kaynakları içerdikleri amino asitlere bağlı olarak tam veya eksik olabilir. Tam bir protein kaynağı dokuz amino asidin tümünü içerir. Böylece vücut kendini inşa edebilir ve onarabilir. Protein Kaynakları Nelerdir? Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenlerle tam protein sadece hayvansal proteinden değil; tek bitkisel proteinden ya da bitkisel proteinlerle oluşturulmuş bir diyetten de alınabilir. Birçok kişi, güçlü olmasının yanısıra hayvansal proteine oranla çok daha sağlıklı da olan bitkisel proteini hafife alıyor ancak beslenme rutininizi, ihtiyaç duyduğunuz tüm proteini yalnızca bitkilerden elde ederek zenginleştirmek kesinlikle mümkün. Tam Protein Kaynakları Hayvansal proteinlerin hepsi tam proteinken kolestrol ve kalp sorunları başta olmak üzere sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen onlarca çalışmaya da konu olmuştur. Bitkisel proteinler arasında tam protein olanlar ya da birlikte tüketildiklerinde tam protein alımı sağlayanlar vardır. Bu noktada, yapılan çalışmaların -hayvansal proteinin aksine- bitkisel proteinlerin yararlarını vurguladığını örneğin çalışma alanımız olan s pirulina özelinde; Bağırsak mikrobiyomuna fayda sağladığını , Kalp sağlığını desteklediğini ve Kan şekeri düzeylerini yönetmeye yardımcı olabileceğini gösterdiğini de kaynakları ile hatırlatmak isteriz. Yani tam proteinin sadece hayvanlardan alınabildiği düşüncesinin temel bir yanılgı olmasına ek, sağlıklı proteinin hayvanlardan alınabildiği düşüncesi de temel bir başka yanılgıdır. Yani Vegan Protein Kaynakları Kas Yapımını Destekler Mi? Cevap: EVET! Yani Vegan Protein Kaynakları Protein İhtiyacımızı Karşılar Mı? Cevap: EVET! En genel yanılgılardan bir başkası ise, bitkisel protein kaynaklarında, dokuz esansiyel aminoasitten biri olan lösinin olmadığı yönündedir. Ancak çalışma alanımız olan spirulina örneğinden ilerlediğimizde dahi karşımıza şu sonuç çıkıyor: USDA'nın yayınladığı besin değerleri tablosunda belirtilen , sadece %57,5 protein içeren spirulinanın dahi 1 porsiyonunda 0,67 gram lösin bulunuyor. Pitho Spirulina Türkiye'nin ilk ve tek %70 protein içeriğine sahip spirulinası olsa da ortalama spirulina protein değerinin %65 olduğu düşünüldüğünde bile günlük lösin ihtiyacının büyük bölümünü karşılamak mümkün. Üstelik tek bitkisel lösin kaynağı Spirulina da değil. 9 temel amino asidin tamamını içeren tam protein kaynağı bitkisel gıdalar: Kinoa, Karabuğday, Soya fasulyesi ve Spirulinadır. Ancak 9 esansiyel aminoasitin tamamını içermeyen, yani tam olmayan bitkisel protein kaynaklarını, içerdiği aminoasitlere göre diyetinize dahil etmek , esansiyel aminoasitlerin her birini almanızı protein ihtiyacınızı sağlıklı ve temiz bir kaynaktan tamamlamanızı sağlayacaktır. Bunu sağlayabilmek adına aşağıda sizin için hazırladığımız küçük rehberi bulabilirsiniz. Esansiyel Aminoasitlere Göre Bitkisel Proteinler Burada yüksek miktarda içerdiği esansiyel aminoasitle, günlük tüketiminizde eksik kalan aminoasiti kolayca karşılayabilecek gıdaları bulacaksınız. Bitkisel proteinle sağlıklı beslenmeye geçmek, sizin sürekli bir hesaplama içinde olacağınız anlamına gelmez. Örneğin tam tahıllı ekmeğin arasına, fıstık ezmesiyle bir çay kaşığı Pitho Spirulina’yı karıştırarak esansiyel aminoasit ihtiyacınızı, yani protein ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Kilonuza ve biyolojik cinsiyetinize uygun protein ihtiyacınızı belirleyip, yukarıdaki tam protein kaynakları ve destek esansiyel aminoasitleri damak zevkinize göre birkaç menü haline getirmeniz yeterli. Buna ayıracağınız birkaç saatin size sağlık ; sevebilen, korkabilen, oyunlar oynayabilen hayvanlara bir iyilik ; doğaya bir güç olacağını unutmamak ise en büyük motivasyonunuz olacaktır. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla, huzurla ve güvenle... Kaynaklar Plant- versus Animal-Based Protein Sources in Supporting Muscle Mass Küreselleşme, Bireyselleşme, Toplumsallaşma Dietary modification of serum cholesterol and phospholipid levels Meta-analysis of effect of vegetarian diet on ischemic heart disease and all-cause mortalit y Dietary iron intake and risk of coronary disease among men Dietary Protein Sources and the Risk of Stroke Spirulina Protects against Hepatic Inflammation in Aging Quantifying the effects of spirulina supplementation on plasma lipid A systematic review and meta-analysis of the impact of Spirulina Prevention of Cardiovascular Disease and Nonalcoholic Fatty Liver Disease FoodData Central Search Results Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Vejetaryen Beslenme Süreci
Bu yazımızda hem bir süreç olarak vejetaryen liğe dair temel merakları gideriyor hem de vegan olmak isteyen bireylerin geçtiği ya da geçebileceği evreler den bahsediyor olacağız. Vejetaryenlik , bir sebeple bitki bazlı beslenmeye karar veren bireylerin çeşitli evrelerden geçerek, belirledikleri noktaya ulaştıkları bir yaşam tarzıdır. Bu sebepler etik olabileceği gibi, çevresel ya da sağlık temelli de olabilir. Ortalama bir vejetaryen birey, sürece, -çoğu zaman bunu planlamaksızın- farkında olduğu gerçekler nedeniyle hayvan yemekten zevk almayarak ve bu tüketimi azaltarak başlar. Yıllar içinde hayvanları tüketmeyi yavaş yavaş sınırlar. Vegan - Vejetaryen Farkı Veganlık vejetaryenliğin nihai evresidir. Vejetaryenlik hayvanların yaşamlarına mal olan gıdaları, giyecekleri, kozmetik ürünlerini kullanmayı reddetmektir. Veganlık veya veganizm ise ek olarak tüm hayvansal ürünleri kullanmayı reddetmektir . Vejetaryen; et, kümes hayvanları veya balık gibi hiçbir hayvanı yemez. Vegan; süt ürünleri, yumurta ve hayvanlardan elde edilen diğer içerikleri tüketmekten de kaçınan en vejetaryendir. Vejetaryenler ve veganlar benzer nedenlerle hayvansal ürünleri tüketmekten kaçınabilirler ancak bunu çeşitli düzeylerde yaparlar. Vejetaryenlik Çeşitleri Vegan: Tüm hayvansal ve hayvansal kaynaklı ürünlerden kaçınan vejetaryenler Lakto-ovo vejetaryenler: Tüm hayvan etlerinden kaçınan ancak süt ürünler, yumurta ve bal tüketen vejetaryenler Lakto vejetaryenler: Hayvan eti ve yumurtadan kaçınan ancak süt ürünleri tüketen vejetaryenler Ovo vejetaryenler: Yumurta dışındaki tüm hayvansal ürünlerden kaçınan vejetaryenler Pesketaryen: Et veya kümes hayvanı eti yemeyen, ancak balık tüketen vejetaryenler Flexitarian: Yarı zamanlı vejetaryenlerdır. B itkisel gıdalara odaklanan bir beslenme şekilleri vardır ancak ayda birkaç gün hayvan yiyebilirler. Çeşitli vejetaryen türleri mevcuttur ve veganlar, vejetaryen spektrumun en katı ucunda yer alır. Farkındalık sonucu oluşan doğal süreç Flexitarianlıkla başlayıp Pesketaryenlikle devam etse de bazen doğrudan Lakto-ovo vejetaryenlikle de başlanabilir. Ancak henüz hazır değilseniz bu, vejetaryenlikten tamamen vazgeçmekle ya da belirsiz bir zamana ertelemekle de sonuçlanabilmektedir. Peskataryenler ve fleksitaryalılar hayvan eti yerler. Dolayısıyla teknik olarak vejetaryenlik tanımına girmeseler de vejetaryenliğin ilk evresinde oldukları kabul edilmelidir. Bazen bu evreden geçmek süreci tamamlayabilmek için gerekli olabilir. Vejetaryen Olma Sebepleri: 1. Çevre Bilinci: Vejetaryenliğin sebepleri arasında çevre bilinci yer almaktadır. Birçok doğa hakları savunucusu, dünya kaynakları üzerindeki etkisinin azalması ve iklim değişikliğine karşı sağladığı faydalar nedeniyle vegan beslenmeyi benimsemektedir. 2. Sağlık Gereksinimleri: Başta vegan beslenme olmak üzere iyi planlanmış vejetaryen beslenme şekillerinin sağlığa olan yararları nı kanıtlayan onlarca çalışma bulunmaktadır. Çeşitli çalışmalar vegan diyetlerinin daha fazla lif, antioksidan ve faydalı bitki bileşikleri sağlama eğiliminde olduğunu bildirmiştir. Ayrıca potasyum, magnezyum, folat ve A, C ve E vitaminleri açısından daha zengin görünmektedirler. 3. Hayvan Haklarına Bağlı Yaşam Tarzı: “Etik veganlar” olarak bilinen insanlar aynı zamanda sirklerden, hayvanat bahçelerinden, rodeolardan, at yarışlarından ve hayvanların eğlence amaçlı kullanıldığı diğer faaliyetlerden de uzak durma eğilimindedir. Birçok vejetaryen ipek, yün, deri veya süet içeren giyim ürünlerini satın almaktan kaçınmakta, hayvanlar üzerinde deney yapan şirketleri boykot etmekte ve yalnızca hayvansal yan ürünler içermeyen kozmetik ürünleri satın almaktadır. Kaynaklar 1 2 3 4 5 6 Sorumluluk Reddi Bu bilgilerin, eğitimli bir tıp uzmanının vereceği tavsiyeler yerine geçmesi amaçlanmaz. Pitho, yalnızca genel bilgi temelinde ve kaynaklarını da belirterek size verilen bu bilgilere dayanarak verdiğiniz kararların sorumluluğunu kabul etmez ve bu bilgiler kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez.
- Bir değişim Hikayesi
Her birimiz kalbimizde yeni ve eşsiz bir kapının açılmasını sağlamış bir patili bireyle, hayatımızın bir noktasında tanışmışızdır. Bir yavru kedinin karnını okşamaktan ya da bir yavru pandanın hapşırmasını izlemekten aldığımız keyfin kaynağı kalbimizde açılmış o kapıdır. Bu nedenle insanların hemen hemen %75'inin kendisini "hayvansever" olarak tanımlıyor olması da şaşırtıcı gelmeyecektir. Yılda 47 kedi ve 47 köpeğin işkence çekerek yaşayıp işkence çekerek ölmesini, sadece yaşam tarzınızda küçük bir değişiklik yaparak engelleyebileceğinizi bilseniz ne yapardınız? Aslında, NPR'da yayınlanan Barbara J. King'in raporuna göre 1 kişinin vegan olması, fabrika çiftliği sisteminden yılda ortalama 95 hayvanı kurtarıyor. İsteyeceğimiz son şey onlardan birinin acı çektiğini görmek, biliyoruz. Ancak ne yazık kapalı kapılar ardında aynı sinir sistemine ve aynı şefkatli yaşam bilincine sahip; -sadece kedinin köpekten farklı karakterde olması gibi, farklı kişisel özelliklerdeki- tavukları, inekleri, hindileri, keçileri ve koyunları akla gelebilecek en kötü istismar biçimlerine maruz bırakan dev bir et sektörü var. Harekete geçmenin en iyi yolu hayvanları tabağınızdan kaldırıp şefkatli, bitki bazlı alternatiflere geçmek. Peki göründüğü kadar zor mu? Vegan olmak niye bu kadar keskin, zor ve imkansız görünüyor? 1. Kendinizi Suçlamamanız Gereken Yerler Var Kişisel Öykü: "Evsiz hayvanları beslemeye 5-6 yaşlarındayken babama eşlik ederek başladım. 7 yaşına geldiğimde ilk köpeğimizi, 11 yaşımdayken ilk kedimizi sahiplendik. 15 yaşımdayken evimizde 1 köpek 8 kedi vardı. 18 yaşındayken, üniversite okuduğum şehirde kendi evime çıktım ve bireysel ilk kedim ile yaşamaya başladım. Şuan yanımda bu yazıyı yazmamı izleyen köpeğimi 21 yaşımdayken sahiplendim. Bu süre zarfında hatırlayamayacağım kadar çok evsiz köpeğin ve kedinin tedavisi, beslenmesi ve barınması için gönüllü oldum. Yaşıtlarıma kıyasla, hayvanlarla bu kadar fazla iç içe olduğum yaşamımın ilk 22 yılı boyunca vegan ya da vejetaryen olmayı aklımdan bile geçirmedim. Kendimi bu noktada suçlu hissetseydim aynı oranda savunmaya çalışırdım. "Protein almak için buna ihtiyacım var," diyebilirdim. "Onlar bizim onları yememiz için yaratıldı," diyebilirdim. Belki sadece "Beceremiyorum," der geçerdim ya da abartıp, "Onların canı yanmıyor ki," diyebilirdim. Her birinin aksini hem bilimsel hem dini yönden ispatladıklarında ise biraz had aşabilen bir karaktere bürünüp, "Çünkü onları tabakta seviyorum," diyebilirdim. Aslında sadece, o güne kadar öyle düşünmemiştim. Bu nedenle kendimi suçlayamam. Her birimizin kendi yaşamında içinden geçtiğimiz evreler var. Her birimiz farklı deneyimler sonucu farklı kazanımları karakterimize ekleyerek gelişiyoruz. Her birimiz ayrı bir konuda bir diğerine destek olduğunda önce toplum, sonra insanlık olarak gelişiyoruz. Yaşamımdaki evreler beni o noktaya 22 yılda getirdiği için 35 yılda getirenden iyi ya da 15 yılda getirenden kötü değilim. Çünkü gördüm ve değiştim. O zaman iyiyim ve iyilik de tek hedefim. Hedefimde ilerledim." 2. Acele Etmenize Gerek Yok: Kriter Sizsiniz Kişisel Öykü: "Yaptığım en büyük hata hemen vejetaryen olmaya çalışmaktı. Öğrenciydim, köpeğim ve kedimle yaşıyordum ama hemen vejetaryen beslenebileceğime inanıyordum. Hamburgerden, tantuniden, sucuktan hemen vazgeçmeliydim. Üstelik 2011 yılında verilmiş bu ani karar sırasında vegan ürünler yaygın da değildi. Yani bilinç altıma işlenen anıların hatırına şöyle güzel bir vegan sucuğun var olabileceğine dahi ihtimal vermezdim. Sonuç: Yapamadım. 1 yılı tamamlayamadan kendiimi ağlayarak tantuni sipariş ederken buldum. Stresli ve bilgiden yoksun kişisel gelişim mücadelem başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Hani bir kitap okuyup hayatları değişmişti? Hani o belgeleri görmüşlerdi ve çizgiyi çekmişlerdi? Hani o videoları izledikten sonra ağızlarına et koyamamışlardı? Ben niye böyle olamamıştım? Çünkü benim bir şeylerden vazgeçmek için de bir şeylere başlamak için de hep zamana içselleştirmeye ihtiyacım oldu. Bu benim zayıf noktam değil. Bu "ben"im. Diğer tüm özelliklerimle "ben"im ve bu yönüme hitap ederek ilerlemeliydim. Sırf büyük bir sevgi ve şefkatle onlara empati duymanın tüm karakter silsilemi baştan sona değiştireceğini düşünmüş olmam bile büyük cesaretti. Kriter onlar olmamalıydı. Kriter "ben" olmalıydım. Ben şimdiye kadar nelerden vazgeçtim? Nasıl vazgeçtim? Bu soruların cevaplarını bulup kendi geçmiş referanslarımla, kendime göre, kendi yolumda ilerlemeliydim." 3. Avantajlarınızı Unutmayın Türkiye'de doğmuş büyümüş insanların en önemli avantajı zengin mutfak kültürü. Veganlık süreçlerinde kişileri en çok baskılayan, oturmuş damak zevkleridir. Bizlerin damak zevkine hitap eden onlarca sebze yemeği ve zeytinyağlı yemek olması bu konuda en büyük yardımcınız olacak. Bize anlatılan, uzmanlık gereken konuları dahi araştırabileceğimiz bir çağda yaşamanın avantajını küçümsemek haksızlık olur. Protein aslında nedir? Tüm esansiyel aminoasitler kolay ve sürdürülebilir bir menüyle nasıl hayatımıza dahil edilebilir? Vegan beslenmek gerçekten sağlıksız mı? Küçük bir makale araştırması yla yapılan tüm çalışmalara ulaşabilir, yapılan araştırmaları ilk elden okuyabilirsiniz. Sadece hayvanlara olan şefkatinizi değil, kendinize olan şefkatiniz i de kullanın. Meyveler, sebzeler, kuruyemişler ve baklagiller gibi bitki bazlı gıdalar, vücudumuzun gelişmesi için ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerle doludur. Ayrıca kolesterol içermezler, bu nedenle birçok doktor yüksek kolesterolle bağlantılı kalp krizi ve felç riskini azaltmak için hamburger ve bifteği kesmeyi öneriyor. Araştırmalar, bitki temelli beslenmenin, kronik ağrının temel nedenlerinden biri olan iltihabı azaltabildiğini ve hatta tersine çevirebildiğini gösteriyor. Kişisel Öykü: "Aradan tam 5 yıl geçmişti. 5 yıl boyunca beraber et yediğim herkes, gerekirse defalarca, vegan olmaya çalışıp olamama anıma maruz kaldı ve 'ama bir gün olacağım,' derken ağzıma etleri tıkıştırmamı izledi. Yerimde sayıyor ve hayatın koşturması içinde yemeden yemeye hatırlıyor gibi görünüyordum. Ben bile öyle görüyordum. Ama son noktaya gelip geriye bakınca önce tüm halde önüme gelen balıkları yiyememeye başladığımı, sonra vücut bütünlüğü başı hariç bozulmamış olan tavuğu görürsem birkaç gün kokusuna bile tahammül edemediğimi , daha sonra tek tek uzuvlarını da belirgin oldukları sürece yiyemediğimi ve en sonunda küçük küçük parçalar halinde değilse hiçbir hayvanı yiyemediğimi hatırlıyorum. Bir gün, "Dünyada paneli balık, paneli tavuk, tantuni, portakallı somon, sucuk, peynir ve süt olmasaydı bu noktada hemen şimdi rahatlıkla vegan olabilirdim," desem de bir gün vegan, hiç olmazsa pesketaryen ya da mümkünse vejetaryen olduğumda proteinleri nasıl alabileceğime dair araşırmalar da yapıyordum. 28 yaşıma geldiğimde, balayıma gitmeden hemen önce balayı dönüşünde vejetaryen olmaya kararlıydım. Ama balayımdayken açık büfede ne varsa kendimi kısıtlamadan yiyerek bu iç çatışmama son darbeyi vuracaktım. Ama balayımdayken de yiyemedim. Tabağıma aldım, baktım, köşesinden bir parça kestim ama gözümün önüne gelen acıları silemedim. Tahminimden 10 gün kadar önce de olsa, işte olmuştu. Kendimi tutmuyordum. Sadece, istemiyordum. Ancak balık için aynı şey geçerli olmamıştı. Kendimi tutmam gerekiyordu. Ama kendini tutmak oruçtur, kendini tutmak etik duruş değildir. Etik duruşunuz kendinizi tutmanıza dayanıyorsa içselleşmemiştir. O zaman bekleyecektim. Farkındaydım ve hayatıma bedenimi dinleyerek ve farkında olmaktan vazgeçmeyerek, kendimi savunmayarak ama aynı zamanda suçlamayarak devam edecektim. Bir gün, bu sefer sadece 1 yıl kadar sonra, heyecanla beklediğim bir balık tabağımda öylece yatarken yiyemediğimi fark ettim. Gözümün önüne gelen acıları silemedim ve onu da yiyemedim. Bugün vejetaryenim. Henüz vegan değilim. Farkındayım, kendimi savunmuyorum, kendimi suçlamıyorum. Hepimizin hayatında -sadece eğitim ya da kariyere dair değil- karaktere dair de ulaşmak istediği hedefler olduğuna inanıyorum. Bulunduğum noktada vicdani olan hedefime çok yakın olduğumu biliyor ve yeni değişimime hazır olmayı bekliyorum." 4. En Başında Neden Bu Kararı Verdiğinizi Unutmayın En başından bu adımın atılmasının en yaygın nedeni etiktir. Hayvan haklarına, yaşam hakkına duyulan saygının bireysel yaşam içinde kabulünün yansımasıdır. Ancak siz çevre bilinci ya da bireysel olarak sadece sağlıklı yaşamak için de vejetaryenlik sürecine girmiş olabilirsiniz. Artık bunu bir vahşet olarak görüyor ve birkaç nesil sonra insanların nasıl olup da hayvanları yediğimize anlam veremeyeceğini biliyorsunuz. Buraya kadar elbette normal. Ancak köpeklerin yenmesine anlam veremeyen, bunu dehşetle karşılayan insanların nasıl olup da diğer türlerin yemesini normal karşılayıp bir de yediklerini anlayamadığınız noktaya geldiğinizde geçmişinize dönün. Sizin de bunu içselleştirdiğiniz bir an yaşandı. Sizin yaşamınız, sizin geçmişiniz, sizin deneyimlerinizin getirdiği bir an. Bunu henüz yaşamamış kişilere değil saldırganca yaklaşmak, onları anlayamadığınızı ifade etmek ya da anlamayacaklarını düşündüğünüz küçük imalar barındıran, "Kimseyi zorlayamam tabi ama," larla başlayan cümleler kurmak ya da izlemeye henüz hazır hissetmedikleri videolar izletmek; onların vejetaryen ya da vegan olmasını ve tahminen 95 hayvanı zulümden kurtamasını sağlamayacak. Aksine, güçlü bir vicdana ve -bu konuyu konuştuğunuza göre- derin bir hayvan sevgisi ve şefkate sahip bu insanlar, sırf suçlamalarınıza cevap verebilmek için, doğal ve anlaşılabilir bir şekilde, geçerli ve değiştirilmesi zor sebepler bulacaklar. Siz de bulurdunuz. Onların geçtiği yoldan, onların edindiği deneyimlerle geçseydiniz elbette siz de bulurdunuz. Kendinizden farklı bir türle dahi empati kurabildiğinizi unutmayın. Başlangıç noktanızı ve kendinizi unutmayın. Doğa ile uyumun getirdiği sağlıkla huzurla ve güvenle...










